Gizemler Şehrinin Dili

Ilık bir yel esiyor.

Oynaşısıyla izbe ve kederli ömürleri savurarak.

Beton ve metal yığınlarının tınısıyla boğulan.

Bir kaç sokak ardında.

Martı çığlıklarının.

Bağıran vapurlarla savaştığı bu kentin.

Dizlerinin dibine oturmak.

Dakikalarca.

Alsancak ve konak arası sokak başında.

Kalabalıkların kucaklaştığı.

Kalabalıkların uzaklaştığı.

Kalabalıkların birbirinden kaçtığı.

*****

Kirpiklerine sevgisizlik.

Adımlarına umutsuzluk bulaşmış insanlar.

Gürül gürül akan öfkeli trafik.

Korna sesleri ile büyüyen karmaşa.

Bağıran ekzozların gürültüsü.

Ne çok ele veriyor.

Tüm tahammülleri zorlayan.

Olası toplumsal çatışmayı.

Sokak cinayetleri.

Trafik terörü.

Asfaltlarda otomobil altında.

Ezik hayvan cesetleri.

Bellekleri, ruhları ve yürekleri öfke dokuyan.

Bir tabur insan.

Ustura gibi biçerek geçiyor.

Kanatlarını hayatın.

*****

Bir kent.

Bir ülke.

Veresiye yürüyen ömürlerin.

Dehlizine akıyor.

Mavi gökyüzünü, güneşi ve martıları terk ederek.

Yaralı ruhlarını.

Yorgun umutsuzluklarını.

Kimsesiz koyunlarında.

Çaresiz, küsmüş.

Aşkın kentinde vedaları zonklayarak.

*****

Yaseminin koynundan uyanan.

Sonra kuru kokusundan ayrılan.

Bir kahveyi buğusuyla yudumluyorum.

Kentin köşe başında. Masada.

Çivilerken gözlerimi.

Bütün kıpırdamaların kadranına.

Bir tramvayın tınısı ile irkiliyorum.

O hep kırmızı rengini sevdiğim.

Seyir oyuncağım travmayın tıkırtısıyla.

Kalabalık vagonlarında.

İçinde birbirlerini soluyan insanlar.

Kokusunu. Emeğini. Tenini.

Daha çok kederini.

Güzel-çirkin.

Sarışın-esmer.

Dışarıda birbirinden kaçan.

Üstelik bu kez.

Ruhu, ömürleri yaralı insanlar.

Vagonların gövdesinde.

Barışın.

Bir arada yaşamın avuçlarında ilerliyor.

Keder tütse de ömürleri.

Gözleri umutsuzlukla kuşatılsa da.

Zincirlense de adımları karşılıklı hayatı yürümeye.

Barışın ve sevginin.

Bu ülke, bu toplum için bir mecburiyet olduğunu.

Bilmeden.

*****

Alsancak'ta bir köşe başı.

Yorgunluğumu bırakırken ev dönüşü.

Anason ve sigara dumanı ile kuşatılmış sokaklardan.

Küçük adımlarla ilerliyorum.

Kıyafetlerinden teni dökülen kim varsa.

Sevgisini.

Umudunu.

Aşkını.

Dahası ömrünü çiğneyerek yürüyor.

Dağınık postalları ve platform topuklarıyla.

Çoğaltıp vedaları.