Kırşehir'de 24 Haziran seçimlerinin kazananı ve kaybedeni…



24 Haziran seçimlerini kazasız belasız geride bıraktık. Türkiye’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkan seçilirken, Kırşehir’den de Mustafa Kendirli ile Metin İlhan milletvekili oldu.
Kırşehir bu seçimde ciddi bir olay ve sıkıntı yaşamadı. Partiler her türlü seçim çalışmasını gönül huzuru içinde yaparken, elbette birkaç münferit olay olmuş olabilir. Ama bunu da Kırşehir’in il geneline yansıtmak doğru olmaz diye düşünüyorum.
Kırşehir’deki seçim sonuçlarına göre bir değerlendirme yapmak gerekirse, Cumhurbaşkanlığı’nda AK Parti lideri Recep Tayyip Erdoğan’ın, milletvekilliği seçiminde ise kazananın CHP olduğunu söylemek yanlış olmaz.
Bunu şu şekilde kısaca değerlendirmek mümkün.
1 Kasım 2015 seçimlerinde AK Parti Kırşehir’de 67 bin 797 oy almış ve yüzde 50’lik oranla Salih Çetinkaya ile Mikâil Arslan Milletvekili seçilmişti. Bu seçimde seçmen sayısı artmasına rağmen AK Parti’nin oyu 57 bin 230’a düştü ve yüzde 40’lık oy oranıyla sadece Mustafa Kendirli milletvekili seçildi.
Yani 11 bine yakın oyu düşen AK Parti diğer milletvekilini CHP’ye kaptırdı. CHP’nin 1 Kasım 2015’teki oyu 23 bin 941 iken bu seçimde 36 bin 92’ye yükseldi ve 16 yıl sonra Dr. Metin İlhan’la milletvekili çıkardı.
Yani AK Parti bütün illerde oyunu arttırırken Kırşehir’de oyunu neden düşürdü?
Bunun pek çok nedeni vardır elbette. Aday tercihlerinden tutun da, hükümetin ve belediyelerin icraatlarına kadar bir çok etken vardır.
Belediye Başkanı Yaşar Bahçeci’nin Kırşehir’de 2-0 alabilmek için neredeyse 24 saat çalıştığını, partiyi ve teşkilatları nasıl sürüklediğini yakından biliyorum.
Bahçeci mübarek Ramazan ayında bile sahura kadar hem kendisi çalıştı, hem teşkilatları, hem de Belediye personelini…
Ama olmadı, sadece yakın arkadaşı Mustafa Kendirli’nin milletvekili seçilmesini sağladı. Oysa ikinci sıradaki aday Necmettin Erkan’ın da bürokrasiden gelmesi ve Ankara’da geniş bir çevresinin olması Kırşehir için çok önemliydi. Olmayınca olmuyor işte.
Seçimlerin ardından partileri değerlendiriyoruz hemşehrilerimizle, “AK Parti neden Kırşehir’de kaybetti?” sorularını soruyoruz ve bir partili şunu açık yüreklilikle söylüyor:
“Biz Kırşehir’de seçimi kaybetmezdik ama yıpranmış ve kaşarlanmış bazı kişiler sürekli partinin etkinliklerinde hep ön safta bulundular, insanlar bunları sevmediği için partimize oy vermedi, kaybettik. Tabi Belediyemizin altyapı çalışmaları da, kaldırımların genişletilip yolların daraltması da partimize puan kaybettirdi.”
Doğru söylüyor bu partili hemşehrim…
Çünkü AK Parti’nin içinde bulunan ve geçmişte pek çok partinin saflarında görev yapmış kişiler, inandırıcılıklarını ve sevecenliklerini kaybetmişler, yıpranmışlar AK Parti’ye büyük zarar verdi.
Ben geçtiğimiz aylarda bu konuyu gündeme getirmiş ve “AK Partililer ile AKP’liler arasında ne fark var?” diye sorduğumda gerçek AK Partililer beni bu yazımdan dolayı tebrik ederken, bir kısmı da eleştirmiş, hatta kendilerine göre tepki göstermişlerdi.
Ama sonuç ortada…
AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kırşehir seçimlerini elbette masaya yatıracak ve partisinin kurmaylarından bu düşüşün nedenlerini soracaktır.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçimlerden kısa bir süre önce metal yorgunluğunu gerekçe göstererek, İstanbul ve Ankara başta olmak üzere bir çok ilin büyük şehir belediye başkanlarını, teşkilatlarını istifa ettirdiğini biliyoruz. Kırşehir’de de kendi kişisel taleplerini yerine getirmek için her iktidarın yanında olan, onların yönetimlerinde bulunanların bugün AK Parti’de siyaset yaptığını, iktidarın nimetlerinden yararlanırken, partiye yarar yerine zarar verdiklerini herkes biliyor ve gözlemliyoruz.
Çünkü bu kişilerin işleri bu. Başka işleri yok. Nerde davul çalıyorsa, nerede bir çadır kuruluyorsa, nerede bir yemek veriliyorsa oralarda bulunarak kendilerini AK Parti’nin bir neferi olarak görenleri Kırşehir’deki gerçek AK Partililerin görmek istemedikleri de ortada.
Ben bu konuda daha önce yazdığım yazımın arkasındayım. Keşke o zamanlar benim bu yazdıklarımı dikkate alıp, gereğini yapıp, onları partiden, etkinliklerden uzak tutsalardı, daha iyi olacaktı diyorum.
Bir de şu daire müdürlerinin AK Parti’nin etkinliklerinde olması, aktif rol oynaması da ilginçti.
Ya kardeşim devlet memuru olarak sizin oralarda bulunmanız AK Parti’ye ve devletimize büyük zarar veriyor. Siz bulunduğunuz makamlarda vatandaşa daha güzel hizmet verirseniz, vatandaşı memnun ederseniz, zaten vatandaş gider oyunu iktidarda olan AK Parti’ye verir. Ama siz vatandaşa bulunduğunuz makamlarda hizmet yerine eziyet ediyor, kolaylık göstermiyor, zorluk çıkarırsanız, size kızgınlığının faturasını AK Parti’ye keser.
Ve nitekim de öyle oldu!
CHP’ye gelince…
16 yıldır oyu 25 bini geçmeyen ve yüzde 20’nin altında oy alan CHP bu seçimde aday tercihini seçmenlerin beklentilerini dikkate alarak yaptı ve Dr. Metin İlhan’ı aday göstererek bunu başardı.
Ben Dr. Metin İlhan ismini biliyordum. Ama milletvekili aday adayı olana kadar tanışmışlığım yoktu. Ama halka sağlık hizmeti verirken gösterdiği ilgi ve güleryüzle herkesin sevgi ve saygısını kazandığını duyuyordum. Nitekim de seçmenler onu partisine bakmaksızın destekledi ve oy verdi. O da hem partisinin oyunu 24-25 binlerden 36 bin 92’ye çıkararak milletvekili olmayı başardı.
Peki seçimi kaybeden MHP ve İYİ Parti ne yaptı Kırşehir’de?
MHP lideri Devlet Bahçeli’ye kızan ve muhalefet olan partililerin yollarını ayırması nedeniyle baraj altında kalacağı söylenen MHP Kırşehir’de doğru bir aday gösterdi. Ülkücü ve MHP’liliğiyle bilinen ve sevilen Oğuz Sulusaray kendi imkânları çerçevesinde İl Başkanı Arif Kılıç ve yönetim kurullarıyla mütevazı bir seçim çalışması yürüttü ve 24 bin 71 oy almayı başardı.
MHP’den ayrılanların öncülüğünde Genel Başkan Meral Akşener’in kurduğu İYİ Parti Kırşehir’de neden beklediği oyu alamadı?
Oysa İl Başkanı Müfit Göçen ve Merkez İlçe Başkanı Nuri Aras ve yönetim kurulları seçimlere kısa bir süre kala partiyi Kırşehir ve ilçelerinde teşkilatlandırdı, sevilen isimleri partiye kazandırdı. Ama partililer “aday tercihi yanlış oldu. Keşke Asaf Kayaoğlu olsaydı, biz seçimi kazanırdık” demeye başladı.
Tabi birinci sıra adayı Hakan Ünser’in partililiğinden, dürüstlüğünden yana bir sıkıntı yoktu. Onun Kırşehir’de olmaması, biraz soğuk yapılı olması seçmenin ilgisini çekemedi ve kaybetti. MHP’den daha çok oy olması beklenirken, MHP’nin altında yani 14 bin 427 oy ancak toplayabildi.
Özetle bir seçimleri daha geride bıraktık.
Kırşehir’de kaybedenler, kazananlar oldu. Her parti nasıl kazandıklarını, nasıl kaybettiklerini iyi değerlendirmeli.
Ancak Kırşehirlilerin ve benim ortak görüşüm şu. Ah keşke seçimi kazanmak isteyen partiler ve liderler oturdukları yerde aday belirlemek yerine, illerde hangi adaylarla kazanabileceklerini araştırsa, soruştursa ve adaylarını belirleseydi hem partiler, hem de Kırşehir daha çok kârlı çıkardı diye düşünüyorum.
Ayrıca Kırşehir 24 Haziran seçimlerinde en kârlı çıkan illerden biri oldu. Nedeni ise iki Kırşehir’den, beş te Ankara’dan Kırşehirli milletvekili seçilerek Meclis’e girmeyi başardı.
Kırşehir’den AK Parti’den Mustafa Kendirli ile CHP’den Metin İlhan’ın yanı sıra Ankara’dan Ak Parti’den Hacı Turan ile Prof. Dr. Arife Polat Düzgün, CHP’den Yıldırım Kaya, MHP’den Nevin Taşlıçay ile Sadri Durmaz milletvekili seçildiler. Yani Kırşehir bu dönem Meclis’te yedi Kırşehirli milletvekili ile temsil edilecek.
Hepsini kutluyor ve görevlerinde başarılar diliyorum. Mazbatalarını alarak Meclis’in yolunu tutacak ve yemin ederek görevine başlayacak Kırşehirli tüm milletvekillerimizin seçildikleri iller gibi Kırşehir’i de unutmayacaklarını, Kırşehir’e hizmet ve yatırım gelmesi konusunda tek yumruk olacaklarına inandığımı da belirtmek istiyorum.
Kırşehir’den milletvekili seçilen Mustafa Kendirli ile Metin İlhan’ın verdikleri vaadlerini biliyor ve yakından takipçisi olacağız. Tabi özellikle iktidar partisi AK Parti Milletvekili Mustafa Kendirli’den beklentilerimiz daha fazla…
Umarız sayın Kendirli, doğup büyüdüğü, suyunu içtiği, tozunda ve çamurunda yaşadığı Kırşehir’in sorunlarını Belediye Başkanı Yaşar Bahçeci ile birlikte çözümler ve kendinden önce başlayan yatırımları tamamlar, proje aşamasında olan ve yatırım programına alınması beklenen tüm yatırımları hayata geçirir, Kırşehir’de iz bırakır ve adını unutulmayan milletvekilleri arasına yazdırır.
Ayrıca sayın Kendirli’nin Kırşehir’de pek çok yatırım ve hizmetlerin gelmesine öncülük eden geçen dönemin Kırşehir Milletvekilleri Mikâil Arslan ve Salih Çetinkaya’nın da fikir ve tecrübelerinden yararlanmasını da öneririm.
Sayın Kendirli, verdikleri vaadlerini gerçekleştirmek yerine küçük işlerle uğraşır, zamanını eş-dost işlerini takiple geçirir, partizanlık yaparsa, hem kendisi, hem de Kırşehir kaybeder.

***

Sevdiğim bir söz

“Ne borçlu, ne de alacaklı ol; yoksa hem paranı, hem de arkadaşını kaybedersin.” W.Shakespeare

***

Anlayana…

Bencillik üzerine kısa bir öykü

Ölüp cehenneme giden bir adam hakkındadır bu öykü.
Şeytan bu adamı nefis yemek kokuları gelen bir odaya götürür. Odanın ortasında büyük bir tencere ve çevresinde oturan insanlar vardır. Bu çok zayıf, bir deri bir kemik kalmış insanlar acıyla inlemektedir.
Cehenneme yeni gelen bu adam tencerenin çevresindeki insanların ellerinde kepçeye benzer, uzun saplı kaşıklar görür. Kaşıklar ellerine bağlıdır. Kaşığı tencereye daldırabilmekte ama hiçbir şey yiyememektedirler. Çünkü kaşıkların sapı o kadar uzundur ki, ellerindeki kaşıkları bir türlü ağızlarına götürememektedirler...
“Lütfen” der adam “bana bir de cenneti gösterir misin?”
“Elbette” der şeytan; ''Sonsuzlukta birkaç dakikanın ne önemi var'' der ve onu cennete götürür.
Adam cennete girince hem çok şaşırır, hem de kafası karışır. Gördüğü manzaranın cehennemdekinden hiçbir farkı yoktur. Yalnızca insanlar mutlu ve sağlıklıdır, kahkahalarla gülmektedirler.
''Anlayamadım” der. “Her şey aynı, herkesin ellerine bağlı uzun saplı kaşıklar var ve hepsi de bir tencerenin çevresinde oturuyorlar. Farklı olan nedir? Neden burası cennet?” diye sorar Şeytana…
Şeytan adamın sorusunu yanıtlamaz.
Tam çıkarken, adam başını bir kez daha çevirir ve olan biteni anlar. Herkes ellerindeki uzun saplı kaşıklarla birbirlerini beslemektedir!..
Sonuç olarak, hepimiz bir bütünün parçasıyız ve hepimizin bir başkasına gereksinimi var..!
Hepimiz birbirimizin tek kanatlı meleğiyiz. Uçabilmemiz için kucaklaşmamız gerekir.
Yeter ki bencil olmayalım!..