EFTEN-PÜFTEN; BİRAZ DA DERİSİ DELİK TEFTEN

Devlet adamlığı ciddiyet, güven ve söylediğinin arkasında duran kimseleri ister. Kendini üstün gören bir mülki amir, yaramazlık yapan çocukları okşayın ben arkanızdayım deyip tepkiyi görünce ben sadece başını okşayın dedim diyorsa, o kimsenin ciddiyetsizliğini gösterir ve yerinde durmaması gerekir.
Çocuk diyorsun ve sana emanet edilen çocuğa şiddet uygulanmasını öneriyorsan görevini yapmıyorsun demektir.
Devletin okulları eğitimden sorumludur, devletin bekası için çocukların iyi eğitilmesi gerekir, çocuk elbette yaramazlık yapar, sen ona yaramazlık yapmamayı öğreteceksin.
Yazılı basına gelince 80 milyonluk bir memlekette 80 tane ulusal gazete olmaz, zaten okuyan da yok. Sadece kâğıt israfından başka bir şey değil. Ulusal gazetelerin kaynağını oluşturan yerel basında da pek iç açıcı durum yaşanmıyor. Ancak az sayısı ile Kırşehir’de ilin sorunlarını dile getirerek, yetkililerin dikkatini çeken yerel basın gibi ulusal basın da yayın yapan gazete kalmadı.
Almanya’da bulvar gazetelerinden başka okunabilir ve doğru-dürüst haber yapan sayılı gazete var. Bunun sayısı bir elin parmağından fazla değildir, yaptığı haberin doğruluğuna inanılır ve okuyucuyu doyurucu ve doğru haber yayınlar.
Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanının Singapur gezisinde sırtındaki tişörtü kim giydirdi, reklam yapacak başka yer yok muydu?
Başbakan belki farkında olmayabilir, yanında götürdüğü danışmanlar ne iş yapar, hiç uyaran olmaz mı?
Sayın Reisicumhurun yanında poz veren uyuşturucu ticaretinde hüküm giymiş, ne olduğu ve ne iş yaptığı belli olmayan kimselerin o karede ne işi var?
Uyuşturucuyla mücadele böyle mi olur?
O fotoğraf karesini gören çocuklar durumu nasıl yorumlar?
Ciddiyetsizlik dediğim bu ve buna benzer olaylar.
Yıllardır partiye sırtını dayayıp halkın omuzundan inmeyen yüzsüzlerden henüz bir ses yok. Bu yüzsüzleri halk kadar Sayın Reisicumhur da biliyor ve muhtemelen elinde listesi vardır fakat adamlar yüzsüzlüğü şiar edinmiş istifasını sunmaktan korkuyor, bekliyor ki biri kolundan tutup atsın, atsın ki mağduriyeti oynasın.
İdari sistemde bir uyumsuzluk var. Nerede ve nasıl bunu yetkili kimselerin çözmesi gerekir. Bürokraside, kırtasiyecilik geçmiş yıllara nazaran nispeten azalmış görünse de, devlet dairelerinde işlerin kolay yürümediğini herkes bilir. Bilir de nedense çözüm üretilmez. Uluslararası sıralamasında 59 ülke arasında onuncu sıradayız.
Adamlar yatırımda önce belki % 20 kayıpları oluyor. Devlet dairelerinde bir işlemin 2,5.3 ayda bittiğini söylüyorlar. Bu rakam yatırımcı için büyük para.
Bunun değişik nedenleri var.
Belki her işlem için alınan para az da olsa bütçeye destek veriyor diye düşünülebilir. Fakat kaybedilen zaman ve iş gücü, getirisinden çok çok fazla götürüsü ve enerji israfıdır. Elbette devlet dairesinde her işlemin bir külfeti olacak, fakat alınan para ya gülünç olmayacak ya da aldığının bir değeri olacak. Mesele telefon açtırmak için herhangi bir bankanın kapısında 1,50 TL için sıra beklemek biraz abes olmuyor mu? Yabancı yatırımcıların şikâyet konusu, en çok bürokratik işlemlerin çok karmaşık ve çözümünde çok fazla yolsuzluklar olduğundan şikâyet ediyorlar. Yatırım yaparken illaki bir yerli şirketle ortaklık kurulmasında imdat umarken pek çok yabancı yatırımcı canini zor kurtararak kaçıyor. Bir daha da gelmiyor ve gelene de mani oluyor, aynı turizmde olduğu gibi.
YORUM EKLE