KALP Mİ AKIL MI ?

"Kalp, fazla ağır basarsa insan yanar; akıl fazla ağır basarsa insan donar." Ne kadar doğru değil mi?​
Nerede okuduğumu anımsamıyorum ama bu cümle zihnime bir çivi gibi çakıldı ve günlerdir üzerine düşünüyorum.
Hayat ,tam olarak o incecik sallantılı ipin üzerinde dengede durabilme sanatıdır aslında.
​Çoğumuz hayatın getirdiği fırtınalarda dengeyi hep dışarıda arıyoruz. İyi bir iş, huzurlu bir ev, garantiye alınmış bir gelecek... Oysa asıl mesele ipin ne kadar sağlam olduğu değil bizim o ipin üzerinde nasıl yürüdüğümüzdür. Her adımda sallanıyoruz. Birini severken, hayati bir karar verirken, affederken ya da bir şeylerden vazgeçerken... Hep o görünmez boşluk hissi yakamıza yapışıyor.
​Çünkü içimizde hiç bitmeyen bir tahterevalli savaşı var. Bir tarafta kalbimiz , durmadan "inan" diyor.Sevmeyi, risk almayı, teslim olmayı fısıldıyor.
Diğer tarafta ise beynimiz korkuları, stratejileri ve o bitmek bilmeyen hayatta kalma refleksleriyle "emin ol, kendini koru, incinme" ,diye diretiyor.
Kalp ,gitmek istiyor; akıl durduruyor. Kalp ,güvenmek istiyor;akıl şüpheyle duvarlar örüyor. İşte tam da bu yüzden bazen olduğumuz yerde sendeleyip duruyoruz. Kendi içimizdeki iki kutup birbirine savaş açmış durumda.
​Peki, hakikat hangisinde?
Kalbi tamamen susturup sadece akılla yaşarsak, bir süre sonra duygulardan arınmış bir hesap makinesine dönüşüyoruz. Belki güvende oluyoruz ama huzuru ıskalıyoruz,akıl donuyor.
Sadece duygularımızın peşinden rüzgarda savrulan bir yaprak gibi gidersek de yönümüzü kaybediyoruz, kalp yanıyor.
​Tasavvufta bu iki zıt gücün ortaklığına harika bir isim veriliyor: Ahenk.
​Asıl marifet ne kalbi susturmakta ne de aklı yok etmekte. Gerçek denge ikisini aynı secdede buluşturabilmekte, kalbin merhametini aklın hikmetiyle birlikte taşıyabilmekte gizli. Kalbin liderliğinde yürüyen bir akıl ve o aklı inkâr etmeyen bir gönül... İşte insanı insan yapan rehber tam olarak budur.
​Bu ipin üzerinde yürümek kolay mı?
Elbette hayır. Bazen yorulacağız, bazen düşecek gibi olacağız. Ama hayat zaten düşe kalka öğrenilen bir yolculuk değil mi? Sonunda anlayacağız ki denge dediğimiz şey, hayatta hiç sarsılmamak demek değildir. Denge; her sarsıntıda, her fırtınada yeniden kendi merkezini bulabilme becerisidir.
​İçinizdeki ahengi hiç kaybetmemeniz dileğiyle...