DEVE ile KOÇ…

Süleyman Demirel'in siyasette yeni yeni parladığı yıllar. Partililerle birlikte Kırşehir'e gider. Kalabalık, izzet, ikram, deve kesmeler ve alınan reaksiyon ziyadesiyle mutlu eder Demirel'i.

Sonra da, dönemin sevilen siyasetçisi Osman Bölükbaşı memleketi olan Kırşehir'e gider.

Hemen, ekibi Demirel'e raporu verir.

“Bölükbaşı'nın memleketinde sana deve, ona koç kestiler. Seni daha iyi ağırladılar” derler.

Demirel, Bölükbaşı'nı bir yerde görür, yanına gider; “Üstad, memleketinde bana çok iyi davrandılar. Deve kestiler, sağ olsunlar" der. Sonra da, inceden ayar vermek için, üzüntülü bir şekilde; "Duydum ki sana da koç kesmiş hemşerilerin, ayıp etmişler...!!!” der.

Osman Bölükbaşı yine kendinden emin şekilde Demirel' e döner ve "Evlat, bizim oralarda deveye deve, koça koç keserler" der...

Bu vesileyle siyaseti en temiz şekilde yapan, siyaseti bıraktığında Kızılay’da dolmuş durağında beklerken kendini tanıyan bir vatandaşın “Siz de mi, dolmuş kuyruğunda sıra bekliyorsunuz?” sorusuna karşılık  “Ne yapalım yavrum, zamanında cebimizi doldurmadık şimdi dolmuşu dolduruyoruz” diyerek siyasi hayatını özetleyen, Türk Siyasetinin duayen ve temiz ismi Osman Bölükbaşı keşke tüm siyasetçiler böyle olabilse.

Bugün neden Osman Bölükbaşı’dan bahsettik?

Şu günlerde yaklaşan seçimler nedeni ile herkes siyasi argüman peşinde.

Aslında temiz insanların siyasete girmesi bir anlamda herkesin tabiri ile “kirlenen siyaseti ”bir nebze de olsa temizlemeye bir başlangıç olacaktır. Ancak şu da bir gerçek ki temiz olarak seçtiklerimizde zaman geçtikçe kirlenebiliyor.

İşin özü anlattığımız hikayede de değinmeye çalıştığımız gibi; Ruhu huzur bulacak, deveye kızmayacak, kendini koç zannetmeyecek, dolmuşa binmese de, amuduyla malları götürmeyecek, toplumu germeyecek, her kesime saygılı, adaletli ve sevmesini bilecek, dürüst, namuslu, vatandaşını düşünen, politikacı, siyasetçi, dernekçi, vakıfçı, sendikacı, amiri, memuru, müteahhiti, bürokrat ve yöneticilerimiz olması temennilerimle…