Kadınlar Günü hangi kadının günü?

Ticaretle, parayla, sermayeyle uğraşan ecnebilerin icat ettiği sanal günlerden birisi olan dünya kadınlar gününde örf, adet ve geleneklerin ender yaşandığı illerden olan Kırşehir’de çeşitli hazırlıklar yapılmakta, etkinlikler düzenlenmekte, hediyeler alınmakta, plaketler verilmektedir. Maalesef medeniyetin getirdiği örselenmeden nasibini alarak çok önemli değerlerini kaybeden Kırşehir’de dünya kadınlar günü nedeniyle yapılan hazırlıklarını seyrediyor, sözde birilerinin kadınların uğradığı şiddeti gündeme getirerek, hak ve hukukunu savunduklarını beyan ettiklerini görüyor ve bunlar hangi kadınların gününü kutluyor diyerek şu soruları soruyorum: Kadınlar Günü denilen gün çağdaşlık maskesi altında geceden sabaha kadar barlarda, pavyonlarda eğlenen, kadeh tokuşturan, alkolden ne yaptığını bilmeyerek kendisini rezil eden kadının günü mü, veya ekmek için namusuyla, şerefiyle gündüz gece demeden çalışan, hayatını zor şartlarda devam ettiren Anadolu Kadınının günü mü? Villalarda bir eli yağda, bir eli bal da yaşayan, elini sıcak sudan, soğuk suya sokmayan, yemeğini aşçısı, temizliğini hizmetçisi yapan, son model arabasını şoförü kullanan süslü, boyalı, kendini beğenmiş, kasıntı, kaprisli kadınların günü mü? Köyünde tarlasını, bağını ve bahçesini eken, diken, biçen, koyununun, kuzusunun, ineğinin, danasının peşinde koşan sırası geldiğinde cepheye koşarak savaşacak kadar yürekli olan, yazın sıcağında, kışın soğuğunda çalışan köylü kadınının günü mü, veya televizyonlarda evlilik programlarına çıkarak koca arayan, magazin ve eğlence programlarında göbek atan, kendisini teşhir eden, kadını zevk ve şehvet aracı olarak gösteren kadınların günü mü? Kısaca sanal olarak icat edilen dünya kadınlar günü hangi kadınların günü anlayamadım.


Maalesef medeniyetin getirdiği örselenmeden nasibini alarak çok önemli değerlerini kaybeden Kırşehir’de dünya kadınlar günü nedeniyle yapılan hazırlıklarını seyrediyor, sözde birilerinin kadınların uğradığı şiddeti gündeme getirerek, hak ve hukukunu savunduklarını beyan ettiklerini görüyor ve bunlar hangi kadınların gününü kutluyor diyerek şu soruları soruyorum:
Kadınlar Günü denilen gün çağdaşlık maskesi altında geceden sabaha kadar barlarda, pavyonlarda eğlenen, kadeh tokuşturan, alkolden ne yaptığını bilmeyerek kendisini rezil eden kadının günü mü, veya ekmek için namusuyla, şerefiyle gündüz gece demeden çalışan, hayatını zor şartlarda devam ettiren Anadolu Kadınının günü mü?
Villalarda bir eli yağda, bir eli bal da yaşayan, elini sıcak sudan, soğuk suya sokmayan, yemeğini aşçısı, temizliğini hizmetçisi yapan, son model arabasını şoförü kullanan süslü, boyalı, kendini beğenmiş, kasıntı, kaprisli kadınların günü mü?
Köyünde tarlasını, bağını ve bahçesini eken, diken, biçen, koyununun, kuzusunun, ineğinin, danasının peşinde koşan sırası geldiğinde cepheye koşarak savaşacak kadar yürekli olan, yazın sıcağında, kışın soğuğunda çalışan köylü kadınının günü mü, veya televizyonlarda evlilik programlarına çıkarak koca arayan, magazin ve eğlence programlarında göbek atan, kendisini teşhir eden, kadını zevk ve şehvet aracı olarak gösteren kadınların günü mü?
Kısaca sanal olarak icat edilen dünya kadınlar günü hangi kadınların günü anlayamadım.
Kendi kendime bazen düşünürüm dünya kadınlar günü dolayısıyla çeşitli etkinlikler yapan kadın örgütleri, sivil toplum kuruluşları eşi genç yaşta şehit olmuş, dertleriyle çocuklarıyla baş başa kalmış kaç şehit eşini ziyaret ederek derdine derman oldular?
Köylere, gecekondulara, varoşlara giderek kaç kadının yaşantısına şahit oldular, onlara nasıl katkıda bulundular?
Anadolu coğrafyasında inim, inim inleyen, ağıtları alev, alev ciğerleri yakan kadınlarla doludur. Bu kadınlar ziyaret edilerek elleri öpülüp, dertlerine derman olundu mu?
Cevabı da ben vereyim. Hayır. Yapılan icraat eline mikrofonu alarak konuşmaya başlayanın şov yaptığı gündür.
"Cennet annelerin ayakları altındadır" demiş Peygamber Efendimiz. Cenneti böylesine annelerin ayağına bahşeden bir peygamberimize ve yüce İslam Dinine sahip isek o halde kadınlarımızın bir gün değil, her gün günüdür.
Zira kadın annedir, bacıdır, kardeştir, evlattır, namustur diyor ve tekrar soruyorum.
Eline mikrofonu alarak şov yapanlar acaba; 93 Harbi olarak da anılan 1877, 878 Osmanlı, Rus Savaşı sırasında, Erzurum’daki Aziziye Tabyası’nın savunulmasında kahramanca çalışarak adını tarihe yazdıran Aziziye savunmasına 20 yaşlarında genç bir gelinken, küçük yaştaki oğlunu ve 3 aylık kızını evde bırakarak katılan Nene Hatun’un ;
1919 yılında İstanbul halkını ülkenin işgaline karşı harekete geçirmek için yaptığı konuşmaları ile zihinlerde yer edinen, Kurtuluş Savaşı'nda cephede Mustafa Kemal'in yanında görev yapan, sivil olmasına rağmen rütbe alarak bir savaş kahramanı olan Kahraman Türk Kadını Halide Edip’in;
9 yaşındayken cepheyle tanışmış, 12 yaşına kadar tam üç sene müddetle cephelerde babasının yanında savaşmış, babasıyla birlikte, Geyve Savaşı, Konya İsyanı, Birinci ve İkinci İnönü Savaşları ile Sakarya ve Gediz Muharebelerinde yer alan Nezahat Onbaşı’nın;
Balkan Savaşı’na katılan, I. Dünya Savaşı’nda Kafkas Cephesi'nde kendi ailesinden 9-10 kadınla birlikte savaşan, 1919'da Milis Müfreze Komutanı olarak batı cephesinde görevlendirilen, İzmir'in Yunan işgaline uğraması üzerine İzmir'e geçerek kurtuluşu için savaşan, onbaşı olduğunda sadece kadınlardan oluşan birliği ile düşmanın cephe gerisine saldırı düzenleyerek aralarında Yunan subayının da bulunduğu 25 esir askerle geri dönen Kara Fatma’nın;
Çanakkale’de ölen kocasından kalan küpelerini bozdurup, kendine bir tüfek alarak dağa çıkarak Yunanlarla savaşan, Çete Emir Ayşe’nin;
1920 yılında Türkler ile Fransızlar arasında yapılan Kurtuluş Savaşına katılan, Fransızlara karşı harekete geçildiği sırada Türk askerlerinde yorgunluk ve korku sebepleriyle bir duraksama olunca, “Ben kadın olduğum halde ayakta duruyorum da, siz erkek olarak yerlerde sürünmeye utanmıyor musunuz?” diyerek askerlerin toparlanmasını sağlayan, aynı muharebede ateş hattında kalan iki arkadaşını korumak için ileriye atıldığında şehit olan Adanalı Rahmiye Hanım’ın ve Göndeşli Makbule bacı, Halime Çavuş, Şerife Bacı, Hafız Selman İzbeli gibi diğer kahraman Türk Kadınlarımızın, mezarlarını ziyaret etmek, Fatiha okumak, onları yad etmek, öğrencilere anlatmak hangi kadın örgütlerinin ve sivil toplum örgütlerinin yaptığı bir icraattır merak ediyorum.