İstanbul’u değil, Kırşehir’i büyütün

Kırşehir sadece Anadolu’nun ve Türkiye’nin değil, bilimsel araştırmalarla dünyanın tam ortasında olduğu kanıtlanan bir şehirdir.

Kırşehir Türklüğün ve Türkçe’nin öz yurdu olup, dili Türkçe olan Osmanlı Devleti’nin kurulmasına öncülük etmiş şehirdir.

Kırşehir Türk Dili’nin Başkentidir.

Kırşehir medeniyetlere beşiklik etmiş, buram buram tarih ve kültür kokan şehirdir. 

Kırşehir Ahilik Teşkilatı’nı ve dünyanın ilk kadın teşkilatı olan Bacıyan-ı Rum ( Fatma Bacı ) teşkilatını kuran şehirdir.

Kırşehir 1272 yılında kurduğu medresede gök bilimlerini inceleyen, araştıran ilim ve bilim şehridir.

Kırşehir Selçuklu’nun gözbebeği, Osmanlı’nın görmediği, Cumhuriyet Hükümetlerinin üvey evlat muamelesi yaptığı, dışladığı şehirdir.

Kırşehir 1954 yılında dönemin iktidar partisi Demokrat Parti lideri Adnan Menderes’in ve geri planda fikir babası olan Celal Bayar tarafından “Bize oy vermiyor” diyerek ilçe yapılıp, ilçeleri elinden alınan demokrasi gazisi şehirdir.

Kırşehir bugün halen iktidar partisinin Belediye Başkanlığını “Ben kazanmadım” diyerek yatırım yapılmayan, üvey evlat muamelesi yapılan, baskı altına alınan şehirdir. 

Kırşehir kendi içerisinden çıkan siyasiler dâhil tüm siyasetçiler tarafından her türlü ihanete uğramış şehirdir.

Oysa! Kırşehir düşman ayağı basmadığı için toprağı sağlam, insanının kanı ve mayası temiz şehirdir.

Kırşehir’in insanı eğitimli, kültürlü, bilgili olup, devletin en üst ve önemli kademelerinde görev yapan insanları yetiştiren şehirdir.

 Kırşehir içten, samimi ve yardım sever insanların olduğu şehirdir.

Bunun en büyük örneğini on gün önce yaşadığımız, ülke olarak büyük acılara ve üzüntülere büründüğümüz depremde daha net gördük.

Kırşehir tek yürek oldu. Aynı gün deprem bölgesine yardımlar gönderdi. Oğlum Alperen dahil bazı gençler “Binlerce insan can telaşında, enkaz altındayken biz burada yiyip, içip, keyif yaparak yan gelip yatamayız” diyerek deprem bölgesine giderek çalışmalara katıldılar.

Yine Kırşehir deprem bölgesinden ilimize gelen depremzedelere kucak açmış, bir yerlere yerleştirmek, ev bulmak, yiyecek, eşya ve diğer konularda yardımcı olmak için seferber olarak canla başla mücadele etmektedir.

Yukarıda biraz olsun tarihi geçmişine değindiğim Kırşehir Cumhuriyet hükümetleri tarafından daima dışlanmış, göz ardı edilmiş, yatırım yapılmamıştır. Hükümetlerin her türlü baskılarına maruz kalmıştır.

Geçtiğimiz yıllarda  "Kırşehir Çiğdem" Gazetesindeki köşemde geçmişten itibaren görev başına gelen iktidarların Kırşehir başta olmak üzere Anadolu’da bulunan şehirleri görmediklerini, yatırım yapmadıklarını, yatırımları başta İstanbul olmak üzere diğer büyük şehirlere yaptıklarını, askeri birliklerin buralara konuşlandırıldığını, özel sektörün Marmara Bölgesine yatırım yaparken devletin Kırşehir'e ve Anadolu'nun diğer şehirlerine yatırım yapması gerektiğini ancak ne hikmetse “devlette özel sektör gibi Marmara Bölgesine İstanbul'a yatırım yapmaktadır” şeklinde yazmıştım.

Bugün yaşadığımız şiddetli depremler nedeniyle bu yazımdan dolayı ne kadar haklı olduğumu gördüm.

Geçtiğimiz günlerde FOX TV’de İlker Karagöz’ün sunduğu milyonlarca insanın izlediği “Çalar Saat“ programına katılan İstanbul Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cenk Yaltırak konuşmasında, ''Doğanın belki de son uyarısı bu. Marmara Bölgesi, Türkiye ekonomisinin yüzde 65'ini oluşturuyor. Fabrikaları buradan taşıyın. Bu kentleri büyütmeyin. Buralara OSB'ler yapmayın. Orta Anadolu'ya Kırşehir’e, Kayseri’ye, Niğde’ye gidin, fabrikaları yatırımları buralara yapın. Kırşehir ve Anadolu'nun boşaltılmış diğer illeri bizi bekliyor. Kırşehir’in, Anadolu’nun diğer illerinin nüfusu bir milyona çıksın. İstanbul'un nüfusu otuz milyon olmasın. Bursa beş milyon olmasın, İzmit tekrar büyümesin. Herkesin işini buraya yığarsanız herkes buraya gelir, ekmek kapısı bu. İstanbul’un durumunu görüyorsunuz, konutları yenileyemiyorsunuz, iç içesiniz, tıkış tıkışsınız. İnsanların parası yok, yenileyemiyor konutunu, kentsel dönüşüm yapamıyorsunuz. Gecekonduları yıkıyorsunuz rantsal dönüşüm yapıyorsunuz o nedenle İstanbul’ u değil Kırşehir’i ve Anadolu’nun diğer illerini büyütün, bu şehirler deprem dahil her bakımdan güvenli şehirler olup, yaşaması rahat ve huzurlu şehirlerdir” ifadelerini kullandı.

İstanbul Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cenk Yaltırak’ın milyonlarca insanın izlediği programdaki bu sözleri benim yıllardır savunduğum ve köşemde yazdığım görüşler olup, devletin Anadolu’yu, Kırşehir’i göz ardı ettiğini iktidarlarında, özel sektöründe tüm yatırımları Marmara Bölgesine yaparak hata yaptıklarını en azından devletin başta Kırşehir olmak üzere Anadolu’ya yatırım yapmasını, askeri birlikler getirmesini, hızlı tren ve hava limanlarının getirilmesini, bu şehirlerde Organize Sanayi Bölgelerinde yatırım yapacak yatırımcıları gerektiğinde ücretsiz arsa verilmesini, Anadolu’da yaşayan insanların iş için, ekmek için İstanbul’a ve diğer büyük sanayi şehirlerine gitmemesinin daha iyi olacağını sürekli yazarım ama kimselere sesimi duyuramam.

Çok şükür bir ilim ve bilim insanı çıkarak kaçınılmaz bir gerçeğin altını çizerek beni haklı çıkarttı.

İnşallah İstanbul Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cenk Yaltırak’ın bu sözleri iktidara gelen partileri, Kırşehir’i yönetenleri, Kırşehir’in içerisinden çıkan siyasetçileri ve sivil toplum kuruluşlarını harekete geçirir, Kırşehir her alanda gelişen şehir olur, ben de vicdanen görevimi yapmanın huzuru içerisinde olurum.