Halk takvimine göre baharın habercisi olarak kabul edilen cemrelerin düşmesiyle birlikte, Kırşehir’de kışın sert yüzü yavaş yavaş yerini baharın yumuşak dokunuşuna bırakmaya hazırlanıyor. Yüzyıllardır Anadolu’da doğanın uyanışını simgeleyen cemreler, bu yıl da Kırşehir’in bozkırına umut, toprağına bereket getiriyor.
19-20 Şubat’ta havaya düşen ilk cemreyle birlikte, Kırşehir’de sabah ayazları etkisini azaltırken, gündüzleri daha ılık bir hava hissedilmeye başlanacak. Özellikle Cacabey çevresi, Kervansaray Dağları ve şehir merkezindeki park alanlarında güneşli saatlerin artmasıyla birlikte vatandaşların açık alanlara yönelmesi bekleniyor.
26-27 Şubat’ta suya düşecek ikinci cemre, Kırşehir’de dereler, göletler ve baraj çevrelerinde gözle görülür bir hareketlilik oluşturacak. Kış boyunca donuk ve sessiz kalan su yüzeyleri çözülmeye başlarken, sulak alanlarda kuş sesleri yeniden duyulacak. Kaman ve Mucur çevresindeki tarım alanlarında suyun canlanması, çiftçiler için bereketli bir sezonun ilk işareti olarak görülüyor.
5-6 Mart’ta toprağa düşecek üçüncü cemreyle birlikte, Kırşehir’in bozkırında adeta bir renk değişimi yaşanacak. Kurak ve sarı tonların hâkim olduğu arazilerde yeşilin ilk izleri belirmeye başlayacak. Kır çiçekleri, papatyalar ve mor menekşeler, özellikle kırsal alanlarda ve yol kenarlarında kendini göstermeye başlayacak. Bağ ve bahçelerde tomurcuklanan ağaçlar, doğanın yeniden dirilişini gözler önüne serecek.
Cemrelerin düşmesiyle birlikte Kırşehir’de tarım ve hayvancılıkla uğraşan vatandaşlar da bahar hazırlıklarına hız verecek. Toprak sürme, bağ-bahçe bakımı ve hayvanların meraya çıkarılması gibi faaliyetler yeniden gündeme gelecek.
Her ne kadar cemreler bilimsel bir ölçüt olmasa da, Anadolu insanı için doğayla kurulan kadim bir bağın sembolü olarak kabul ediliyor. Kırşehir’de cemrelerin düşmesi, yalnızca havaların ısınması değil; aynı zamanda umutların tazelenmesi, doğanın yeniden canlanması ve baharın müjdelenmesi anlamına geliyor.





