HAK İÇİN SESSİZ, MENFAAT İÇİN GÜRÜLTÜLÜ YÜZ

Değerli okuyucularımız, herkese dua ve selamla yazıma başlıyorum.

Hak için yokuz; menfaat için alkış çalıyoruz.

Bu cümle, çağımızın aynası gibi yüzümüze tutulmuş soğuk bir gerçeği yansıtıyor. Çünkü artık adalet, yüksek sesle savunulan bir değer değil; çıkarlar karşısında fısıltıya dönüşmüş bir kelime.

Hak, sabır ister. Bedel ister. Yalnız kalmayı göze almayı ister. Menfaat ise kolaydır; kalabalıktır, gürültülüdür. Alkışlar tam da bu yüzden menfaatin etrafında toplanır. Çünkü alkış, düşünmeyi değil katılmayı gerektirir. Sorgulamayı değil, uyum sağlamayı…

Bir haksızlık gördüğümüzde susarız; çünkü susmak güvenlidir. Ama bir çıkar kapısı aralandığında, sesimiz birden yükselir. Adalet söz konusu olduğunda “zamanı değil” deriz; fakat kazanç varsa her zaman hazırızdır. İşte tam bu noktada hak yalnızlaşır, menfaat ise sahne ışıklarının altına yerleşir.

Oysa bu suskunluk sadece bir tercih değil, aynı zamanda bir sorumluluktan kaçıştır. Peygamber Efendimiz, bir kötülükle karşılaşıldığında gücü yetenin eliyle, yetmeyenin diliyle, buna da gücü yetmeyenin kalbiyle karşı durması gerektiğini bildirir ve kalple bile rahatsız olmamanın imanın en zayıf hâli olduğunu hatırlatır. Bu uyarı bize şunu gösterir: Haksızlık karşısında sessiz kalmak bir masumiyet değil, imani bir eksilmedir. Kalbiyle bile rahatsız olmayan bir sessizlik, menfaatin en konforlu sığınağıdır.

Toplumlar, alkışladıkları şeylere benzer. Eğer menfaati alkışlıyorsak, ruhumuzu pazarlığa açmışız demektir. Eğer hak savunucuları sessizleşmişse, adalet artık bir değer değil, bir yük olarak görülüyordur. Ve yük olarak görülen her şey, ilk fırsatta sırtımızdan atılır.

Oysa hak alkış istemez; duruş ister. Menfaat geçicidir, hak kalıcıdır. Menfaat doyurur ama büyütmez; hak ise insanı ağırlaştırır ama yüceltir. Bugün alkışladığımız çıkarlar yarın bizi savunmayacak, fakat bugün savunmadığımız haklar yarın hepimizi yargılayacaktır.

Belki de asıl soru şudur:

Alkışladığımız şey mi bizi tanımlar, yoksa sustuğumuz an mı?

Hak için bir kişi bile kalmak, menfaat için bin kişiye karışmaktan daha değerlidir. Çünkü tarih, kalabalıkları değil; doğru yerde susmayanları hatırlar.

Vesselam