KİR

Kir nedir? Ne kadar geniş kapsamlı bir sözcük, senin hayatta kendinle bütünleştiremediğin, topladığın, maruz kaldığın, tiksinerek baktığın her şey kirdir. Önemli olan sana yapışıp yapışmadığı ya da leke bırakıp bırakmadığıdır.

Bir çocuk oyun oynadıktan sonra üzerine bakınca ne kolay anlarız çamurla mı, boyayla mı yoksa su ile mi oynadığını. Kendini kirlenmiş hisseder mi? Hayır. Aslında bunun sebebi üzerindekilerin yapışmadığını bilmesidir. Bize yapışmayan hiçbir şey kir değildir. Bir madencinin karası kir değilken kara terin hakkını vermeyen iş verenin anlı asfalt ziftidir. Ne kendi çıkar ne kokusu gider.

Görünmese de bazı kirler kokar. Ahlaksızlık kokulu kirdir. Görmezsin bazen ama kokar kir, bilirsin orada kir var koku gelir. Buram buram ama gözün inat eder inanmaz burnuna. Bir mandıra işçisinin aldığı ahır kokusu gibi değildir. Hak edilen para ile haksızlıkla alınan para da farklı kokar. Paranın kiri buradan gelir. Fakat bu kir aynı zaman da görünür. Bindiği arabada oturduğu evde ağzından çıkan sözcüklerde görünür. En kötü kir utanmaz kirdir. Göründüğünü bilir, bilindiğini görür fakat saklanmaz. Korkmayan kir utanmaz utanmadığından saklanmaz. 21. Yüzyılın insanlara kattığı en önemli buluş duyularımızın sayısında oldu. Artık beş değil altıncı bir duyumuz var o da diğer beş duyunun altında sürekli bir şeyler arayan yeni bir duyu. Ne göze inanıyor ne kulağa ne buruna ne de dokunmaya her şeyin altında yeni bir şey arayan o duyu. Bunun sebebi aslında kirin artık beş duyu ile açıklanamaz olmasıdır. Dünyanın artık üç de ikisi su olarak görülmüyor kir olarak görülüyor. Bunu küresel ısınma, savaşlar, açlık, haksızlıklar, olarak maddeleştirsek de kir bu. Dökemediğimiz, arınamadığımız taşımaktan da utanmadığımız bir kir. Kendimize yakıştırdığımız kir kalır biz de bazen bir rozet, bazen madalya bazen de onur nişanı gibi kalır. Bir savaş da askerini koruyan ya da vatan savunması yapan bir komutanın öldürdüğü karşı askerler kir midir, nişan mıdır? Cepheye baktığın yere bağlıdır.

Yapışmayan hiçbir şey kir değildir derken bunun en iyi yeri kendine, karşı kişiye ya da Yaradan'a pişmanlığını sunma bağışlanma arzusudur. Bu dileğin samimiliğiyle kirin yüzden elden yavaş yavaş aktığı silindiği görünür muhakkak. Hiç kimse kirli değildir kirlenendir. Bunu bilmek temizlenmeye karşı güç verir. Şikâyet etmek kire sabun olmaz. Vazgeçmektir en etkili temizlik.

Bugünün kiri bir virüs gibi kolay yayılıyor. Başkalarında gördüğümüz bir kiri zamanla kendimizde de görmek ister, bir noktaya gelme gibi korkunç duruma geldik. Kiri kir görmemek bu. Böylece arınma isteği de oluşmuyor. Kir farkında olmadan bir uzvumuz oluveriyor.