Güneş ufuktan şimdi doğar…

16 Nisan Pazar günü yapılan referandumu geride bıraktık. Sonuçların birbirine bu denli yakın olmasının olası sonucu olan tartışmaları beraberinde getirdi.


Cumhuriyet Halk Partisi’nin yüzde 49’u iyi değerlendirmesi ve ülke seçmeninin yarısının HAYIR dediği bu anayasa oylaması neticesinden bir sonuç çıkarmalıdır.
AKP-MHP koalisyonu 1 Kasım seçim sonuçlarına göre yani yüzde 62’nin birden yüzde 51’e düşmesi iyi anlaşılmalı ve bunun üzerine yapıcı, birleştirici, hoşgörülü bir tutum ve davranış sergilenmelidir. CHP enerjisini, gücünü, tarihten gelen birikimini 2019 seçimine göre yapmalıdır. Yüzde 49 bloğun oylarının haricinde yüzde 51’den de en az 4-5 puan alabilecek bir adayla yola çıkıp ilk partili cumhurbaşkanının seçimini kazanması gerekir. Bu aday bir 2014 vakasına benzememeli, geçmişte yapılan yanlışlıklardan ders çıkarılmalı ve aday parti içerisinden veya dışarıdan fark etmez önceden kamuoyu ile paylaşılmalı, konuşulmalı, tartışılmalı ve ortak doğru nokta bulunmalı ki, her bölgeden, her ilden, her ilçeden, her kasaba ve köyden oy alınabilmesi amaçlanmalıdır.
Elbette CHP gündemi belirlemeli, konuşmalı, tartışmalıdır. Belirlenen gündemi objektif bir şekilde kamuoyu ile paylaşmalı, hoşgörülü, yapıcı olmalı ve toplumun tüm kesimlerini yani zengini, fakiri, kentliyi, köylüyü herhangi bir şekilde ayrım yapmadan kucaklamalıdır. CHP içerisinde son günlerde yapılan tartışmalardan farklı neticeler çıkarılmamalı, kamuoyu önünde açık bir şekilde yapıcı, kucaklayıcı konuşmaktan ve tartışmaktan rahatsızlık duyulmamalıdır. Aksine konuşmadan, tartışmadan, kamuoyu bilgilendirilmeden kapalı kapılar arkasında pazarlıklar ve ayak oyunları yapılıyorsa asıl ondan rahatsızlık duyulmalıdır.
Şimdi hem Kırşehir’de ve hem de ülke genelinde kullanılan oya baktığımızda, seçmenin stratejik düşünerek oy kullandığı açık görülebiliyor. Bundan sonra yapılacak olan ilk seçimlere gidilirken yüzde 49 oy kullanan seçmenin zaman kaybetmeden ortak adayı belirlenmiş ve bu stratejiye göre seçimlere hazırlanıyor olması gerekir.
Çok fazla zaman kaybetmeden, büyük seçmen kitlesinin bir araya gelerek oluşturduğu yüzde 49 tamamen bir arada tutulmalı, üzerine yapılacak ilave ile seçimin kazanılabileceği unutulmamalıdır.
Gün kavga günü değil, barış günüdür.
Gün ayrışma değil, birlik olma günüdür.
Gün nefret duyma günü değil, sevgi saygı ve hoşgörülü olma günüdür.
Gün ben olma değil, biz olma günüdür.
Öyleyse;
Gün karanlığa değil, güneşe yürüme günüdür.