Gündem

Emeklilikten Yazarlığa: Ahmet Haşim Dilek’in Kitap Yolculuğu

Kırşehir’de gerçekleştirilen kitap fuarında Kırşehirli yazarlarımızla Kırşehir Çiğdem haber ekibi olarak röportaj gerçekleştirdik. Ahmet Haşim Dilek Çiğdem mikrofonlarına neler anlattı?

Kırşehir Belediyesi’nin düzenlediği Kitap Fuarı’nda Kırşehirli yazarlar okurlarıyla buluştu. Çiğdem Gazetesi ekibi olarak fuarda röportaj yaptığımız yazar Ahmet Haşim Dilek, emeklilik sonrası yazarlığa yönelişini ve eserlerini anlattı.

Kırşehir Belediyesi Trafik Zabıta Memurluğu’ndan emekli olduktan sonra okumaya ve araştırmaya daha fazla vakit bulduğunu belirten Dilek, yazarlık serüvenini şu sözlerle aktardı: “Hayatı takip etmeye daha çok vakit buldum. İnsan birikimlerini kitap okuyarak araştırarak edindiğinde, bu bir noktada dışarı taşmaya başlıyor. Biz de elimizden geldiğince insanlara bir şeyler sunmaya çalıştık. Okuma oranının düşük olduğu bir ülkede yazarlık ne kadar geçerli, bu bir soru işareti. Ama mesele insanların okuyup okumaması değil, edebi anlamda bir şeyler katabilmek. Küçük bir kitleye de olsa bir şeyler verebilmenin gururu bizi mutlu ediyor.”

Yazar, eserlerinden de bahsetti. İlk kitabı “Uyuzum”, sevgisizliğin yol açtığı yalnızlığı ve güven duygusunun yitirilmesini konu alıyor. Dilek, kitabın kahramanının ihanet karşısında yıllarca saf ve temiz bir sevgiye bağlı kalmasının, toplumsal yalnızlaşmayı gözler önüne serdiğini vurguladı.

Bir diğer eseri “Şeytanın Çocukları” ise toplumsal çelişkileri ve sınıfsal farklılıkları ele alıyor. Dilek, bu kitapta insanların yaşam mücadelesi sırasında sevgisiz yetiştirilmelerinin ve kötü güçler tarafından yönlendirilmelerinin toplumsal kopuşa yol açtığını anlattı.

“Kırşehir kitap fuarı beklenen ilgiyi görmedi“

Dilek, “Fuarın daha iyi olacağını düşünüyordum. Çünkü geçmişte Mayıs ayında meydanda olduğunda daha iyiydi. İnsanlar özel olarak gelmiyorlar. Kırşehir’in yüzde biri, ikisi bilemedin üçü bilinçli olarak geldi. Üniversite öğrencilerini çok az gördüm, mezuniyet dönemine denk geldi galiba. İlgi yok” sözleriyle durumu değerlendirdi.

Türkiye’deki düşük okuma oranına da dikkat çeken Dilek, “Binde beş mi diyorlar Türkiye’deki okuma oranına, çok düşük. Küçük çocuklar geldi ama benim kitaplarım onlara hitap etmiyor. İlgi çok az. Meydanda olsaydı belki biraz daha olurdu. İnsanlar ayaküstü geçerken merak edip uğruyordu” ifadelerini kullandı.