Gençler gelecek korkusu ile yaşıyorlar, işsizlik gençleri kötü alışkanlıklara sevk ediyor, onları ruhi bunalımlara itiyor, depresyon geçirmelerine neden oluyor. Telefon ekranı ile saldırıya uğruyorlar ve medya baskısı altında inim inim inliyorlar. Bir video, bir ifşa, bir manipüle edilmiş görüntü hayatlarını karartıyor, geleceğe ümitle bakamıyorlar. Gençlerin aileleri, işsiz gençlere sevgi, şefkat, merhamet ve nezaketle yaklaşmıyorlar. Bu nedenle de onlar topluma öfke duyuyorlar. Bir toplumun gençleri öfkeyle büyürse toplum alarm veriyor demektir, bugün sokaklarda, yüzler kızartıcı cinayetler, tüyler ürpertici olaylar yaşanıyor. Bir genç eline tabanca/tüfek alıyor, okuduğu okulu basıyor. Çocukları ve gençleri acımasızca katlediyor, yaralıyor, her gün kadın cinayetleri medyanın en baş haberi oluyor, yıkılan ailelerin dramları medyada anlatılıyor, gençlik kardeşlik sevgisinden uzak yetişiyor. Devlet ise, gençlere sadece güçlü olun, vatanınızı sevin, ahlaklı olun gibi beylik öğütler veriyor, onların işsizlik problemine, sevgisizlik problemine yeterli çözüm üretmiyor, üretemiyor. Peki çözüm ne? Gençlere sadece eğitim sunmak, dijital güvenlik politikaları geliştirmek, psikolojik destek mekanizmaları kurmak, şiddetin her türlüsünden korumak yeterli değil onlara iş bulmak devletin en önemli görevidir.
Türkiye’de gençler, yurtdışına kapağı atıp geleceğini kurtarmak için can atıyor. İşsizlik belini büküyor, aile bireylerinden para istemek ömrünü çürütüyor, yalnızlık hissediyorlar, gelecekten korkuyorlar, ümitsizlikle kıvranıyorlar o zaman hepimizin aynaya bakıp muhasebe yapmak, gençleri düştükleri psikolojik sorunlardan nasıl kurtaracağız diye düşünmek zorundayız. Fertler olarak gençlerin bu halet-i ruhiyelerini görerek çözüm üretmek zorunda olduğumuz gibi en başta çözümü üretmek devletin görevidir. Devlet işsize iş bulmak, mutsuzu mutlu kılmak, insanların özgürce yaşamasını sağlamak, eşitlik ilkesine uymak zorundadır. Bir tarafta bir gecede eğlence mekanlarında milyonları tüketen insanlar var, diğer tarafta bir dilim ekmeğe muhtaç gençler var. Bu eşitsiz ve adaletsiz bölüşüm doğru değildir. Hz. Ömer; “Adalet mülkün temelidir.” Derken insan haklarının temeli olan eşitlik ilkesine işaret etmiştir. Cuma günleri İmam’ın hutbede okuduğu Nahl Suresinin 90. Ayetinde Cenab-ı Allah; “Şüphesiz Allah; adaleti, iyiliği ve akrabaya yardım etmeyi emreder. Çirkin işleri, fenalığı ve azgınlığı da yasaklar. Düşünüp tutasınız diye size öğüt verir.” Buyurur. Bir ülkede Milletvekilleri 273.196,00 TL maaş alırken, diğer taraftan bir işçi asgari ücret olan 28.075,50 TL maaş alırsa, keza bir emekli aylık 18.939,00 TL maaş alırsa o ülkede adalet yoktur demektir. Milletvekilleri vekildir. Asıl yoksulluktan kıvranır, vekil hal-i refah’da yaşarsa, emeklinin derdiyle dertlenmez, gençlerin problemlerine eğilmez. Hayatın olağan akışına aykırı davranan, gençlerine yeterli değeri vermeyen devletler uzun ömürlü olamaz, Çocuklarımıza sevgiyle yaklaşalım, onları kırmayalım, üzmeyelim, hayata küstürmeyelim. Kalınız sağlıcakla…