GEÇMİŞTEN DERS AL, GELECEĞE YÖNEL

“Kökü mazide olan ati” Milletlerin kökleri tarihleridir. Milletler de tıpkı ağaçlar gibi kökleri üzerinden yükselir. Kök ne kadar sağlam, gelişmiş olur ve derine inerse ağaçta o kadar görkemli olur. Tarihini bilmeyen, geçmişinden haberi olmayan, milletlerin akıbeti yok olmaktır. Milletlerin kökleri tarihleridir, dilleri, dinleri, kültürleridir. Bu değerleri yaşayan toplumlardan millet olur, milleti bu değerler ayakta tutar. Atalarımız yukarıda anlatılanları tek bir cümlede özetlemişlerdir. O cümle; “Aslını unutan haramzade”dir.

Okullarımızda; çocuklarımıza Gotlar, Astrogotlar, Vikingler nerede nasıl devlet kurmuşlar öğretiyoruz, ancak Afganistan, Hindistan, Özbekistan, Kırgızistan, Kazakistan, Türkmenistan topraklarında kurulan (1526-1858) Babür İmparatorluğundan onlara hiç bilgi vermiyoruz. Oysa, bu imparatorluğun torunları, kurtuluş savaşında, büyük nümayişler, mitingler, toplantılar tertip ederek biz Türklerin yedi düveli ezmesi için aralarında paralar toplarlar, kadınlar evlilik yüzüklerini, genç kızlar altın bileziklerini Ankara’ya gönderirler. Tarihimiz neden bunları yazmaz? Geçmişimizi karartır. Milli Eğitim Bakanı bunlarla uğraşmalı, tarih kitaplarına özümüzü derç ettirerek çocuklarımıza okutmalı, Yahudi dönmesi Emin OKTAY’ın yazdığı tarihimizle ilgisi olmayan kitaplar ortadan kaldırılmalı, malayani işler bırakılmalıdır. Dünden haberi olmayan milyonlarca genci maziden kopardılar. Oysa dün olmadan, yarın olmaz. Hakikat ışığından mahrum insan karanlıktadır. Zayıf bilgili insan ise, alacakaranlıktadır. Göktürk devleti, Hun İmparatorlukları (Büyük Hunlar, Batı Hunlar), Uygur Devleti, Harzemşah Devleti, Babür Devleti, Büyük Selçuklu İmparatorluğu ve Osmanlı İmparatorluğu gibi atamalarımızın kurdukları devletler ve imparatorluklar kimler tarafından nasıl kuruldu? Bu devletler kimler tarafından ne için yıkıldılar? Hangi desiselerin (Hile) kurbanı oldular? İnsanlığa hangi icatları ve değerleri bıraktılar. Bu bilgiler çocuklarımıza neden verilmez, öğretilmez? Köklerimizi unuttuk, çok şey kaybettik. Daha dün; “Komşumuz aç ise tok yatamazdık”, “Komşuda pişer bize de düşerdi’’, “Veren el alan elden üstündü’’, “Söz senetti.” Kapılar kilitlenmez, hırsız korkusu yaşanmazdı, son yüzyılda neler oldu ki, dün ülkemizde en küçük bir hadise dahi olmaz iken bugün yüzler kızartıcı olaylar ve cinayetler işleniyor. Bu cinayetlerin ortadan kaldırılması için neden yeteri kadar mücadele verilmiyor. Asırlardan beri süre gelen kardeşlik halkalarımızın birer birer kırılmasına yetkililer de seyirci kalıyor, bizde seyirci kalıyoruz. Allah sonumuzu hayır eylesin.