KİBİR ALÇALTIR, TEVAZU YÜCELTİR

Tevazu: (Alçak gönüllülük) İnsanın, Allah’ın (C.C.) büyüklüğü ve ululuğu karşısında kendi acziyetinin farkına vararak başta hem cinsleri olan diğer insanlar olmak üzere hiçbir varlık karşısında büyüklük taslamaması, böbürlenmemesi, aşağılayıcı duygu ve davranışlardan uzak durmasıdır. İslam inancına göre büyüklük Allah’a mahsustur El-Casiye suresinin 37. Ayetinde; “Göklerde ve yerde ululuk O’na aittir. O sonsuz güç, sınırsız hikmet sahibidir.” Buyrulmuştur. Şu halde insanın kendini büyük görmesi, her şeyden önce Allah’a (C.C.) karşı saygısızlıktır. Nahl suresinin 23. Ayet-i kerimesinde; “…Allah ululuk taslayanları sevmez.” Buyurmuştur. Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V.) ise; “Sadaka malı eksiltmez, kul affederse Allah mutlaka onun şerefini arttırır, biri Allah için tevazu gösterir ise Allah’da onu yüceltir.” Buyurmuştur. Mekke’nin fethinden sonra Mekke’de yaşayanlar, Peygamberimizin huzuruna bölük bölük geliyorlar O’na bağlılıklarını bildiriyor, İslam’la müşerref oluyorlardı. Bu sırada bir Arap, Peygamberimizin huzuruna gelmiş ve titremeye başlamıştı, Peygamberimiz ona; “Sakin ol ! Ben bir kral değilim, güneşte kurutulmuş et yiyen bir kadının oğluyum.” Diyerek o Arap’ı rahatlatmıştı.

Tevazu, “Merhamet kanatlarını yere yaymak.” Olarak da tarif edilmiştir. Yine Mekke’nin fethinden hemen sonra H.z. Peygamber (SAV), İslam’a girmek isteyenlere dinin kurallarını anlatıyordu. H.z. Ebu Bekir’de o güne kadar iman etmemiş olan babası Ebu Kuhafe’nin elinden tutmuş, o’nu Peygamberimizin huzuruna getiriyordu. Bunu gören Allah Resulü hemen ayağa fırladı ve müşrik olan Ebu Kuhafe’ye doğru yürüdü, ellerinden tutup onu uygun bir yere oturttu. Sonra da Hz. Ebu Bekir’e dönüp “Ya Ebu Bekir neden bu ihtiyar insanı yordun, biz ona giderdik.” Diyerek tevazu kanatlarını yere indirdi. Mevlana; “İnsanlar senin kalbini kırmışsa üzülme. ‘Allah kalbi kırıkların yanındayım.’ Buyurdu. O halde niye üzülüyorsun ey can. Gündüz gibi ışıyıp durmak istiyorsan gece gibi karanlık nefsini yak. Sanma ki dert sadece sende var, şunu bil ki, sendeki derdi nimet sayan var.” Buyurmuştur. Sıkıntılar bazen zor olabilir. Dua, namaz ve tedbirle sıkıntılar aşılabilir. Elbette taktir-i Hüda neyse o olur, ama bize düşen tedbir almaktır. Saygı ve sevgilerimle.