Anadolu ve özellikle Kırşehir son yıllarda kurak geçiyor…
Doğru dürüst, başka bölgelere yağdığı kadar kar ve yağmur yağmıyor…
Mevsimler değişti…
Ne zaman görsem bulanık akıyor Kızılırmak…
Üzülüyorum halsiz mecalsiz akan, eski coşkusundan eser kalmayan Kılıçözü’ne…
Eskisi gibi coşkulu akmıyor ırmaklarımız derelerimiz…
Nerde Ökse, nerde Şalgösteren, nerde Üçgöz?
Hani nerde Kırşehirlilerin anılarında çıkmayan böğürtlenlerin, kavaklıkların, söğütlerin arasında kıvrıla kıvrıla akan, ilk yüzmeyi burada öğrendiğimiz İkizarası?
Gidin bakın eskisinden hiçbir eser kalmadı, yok ettiler.
Ağaçlar artık dolu dolu meyve vermiyor nedense…
Ekilen dikilen arazilerimiz karın doyurmuyor ne olduysa…
Mavisini yitirmiş denizler misali…
Bu yazımı 24 Ocak 2016 Pazar günü yazıyorum…
Hafiften kar ve tipi var Kırşehir’de…
Bunu da özlemişiz ne yalan söyleyeyim.
Televizyonlarda seyrediyoruz başka bölgelere yağan metrelerce karı.
Bunlar neyse de, son yıllarda ülkemiz acılar ve hüzünler yaşıyor!
Ülkemizin bir bölgesinde adeta savaş hüküm sürüyor.
Yine vatan evlatları bir bir şehit ediliyor.
Kim demişti, kim söylemişti, ne zaman yazmıştı hatırlamıyorum
“Zaman geçmiyor, biz geçiyoruz!” diye…
Sabah saatlerinde hafif bir rüzgâr ile kar bastırdı, biraz da tipiye döndü. On dakika sonra hava yine açtı. Masmavi gökyüzü altında yürüdüm bir süre.
Gazeteye doğru yürürken, zamanın mı bizim mi geçip gittiğimizi düşündüm.
Bizim de çocukluğumuz gençliğimiz oldu. Biz de gençtik ama hiçbir zaman büyüklerimizi küçük görüp, onlara karşı saygısızlık, ya da terbiyesizlik ederek, aslımızı mayamızı ortaya koymadık. Daima büyüklerimizden öğrenmeye çalıştık.
Güneşin doğuşunu yakalamaya bayılıyorum.
O saati, o duyguyu, güneşin o müthiş uyanışını kaçıran insanlar adına nasıl dertleniyorum anlatamam.
Bir çıkın Akbayır’a, Kervansaray’a bakın göreceksiniz güneşin nasıl parladığını…
Çok hoşuma gidiyor erkenden kalkmak ve işime gitmek, havayı her nasılsa öyle içime çekmek!
Herkes kalksın görsün istiyorum bu güzelliği. Derin bir nefes alıyorum her seferinde. Bunu yaşamayan, görmeyen herkes adına...
Güne erken başlayıp yapmam gereken her şeyi hızlıca yapıp, günü erkenden yaşayabilme ve hayattan zaman kazanma fikrini çok seviyorum.
Dün öyle yaptım.
Kırşehir’in Akbayır’ından Kervansarayı’na baktım.
Hayal kurmaya zaman kalmasını seviyorum belki de…
Sabah erkenden, ben çoktan masamda oturmuş, gazeteleri bir bir devirmiş sade kahveleri yudumluyor oluyorum kimi zaman…
Etrafta hiç ses olmuyor.
Çıt çıkmıyor.
Garip bir huzur ortamı…
Tek acelesi olan kuşlar o saatte. Öyle çılgınca kanat çırpıyorlar ki sizin de görmenizi isterim.
Tam hayal kurma, hüzünlenme, maziye dalma, hasretleri anma zamanı…
Hava o saatlerde puslu desem değil, dumanlı desem hiç değil, işte özlemle seyre daldığım Kırşehir…
Yani renk mavimtırak olacağına, sarımtırak oluyor film müziği gibi duruyor.
Kahvem elimde fonda inceden bir müzik, maziye bakıyorum bazen, dalıp gidiyorum.
Daha etrafta kimsecikler yokken bolca düşünüp planlar yapıp, hayaller kurup, durup dururken sinirleniyorum bazen nedense!
Bardağımdan çıkan kahveli dumanı koklayıp gözlerimi bardaktan uzaklaştırıp tatlı tatlı canımı acıtmadan kamaştıran güneşe bakıyorum.
Doğmakta olan güneşe.
“Nasıl yetiştim ben?” diyorum. “Nasıl da bugünlere geldim?” diyorum.
“Nasıl bu kadar değiştim ve nasıl bu kadar aynı kaldım?” diyorum kendime…
Hayatımı gözden geçirip, inanılmaz bir hisle yürekten inanarak bugünüme şükrediyorum.
Hani bazı insanlar öylesine yaşarlar.
Bazıları mutlu olduklarının asla farkına varmadan yaşarlar.
Bazıları mutsuz olduklarının da farkına varmazlar.
Düşünmezler…
Yaşarlar…
Her yaşadığım anın farkında olmaya çalışarak yaşıyorum.
Milyonlarca duyguyu aynı kalpte barındırabiliyorum.
Yaşanması gereken ne varsa iyi, kötü yaşıyorum.
Şansıma hep şükrediyorum.
Aşırı hırs ve çıkar peşinde koşmadım, koşmuyorum.
Mesleğimi dürüst ve kaliteli yapmaya çalıştım, çalışıyorum.
Allah’tan daha ne isteyim?
Benim için ne düşünürlerse Allah onlara bin misli fazlasını versin isterim.
İşte soğuk ve karlı bir kış günü kalemimden dökülenler böyle oldu ne yazık ki…
Etrafınıza bir bakın, hangi duygu ve hangi gözle bakarsanız öyle görürsünüz dünyayı, öyle görürsünüz Kırşehir’i…
Ben bugün böyle gördüm Kırşehir’i… Ben böyle sevdim Kırşehir’i…