Yazıya nereden başlasam bilemedim doğrusu. Bugün okurken gözümün önüne koskoca bir Anadolu hikâyesi geldi. Ne mi oldu? Kırşehir’deki Muharrem Ertaş Güzel Sanatlar Müzik Ortaokulu, daha ilk yılında Türkiye birincisi oldu. Duyunca içiniz ısınıyor, değil mi?

Hele ki bu başarının geldiği yer Kırşehir olunca... Âşık Veysel’in, Neşet Ertaş’ın, Muharrem Ertaş’ın diyarı. Toprağında türkü olan, rüzgârında saz sesi dolaşan bir memleket. Oradan yükselen bir sesin Türkiye’ye “Durun, ben de varım” demesi ne kadar da manidar.

Şimdi lafı uzatmadan anlatayım.

Millî Eğitim Bakanlığı “Su Verimliliği Seferberliği Yarışması” düzenlemiş. Ortaokullar arasında, kategoriler var: müzik kategorisi, resim kategorisi, kompozisyon... ve bu okul, tam 68 bin 616 eser arasından sıyrılıp müzik dalında Türkiye birincisi olmuş. 68 bin! O sayıyı bir düşünün. İstanbul’dan, İzmir’den, Ankara’dan onlarca okul var. Ama birincilik Kırşehir’in.

Peki ne yapmış bu çocuklar?

Öyle alelade bir şarkı söyleyip göndermemişler. Kendileri aranje etmişler, kendileri kaydetmişler. Eserin adı da “Sorumluyuz Sulardan, Sorumluyuz Vatandan” . Ne güzel bir isim değil mi? Sadece bir yarışma için değil, cidden bir şeyler anlatmak, bir şeylere dikkat çekmek istedikleri belli oluyor.

İşin güzel tarafı, bu çocuklar 27 Nisan 2026’da Ankara’da ödüllerini almışlar. Millî Eğitim Bakan Yardımcısı’nın elinden. Düşünsenize, Kırşehir’in bir ortaokul öğrencisi, başkentte eline bir plaket alıyor. O an yüzünde oluşan gururu hayal edin. Babasının, annesinin gözleri nasıl doluyordur?

Ben bu haberi okurken aklıma hemen şu soru geldi: “Peki ya diğer okullar?”

Maalesef çoğu okul bu tür yarışmalara ya katılmıyor ya da “zor” diye kenara itiyor. Hâlbuki bu öğrenciler gösterdi ki; imkân verilirse, önleri açılırsa neler başarıyorlar. Muharrem Ertaş Güzel Sanatlar Müzik Ortaokulu bir sanat okulu, evet. Ama buna rağmen birincilik kazanmaları tesadüf değil. Orada emek veren öğretmenler var, gecesini gündüzüne katan idareciler var, en önemlisi de sazına yürekle sarılan çocuklar var.

Kısacası, bu başarı sadece bir kupa ya da plaket değil. Bu, Anadolu’nun bağrından kopup gelen bir sestir. “Biz buradayız, biz de varız” diyen bir çığlıktır. Üstelik susuzluğa, su israfına dikkat çekerek...

Ne diyelim? İnşallah bu başarı diğer okullara da örnek olur. İnşallah bu çocuklar büyüdüklerinde, “Ben ortaokuldayken Türkiye birincisi olmuştum” diyerek gülümserler.

Muharrem Ertaş’ın ruhu şad olsun. Toprağı bol olsun. Bugün onun adını taşıyan bir okul, onun gibi gönüllere dokunuyor.

Selam olsun Kırşehir’in o gür sesli çocuklarına.