Hacı yatmazın hikayesi

Duygularımızı kabul etmemiz onlarla tanışmamız. Bizi birer Hacı yatmaz yapar. Hacı yatmaz olamadığımız durumda gelen bir darbe karşısında ya bir patlak top ya da patlak balon oluveririz. Bu kaçınılmaz bir sondur. Defalarca birinin derdini dinleriz. Yıkılmıştır, bitmiştir ona göre çaresizdir. O derdin içindeyken farkında değildir fakat bir filmin oyuncusudur. Fakat anlattığında anlatılan kişi bir izleyicidir. O nedenler bu mu dert dercesine üstten bakarız. Genelleme yapmak her konuda olduğu gibi bu konuda da doğruya ulaştırmaz.

Hacı yatmazı Hacı yatmaz yapan ağırlık merkezindeki güç sayesinde tekrar kalkmayı biliyor olmasıysa bizde birer Hacı yatmaz olabiliriz. Öncelik olaylara kuş bakışı bakmayı becermektir. Bu sayede farklı duyguları anlamak kolaylaşacaktır. İçimizdeki farklı duyguları ne kadar fark edersek ağırlık merkezimiz güçlenecek ve Hacı yatmaz oluvereceğiz. Bir olayda -ben senin iyiliğin için diyorum, ben olsaydım..., bence, onun kötü niyeti yoktur, abartıyorsun-, gibi cümle başlangıçları. Birçok duygunun tarım ilacıdır. Görünürde teselli gibi ama aslında zehirlidir. İnsanı en kolay yıkan cümlelerdir. İnsan artık ilk çağ insanı değil. Kıskançlık, haset, endişe, kibir, ileri seviye bencillik, adanmışlık duygusu, panik korku çeşitliliği gibi birçok yeni duyguya hakimdir. Fakat adlandırma da önemli sorunlar yaşamaktayız. Bu da olaylar karşısında bizi, kocaman hevesle şişirdiğimiz sakıza birinin eliyle vurup ağzımıza burnumuza yapıştırması gibi bir etki yapmaktadır. Çoğunlukla olayları nankörlük ve İhanetle açıklıyoruz. Bu davranışlarda mutlaka bizim algılayamadığımız bir duygu vardır. Bu kaçınılmaz. İhanet her zaman köstebek değildir mutlaka toprağın üstüne çıkar bir nefes alır. Küçük bir fırsat da olsa verir görmek için ve yakalanması mümkündür.

Olayların dışına çıkıp bakmak geliştirilen bir kas kütlesi gibi zamanla gelişir. Sonuçta mümkün bir durumdur. Asla kurnazlık olarak algılanmamalı ya da gizli bir hazine haritasına sahip olmak gibi değildir. Her duygumuz bir tez ise karşıtı antitezi vardır. Hem kendimizin hem de olaylar içindeki diğer aktörlerin davranış analizleri bizi bir Hacı yatmaz yapar rüzgâr olur, kar olur, Yağmur olur Hacı bir şekilde kalkar. Sorunu çözer ya da sorunu anlar en olmadı gider yeni yolunu bulur. Sonuç şu dur ki filmin oyuncusuyken aynı anda yönetmeni olabiliriz. Zordur ama mümkündür.