HASET ETME, ÇALIŞ, KAZAN

Haset başkasının elindeki nimetin yok olmasını istemektir. Haset inançla bağdaşmayan, ateşin odunu yakması gibi iyilikleri yok eden, İslam’ca yasaklanan (haram kılınan) bir huydur. Haset, başkalarının bulundukları durumdan dolayı onları kıskanmak, çekememek, ellerindeki servetlerin yok olmasını istemektir. Haset tedavisi olmayan bir hastalıktır. O’na hiçbir doktor çare bulamaz. Cenab-ı Hak, Mülk suresinin 2. Ayetinde; “Allah, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır. O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır.” Buyurarak kimin daha iyi amellerde bulunacağını sınamak üzere imtihan dünyasını yarattığını belirtmiştir. Buna göre mal, mülk, şan, şöhret, mevkii, makam ve fiziki özellikler gibi maddi, akıl ve zeka gibi manevi nimetlerinden insanların bazılarına bolca ihsan ve ikramda bulunmuş iken, bazılarına ise bu nimetlerden daha az bahşetmiş, bu farklılığı ise, kullarının kendi takdirine karşı nasıl bir tavır göstereceklerini ölçmek istemiştir.

Bazı insanların, bir başkasında ki, güzel bir vasıf veya arzulanan bir nimet karşısında, “Onda var ama bende yok.” Şeklinde düşünmesiyle başlayan haset duygusu kontrol edilip doğru bir şekilde yönlendirilmediği takdirde, “Bende yoksa onda da olmasın.” Şeklinde tehlikeli bir noktaya ulaşmakta ve daha ileri bir aşamada, “Başka kimsede değil sadece bende olsun.” Tarzında psikolojik bir rahatsızlığa dönüşmektedir. Aslında haset eden kişi, bir anlamda Allah’ın takdirine karşı gelmekte, onu kendi arzularına göre değiştirmeye çalışmakta, bunu başaramayacağı içinde bir kısır döngü içinde kendini yiyip bitirmektedir. Cenab-ı Allah (C.C); Nisa Suresinin 54. Ayetinde; “Yoksa onlar Allah’ın lütfundan verdiği şeyler için insanlara haset mi ediyorlar?” Buyurarak insanoğlunun sahip olduğu her şeyin Allah’ın bir lütfu olduğuna dikkat çekmektedir. Yüce Peygamberimiz H.z. Muhammed (S.A.V.); “Haset etmekten sakınınız. Biliniz ki, ateşin odunu yok ettiği gibi haset de iyilikleri yok eder, siler götürür.” (Ebu Davud Edep Sahife 44) Haset eden, Allah’ın bazı insanlara verdiğini bilinçli olarak uygun görmezse din dairesinden çıkar. Bir başka hadiste Peygamberimiz (S.A.V.) “Bir insanın kalbinde iman ile haset bir arada bulunmaz.” Buyurur. (Nesa-i Cihad 8) Kin, nefret, aç gözlülük, kibir, bencillik gibi olumsuz duygu ve düşünceler hasedi büyütür ve besler. Her şeye Rahmet nazarı ile bakmak ve kadere rıza göstermek, hasetten kurtuluşun tek çaresidir.

Selam ve saygılarımla...