Gezin ucundaki ülke belli oldu

Türkiye’de yaşananlara Kırşehir’de yaşayan olarak bizlerin sessiz kalması kabul edilemez. Türkiye’nin en huzurlu illeri arasında gösterilen Kırşehir’de geçen ay yaşanan olayları kimse unutmadı.


Kırşehir’de herkes nerden gelirse, kimden gelirse gelsin terörün hepsini lanetlemekte ve kınamaktadır.
Birileri Türkiye’nin ve Kırşehir’in huzurunu bozmak adına her şeyi yapmakta, bu uğurda insanların ölmesine de adeta seyirci kalmaktadır.
Terörün ne demek olduğunu Ankara’da yapılan saldırıdan sonra iliklerimize kadar inen acıyla yaşadık. 100´ü geçkin ölü 200´ü geçen yaralı ve bunların birçoğu ağır yaralı yoğun bakımda.
Bu olay Türkiye için ciddi ve ağır bir uyarı ile başlangıcın ilk adımları. Gelişen olaylar karşısında Türkiye Cumhuriyeti’nin hedef alındığını es geçmek, geleceği görememek, beceriksizliğin ve korkaklıkla hükümet olamamanın neticesidir.
Ortadoğu projesi ve sınırların yeniden çizilmesi niyetinin ve planının ilk uygulaması Ankara saldırısı olayıyla hedef seçilerek, gezin odak noktasına silah doğrultulmuştur, en ağır ve etkili cephanesini kullanarak göstermiştir. Adım adım bu günlere nasıl gelindi. Kaos ortamı özelleştirmeyle ilk adim atılırken, öncelikli olarak Devletin kritik noktalarına erişebilmek için havuzun başına oturarak yani telekomünikasyonu ele geçirerek, sahte dinleme kayıtlarıyla ortalığı bulandırmakla ise başlayan kadim dostlar, Türkiye’nin bütün komşularıyla irtibatını kesip husumeti derinleştirerek günümüze kadar süreci hatasız olarak ve istediği gibi sürdürmüşlerdir. İçeride kendilerine uşaklık yapacak kadrolarla, askerin direncini ve itibarini kırdıkları gibi, askerin başında bulunan bir numaralı kişiye çete başı diyecek duruma kadar getirmişlerdir icraatlarını. A.B birliğinin kendilerinin dahi tasvip etmediği ve toplumlarına uygulamadıkları birçok yasaları Türkiye Cumhuriyeti hükümetine yasalaştırmışlar iç huzur ve düzeni bozabilecek kültürümüze, aile yapımıza hiç mi hiç uymayan kuralları kabul ettirmişler. İlk bakışta pekte gaileye alınamayacak ve masummuş gibi görünen uygulamalar, toplumun yozlaşmasına sebep olabilecek etkenlerdir. Yaban domuzunun kasaplık hayvan sınıfına sokulması bize uygun muydu? Zinanın serbest bırakılması neyin nesi idi. Bunlara benzer pekte önemli değilmiş gibi yorumladığımız dayatmalar uygulamalar, esasında toplum yaşamını zamanla etkileyebilecek icraatlardı. Eğitimde yaşanan, anlaşılmaz icraatlar bilinçsiz, bilgisiz ve ne istediğini bilmeyen ve sadece mesaj yazmayı öğreten bir nesil yetiştirmiştir. Bize bu sistemi dayatan ülkelerin işine yarayacak şekilde eğitim sistemine sokulmuştur.
Türkiye’nin köseye sıkıştırılması, birinci körfez hareketiyle başlarken uzatılan havuca kanan zamanın idarecileri, bir koyup üç almak hayaliyle loto oynama sistemi gibi devlet idare edilemeyeceğini bilemeyen ve telefon ahbaplığının devlet idaresinde yerinin olmadığını, planın nasıl çalıştığının da bilinememesinin bir örneği. Zoraki Libya’nın harabeleşmesine yandaş olarak katılmanın hatası, Kuzey Afrika’da yer alan Müslüman ülkelerinde gelişen olaylara seyirci kalınarak geleceği okuyamamak, Mısır ve Sudan (Habeşistan) İslam ülkelerinin parçalanmasıyla devam eden Arap baharı Yemen’e kadar ulaştıktan sonra hala işin vahametini anlayamamak pek çok hatalar ve gaflet zincirini oluşturdu. Arap baharının nasıl ve kimler tarafından organize edildiğini çözemediğimiz gibi, Müslümanın Müslümanı nasıl kin nefret ve hırsla bombaladığına şahit olmak ve seyirci kalmaktan başka hiç bir şey yapamadık. Aynı Birinci Dünya Savaşında olduğu gibi dünyada gelişen olaylara yabancı kalarak iyi analiz edemedik. Coni’nin gazına gelerek Suriye’nin Kudüs camisinde Cuma namazı kılma hayali suya düşen basiretsiz idareciler, gelişen olaylar karşısında Türkiye´ye akın eden mülteci topluluğunu önleyemeyince vaziyeti kurtarmak için batının merhametine sığınmaya çalışırken, Coni’nin ve Rus’un anlaşarak Suriye´yi parselleme planı karşısında tam bir çukura saplandığının geçte olsa farkına vardı. Ama orta doğunun dizayna edilme sürecinde eş başkan olarak bir müdahalesi olamadı ve güya uzlaşma masasında sandalye bile vermediler ve dış kapının dışında bıraktılar.
Bu olaylar cereyan ederken, Türkiye´nin parçalanması harekâtına, tam da göbekten başlayan Ankara’daki toplu katliam olaylarına da seyirci kalındı. Anadolu sevdasından kurtulamayan yabancı güçlerin, çemberi daha da daraltarak Türkiye’nin köşeye sıkıştırmasının beklemeden daralan çemberi kıracak bir plan var mıdır, onu da bilen ve uygulamaya da koyacak bir iradede yok.
Türkiye’nin yıllardır başına bela olan PKK´nın yan kurulusu PYD´ye silah yardımı yaptığını açık açık söyleyen, müttefikimiz Coni’ye, Güneydoğudaki bütün hava alanlarını açarken yanlış olduğunu eleştiren kimseleri vatan haini ilan eden hükümet, dev aynasının önünde çekilince kendi boy aynasının gerçekleri yansıtmasından sonra, hayal kırıklığı ve ezikliğini hiç bir konuşma ve demeç veremeyip nutku tutuldu. Kargaları bile güldürecek, “PYD´yi de vururuz ha o silahlar PKK´nin eline geçerse” diyen hükümet yetkilisi, söylediğine kendisi de inanıyor mu acaba? PYD´ye gönderilen silahların, amiye açılan hava alanlarında nakledildiğini bilemeyen yetkilinin, yetkili yerde oturmasını kendisi normal ve inandırıcı görüyor mu? Kullanılan hava alanlarının amiye tahsis anlaşmalarının kendileri tarafından imzalandığını unuttular galiba. 1989 yılından beri Ortadoğu hakkında yazdığım yazıları okuyanlar ve takip edenler haklılığımızın ve ne kadar doğru tespitler yaptığımızın işaretlerini göreceklerdir. Coni’nin Avrupa’da askerlerini çekip Arap yarımadasına yerleşirken, bizim hacılar ve hacı kafalılar, Coni hacca gidiyor artık Müslüman kardeş çoğalacak düşüncesini açık açık söylemeseler bile el ufalayıp sevince boğuluyorlardı düne kadar.