Boş bir kafa, toplum ve ülkeye büyük bir yüktür.

Boş kafanın, insanlığa hiçbir yararı olmadığı gerçeğiyle; toplumsal geleneklerin, hukukun, adaletin ve insanlığın kabul etmeyeceği travmaları tetiklemedir.

Peki kimdir boş kafa ve onun omurgası boş insan?

“İnsanlığın sorunlarını nasıl çözerim” diye kafasını yormak yerine, içinde bulunduğu siyasal koşullarda kimin ayağını kaydırır, kime yalanarak yükselirim kırbacıyla yaşayan insan.

“Demokrasiyi nasıl taçlandırırım” yerine, sandıktan bir şekilde çıkmanın hesabını yapan insan.

“Sürecin maddi bedellerinin kaynağını nasıl yaratır ve bu kaynağı adil bir şekilde nasıl dağıtırım”a kafasını yormak yerine, başka şeyler peşinde koşan insan.

“Geleceğe bakıp geleceğin kurtuluş modellerini var etmek” yerine, geçmişin dedikodularında itibar arayan insan.

Gereksiz işler yapıp, kendisini çok önemli ve gerekli sanan insan.

Gereksiz işler bürokratı, politikacısı, yöneticisi, siyasetçisi, başkanı, unvanları ile var olmuş ya da bu unvanlara aday kimse.

Kafasına vurunca akordundan teneke sesleri çıkan zihniyet.

Hak etmediği makamlara gelince akıl gücünü yönetemediğini gördüğü an şirretleşen, obsesif bünye,

Onun bunun gücüyle makam, itibar, güç kazanmış aciz.

Kısaca toplumun hak ve vebalini çalan, çırpan, beceriksiz, vicdansız kimse.

Bu kafasızlar çalmadı mı bütün bir ömrümüzü.

Aşımızı, işimizi, alın terimizi.

Barışımızı, kardeşliğimizi, demokrasimizi, hürriyetimizi. Utanmazlığı bir namus gibi görenler.

İnsanlığın geleceğinden, ruhundan, emeğinden çalanların dünyasında ne çok hırpalandı hayat.

Cinayetler, tecavüzler, işkenceler, faili meçhul ölümler ve insan ömrüne acımadan son vermenin tüm yol ve yöntemlerini kullanarak.

Bugün bir kasırga gibi büyüyen bu kafasızlar ve ruhsuzlar ordusunun yönettiği hayat.

Yarınlara.

Çocuklara hiçbir şey vermeyecek.

Çocuklara verseler kendilerine bir şey kalmayacak.

Hayatın daha adil ve daha onurlu yaşanabilmesi uğruna ömrünü heba edenlerin, sürgünden, işkenceden, yokluktan geçenlerin felsefelerini oturup çığıracak, çalacak, kafasını çalıştıracak çoğunluğa öyle çok ihtiyacımız var ki…

Pir Sultan Abdal’dan adalet.

Nesimi’den hak.

Mahzuni’den hukuk.

Nazım’dan barış.

Ahmed Arif’ten fukaralık.

Atatürk’ten adamlık çalın!

İlke çalın, şeref çalın, haysiyet çalın, onur çalın.

Yeter! Hak çalmayın.