Özkan Öztaş'ın haberine göre, Kırşehir'in Boztepe ve Merkez ilçelerini kapsayan altın madeni projesi, binlerce hektarlık tarım alanını ve Seyfe Gölü havzasını tehdit ediyor. Bölge halkı ise kısa süreli madencilik faaliyetleri uğruna doğanın ve üretim alanlarının geri dönüşü olmayan şekilde tahrip edileceğini savunarak projeye karşı mücadelesini sürdürüyor.
17 YILLIK MADEN İÇİN DEVASA BİR ALAN DÖNÜŞECEK
Boztepe ile Merkez ilçeleri arasında planlanan altın madeni projesinin yaklaşık 1262 hektarlık bir alanda faaliyet göstermesi öngörülüyor. Şirketin hazırladığı proje dosyasına göre işletme süresi 17 yıl olacak. Bunun öncesinde iki yıllık inşaat, sonrasında ise iki yıllık kapatma süreci planlanıyor.
Madende yılda yaklaşık 3 milyon ton cevher işlenecek. Ancak işlenecek her bir ton kayadan elde edilmesi beklenen altın miktarı yalnızca 0,53 gram seviyesinde.
27 TON ALTIN İÇİN 630 MİLYON TON KAYA KAZILACAK
Proje kapsamında çıkarılacak cevherin yanında her yıl yaklaşık 34 milyon ton atık kaya oluşacağı hesaplanıyor. İşletme ömrü sonunda ise yaklaşık 630 milyon ton kaya yerinden sökülmüş olacak.
Bu süreçte 123 bin tondan fazla patlayıcı kullanılacağı belirtilirken, tüm faaliyet sonunda elde edilmesi planlanan altın miktarı ise yaklaşık 27 ton olarak ifade ediliyor.
Çevre savunucuları ise bu tabloya dikkat çekerek, çıkarılacak altın miktarıyla yaratılacak ekolojik yıkım arasında büyük bir dengesizlik bulunduğunu savunuyor.
TARTIŞMA SADECE ALTIN DEĞİL, KAZANCIN KİME AİT OLACAĞI
Projeye karşı çıkanların en önemli itirazlarından biri de ekonomik fayda tartışması.
Eleştirilerde, madenden elde edilecek yüksek gelirin kamuya ya da bölge halkına değil, projeyi yürüten şirketlere aktarılacağı ifade ediliyor. Buna karşılık geride kalacak olanın ise tahrip edilmiş tarım arazileri, devasa atık sahaları ve doğal dengesi bozulmuş bir coğrafya olacağı belirtiliyor.
SEYFE GÖLÜ HAVZASI İÇİN ENDİŞE
Projenin en çok tartışılan yönlerinden biri de Türkiye'nin önemli sulak alanlarından Seyfe Gölü drenaj havzası içerisinde yer alması.
Şirket, altının ayrıştırılmasında siyanür kullanılmayacağını açıklasa da, cevher zenginleştirme sürecinde potasyum amil ksantat, metil izobütil karbinol ve sodyum silikat gibi çeşitli kimyasalların kullanılacağı belirtiliyor.
Proje boyunca 8,4 milyon metreküp su tüketileceği öngörülüyor. Bu miktarın, Kırşehir ölçeğinde bir yerleşimin yaklaşık bir yıllık su ihtiyacına karşılık geldiği ifade ediliyor.
Çevre örgütleri ve yurttaşlar ise yeraltı sularında yaşanabilecek azalma ile olası sızıntı risklerinin yalnızca maden sahasını değil, çevredeki tarım alanlarını ve doğal yaşamı da etkileyebileceği uyarısında bulunuyor.
TARIM VE MERALAR DA PROJENİN ETKİ ALANINDA
Proje kapsamında yaklaşık 631 hektarlık özel mülkiyete ait tarım arazisi ile 380 hektarlık mera alanının doğrudan etkileneceği belirtiliyor.
Bölge halkı, yıllardır üretim yapılan verimli toprakların kısa süreli bir madencilik faaliyeti uğruna kaybedilmesinin kabul edilemez olduğunu savunuyor. Tarımın yalnızca ekonomik gelir sağlamadığına, aynı zamanda gıda üretimi, kırsal yaşam ve gelecek kuşaklar açısından vazgeçilmez olduğuna dikkat çekiliyor.
KÖYLÜLER VE YAŞAM SAVUNUCULARI MÜCADELE EDİYOR
Çimeli, Körpınar ve Kızılcaköy başta olmak üzere proje sahasının çevresindeki yerleşimlerde yaşayan yurttaşlar, uzun süredir madene karşı hukuki ve toplumsal mücadele yürütüyor.
Yaşam savunucuları, projenin yalnızca bir madencilik yatırımı olmadığını; tarım alanlarını, su kaynaklarını ve doğal yaşamı tehdit eden bir dönüşüm anlamına geldiğini dile getiriyor.
Bölge halkı ise kısa vadeli ekonomik kazanç uğruna Kırşehir'in verimli topraklarının ve Seyfe Havzası'nın geri dönüşü olmayan biçimde zarar görmemesi için mücadelelerini sürdüreceklerini vurguluyor.