İnsanlığın hiç durulmayan; öfke, kin, intikam, ihtiras halleri…Her geçen yıl, her geçen asır bir önceki dönemini aratır durumda. “Modern “ araçlar, teknolojiler insanın ölümü üzerine denenince katliamlar sıradanlaşıyor. “Modern “ öncesinden farklı, her şey alenen gerçekleşiyor, canlı yayınlarla magazin izletilir gibi yayınlanıyor. Artık kanıksatılmaya başlanan bu durum insanlığın pas pas edilmesinin umursamazlığıyla, toplu ölümlerin aymazlığına dönüşüyor.
Çivisiz dünyanın “modern” haydutları ---büyük, küçük fark etmez—hiçbir kurala bağlı kalmaksızın istediklerini yapma hakkını kendilerinde görmekteler. Küçük haydutların yuları büyük haydudun elinde, belinde. İstediği zamanda ve biçimde izin vermekte, ölçüyü kaçıranın ipini çekmekte. Haydutların; ruhları kararmış, yürekleri kanlanmış, kulakları sağırlaşmış, gözleri körelmiş ve kan gölüne çevirdikleri alanlarda ve ayakta kalmaya çalışan yaşamlarda hükümranlıklarının keyfini korkuyla sürüyorlar. Büyük haydudun ayrıcalığı var iken küçüklerinin mutlak itaati zorunludur.
Devlet örgütlenmesi her durumda şiddetin örtülü halidir. Devlet; korkudur, korkutmadır. İnsanlığın talihsiz marangozluk hatasıdır. Şiddet varlık nedenidir. Öyle olmasa en çok harcamayı güvenlik masalına yapar mı? Devlet küçük bir azınlığın çoğunluğa hükmetme aracıdır, gücüdür. Sürekli masal üreten, uyduran bir örgütlenmedir. Varlığını hüküm ettiği kitlelere anlattığı masallarla sürdürür. Bukalemundur. Renk değiştirmekte eline kimse su dökemez. Yalan üretim merkezidir. Kimi zaman aydınlık kimi zaman karanlığın dehlizlerinde, kimi zaman “hukuki” kimi zaman rutinin dışında, kimi zaman modern kimi zaman çağdışı, kimi zaman seküler kimi zaman dindar v.b. hallerini çoğaltmak mümkün, kılıktan kılığa girmekten çekinmez.Her kılığı için önceden hazırladığı ve inandırmaya lüzum görmediği bir masalı mutlaka vardır. Her durumda geçerli olan; “beka”, “şimdi zor zamanlar”,”dış güçler”, “hainler”, “kardeşlik”, “mağdurluk” v.b. masallarından birini piyasaya sürer.
Zamanı gelince büyük haydut; çizdiği kuralları ihlal etmek isteyen küçük hayduda bir ders, diğer küçük haydutlara da bir göz dağı mesajı vermesi gerektiğine karar verir ve uygular.
İran İdam Cumhuriyeti bombalanıyormuş. Bırakın dinsizin hakkından imansız gelir misali… timsah göz yaşlarına gerek yok. Büyük haydudun izni ve desteği ile gelen küçük haydutlar kuralları çiğnemeye başladılar.Binlerce insanı katleden, yaşamları zindan eden, özgürlükleri rafa kaldıran, Tanrı’nın görevine soyunan çağdışı bir yönetimin varlığı büyük haydudun prestijini sarsıyordu.
Büyük haydut hiçbir özgürlük getirmeyecek biliyorum. Ancak küçük haydudun; esaretinden, zulmünden, ölüm makinelerinden bir süre uzak tutmanın ne zararı olabilir ki! Nefeslensin mağdurlar birazcık.
Eli kanlı haydutların savunuculuğuna girmek diye bir amacım asla yok ve olamaz. Bütün haydutların köküne kibrit çakılmadıkça, yer yüzünden silinmedikçe insanlığın huzur bulmayacağını biliyorum. Çünkü bütün huzursuzlukların asıl kaynağı haydutların varlığıdır. Haydutlar ise varlıklarını ve otoritelerini; korku, baskı üzerine inşa etmekle birlikte, ruhlarını okşadıkları kitlelerin bir bölümüne borçludurlar. Haydutlarda kendilerinin ve onların çıkarlarını koruma bahanesiyle çılgınlıklar yapmakta sakınca görmezler.
Her çağın haydutları var. Bizler de bu çağın haydutlarına denk geldik, tanıklarıyız.
Büyük haydudu haklılaştırma derdinde değilim.Ancak, küçük haydutların yok edilmesine de üzülmüyorum.
Bütün düşünsel, felsefi, inançsal varlığımla karşı olduğum şiddeti, vahşeti, savaşı meşrulaştırmanın peşinde değilim. Ancak haydutlar arası dalaşmaya da göz yaşlarımı boşuna akıtacak kadar da yufka yürekli değilim.
Haydutların hiç birinin ezilenler için özgürlük diye bir dertleri yok. Halkların talebi, direnci özgürlüğün kapılarını aralar. Haydutlardan özgürlük dilenmek onurun inkarıdır.