YAZARINI AŞAN ESER: FEYZÜ’L KURÂN
Arapça ve Fransızcayı iyi, Felemenkçe ve Almanca’yı orta derecede bilen Feyizli Hoca, “Türkiye'nin Yaşayan İlim Hazinesi” olarak kabul edilmektedir. Yüksek İslam Enstitüsündeyken Arapça öğrenir. Akabinde alet ilimleri, mantık, meani, telhis ve fıkıh okur.
Dilin imkânlarından istifadeyle tercüme faaliyetlerine de zaman ayıran Feyizli Hoca, ilk olarak arkadaşlarıyla birlikte Hasaneyn Muhammed Mahluf’tan “İslam’da Miras Hukuku” isimli bir eser tercüme eder. Bunun dışında telif ve tercüme birçok esere imza atar.
Feyzü’l Furkan tabir yerindeyse müellifini Gölgede bırakan bir eserdir. Dört milyonu aşan bir baskıyla Türkiye'nin en çok okunan Kur'an meali olarak kayıtlara geçer.
Hoca, imam hatip Lisesinde okurken adaşı Hasan Basri Çantay’ın Kurân meali ile tanışır. Hem eseri çok beğenir hem de ileride tefsir alanında ihtisaslaşarak benzeri bir eser yazmayı arzular. Bu arzusuna 1980 yılında Ankara İmam Hatip Lisesi’nde öğretmen ve idareciyken Kılıç Yayınevi’nden kendisine gelen Kur'an-ı Kerim'in Türkçe Meali’nin yapılması teklifiyle kavuşur.
Feyizli Hoca, “bunlar meal basmayı düşündüklerine göre iyi insanlardır” diyerek teklifi kabul eder ve günlük altı saatini ayırarak herkesin rahatlıkla anlayabileceği sadelikte bir meal hazırlamaya başlar. Beş senesini harcayarak yoğun bir tempoyla çalıştığı eserini 1985 yılında tamamlar. Feyizli hoca’nın çalışmasını benzerlerinden ayıran en önemli özelliği Kuran’ın anlaşılmasını kolaylaştırmak için ayetlerin sebeb-i nüzulünü ve diğer ayetlerle bağlantısını açıklayan parantez içi bilgilerdir.
Feyizli Hoca’nın, Feyzü’l Furkan’ın dışında telif, sadeleştirme ve tercüme birçok eseri bulunmaktadır. Bunları teberrüken de olsa ismen zikredecek olursak şöyle sayabiliriz: Akaid-i Nesefi ve Fıkh-ı Ekber Tercümesi (1988), Cahiliye Zihniyetinin Kuran’la Değişimi, İz Y.,(2020), Feyzü'l Furkan Tefsirli Kur'an-ı Kerim Meali, Kılıç Yayınevi-(1989), İslam Fıtrî Tabiî ve Umumî Dinidir (1981, İslâm’da Mal ve İdare Hukuku ( 1985), İslam’da ve Diğer İnanç Sistemleri’nde Oruç ve Kurban, Kıraat İlminde Verş ile Hafs Rivayetinin Karşılaştırılması, Kökler Yayıncılık, (2020), Kıraat-i Aşere, DİB-(2018), Kuran’da Ahlak-Hukuk İlişkisi-İz Y.(2020), Mi’yar-ı Sedat (Klasik Mantık), (1988), Müslümanlaşmanın Formülü (Tevhid, Tezkiye, Takva), İz. Y.(2022),
HÜSNÜ HATİME
Müfessir, âlim, mucit-kaşif ve öğretmen kişiliğinin yanında beyefendi ve saygın duruşuyla gönüllerde taht kuran Feyizli Hocamız henüz aramızda ve hayatta. Bunun için ne kadar şükretsek azdır. Yaşının ileri ve sağlığının elverişli olmaması cihetiyle hocamızla ruberu görüşme imkânı bulamadık.
En büyük arzumuz hocamızın bir an önce sağlığına kavuşması ve kendileriyle ruberu bir görüşme fırsatı yakalamaktır. Rabbim kendisine sağlık, sıhhat, ömrüne, ilmine, irfanına hayırlar ve bereketler lütfeylesin. Sözlerimizi kendisiyle yapılan bir röportajda geçen kulaklara küpe şu güzel temennilerle noktalayalım:
“Tarih bilgisi insanları birbirine kaynaştırmaz, bilgi sağlar ama Allah adına insanları birleştiren yegâne unsur din ve dildir. Onun için ana din ve ana dil önemlidir. Dinimizi ve dilimizi kaybedersek, rastgele, herkese imrenen çok kişilikli insanlar oluruz. Bir insan, bir millet olamayız. Müslüman kimliğimizi kaybetmediğimiz nispette ayakta dururuz. Yoksa birbirini sevmeyen ve beraber olmayan bir toplum haline geliriz. Onun için ibadet sevgisi ve İslam ahlakı toplumun ayakta durmasını sağlar”
“Allah'ın kitabında ve Peygamber'in yaşadığı ahlak sisteminde haram ve helal yer alıyor. Haramı ve helali çok iyi bilmeliyiz. Gençlere, millete haramı ve helali, Allah'a saygıyı ve ibadeti öğretmeliyiz. 'Hukukta hürriyetin sınırı nerede biter? Başkasının hürriyeti sınırlandığında biter” denilmektedir. Bir hukukçuya “Bu vücut senin mi, değil mi?' diye sordum. Düşündü, 'Benim değil' dedi. “Allah'ın ise Allah'ın sınırına zarar veremezsin” dedim. Senin hürriyetin vücuduna zarar verdiğinde biter. Müslüman'a göre hürriyetin sınırı haramlarda biter, helaller de serbesttir. O zaman topluma bunları öğretmeliyiz.”
“Müslümanca yaşayarak dışımızdakilere rol model olmalıyız. Fabrika ayarlarına, kendi benliğimize dönmeliyiz. Müslüman bir ülkeyiz. Top, tüfek yapmak en tabii hakkımızdır, bunları başka yerlerden de alabiliriz ama benliğimizi kaybedersek onu hiçbir ülkeden alamayız. Onun için öz benliğimizi korumalıyız, kendimiz olmalıyız. Çocuklarımıza bunları aşılamalıyız.”