DELİLERMİ DELİ BİZMİ DELİYİZ

Kafam bugün şehrimizdeki yaşamış ve yaşayan, deli bildiklerimize takıldı.

Gerçekten bu insanlar delimi yoksa bizim bilmediğimiz akıllı bir yönlerimi var.

Bazen ‘’deli’’ diye tabir ettiğimiz insanlarla otururken veya kısada olsa konuşurken, insan onların sözlerinin karşısında şaşkına dönüyor.

Acaba diyorum onlar mı deli, yoksa bizde mi bir gariplik var diye de kendimi alamıyorum.

Deli değil, akıllı bildiğimiz insanlar (bizler)…

Dünyada her haltı yapıyoruz.

Hırsızlık, haksızlık, yolsuzluk, sahtekarlık…

Mal mülk için birbirimizi yiyoruz. Makam için en yakın dostumuzun ayağını kaydırmaktan, onun yerine göz dikmekten çekinmiyoruz.

Deli bildiklerimize bakıyorum...

Adamlarda; mal mülk, makam, adam kandırma, hile hurda hiçbir şey yok.

Aç kalma, yatacak yer arama, cepte harçlık derdi yok.

Sanki bana sizler enayisiniz, fıstık gibi yaşayacağınız yere...

Bir dairen varsa ikinciye, araban varsa sıfırına veya lüks olmasına, yetmedi hanımına, çocuğuna hatta bırakın çocukları torunlara mal edinme peşindesiniz.

Yetmedi; Babalarınızı, Annelerinizi dışarı atıp, Kardeşler olmanıza rağmen miras için birbirinizi öldürüyorsunuz.

Bunları yaparken veya yapmak isterken birbirinizi yiyorsunuz diyorlar gibime geliyor.

Bunlara merhametli davranmaya çalışırken kendimize (akıllı bildiklerimize) haksızlığın her türlüsünü yaparken merhameti unutuyoruz.

Birde karşı görüşlüysek, senin ideolojin beni ilgilendirmez diyerek ahkam keserken aynı ideolojidekiler bile birbirine oyun oynamaktan çekinmiyor.

Bu deliler bana dünyanın ne kadar boş olduğunu, burada kısa süre geçici konakladığımızı hatırlatıyor.

Asıl deli onlar değil bizler olduğunu hatırlatıyor.

Geçmişteki veya şimdi hayatta olan deli bildiğimiz kişileri hatırlıyorum da masum, kimsenin elindekine göz dikmeyen, karnı doyunca insanlara içten gülücük attıklarını, şakalaştıklarını görüyordum.

Meğer onlar ne kadar akıllılarmış diye kendimi alamıyorum.

Hararetli Yaşar, Bili Bili, İkili, Özbağlı Hasan...

Unutulur mu(?) Çete, Çıta...

Üzerine su serptiğinde dünyalar onun olan,’’mememet! Memet!’’ diyen Döne.

Bunların içerisinde daha önce akıllı olanları, kendimizi akıllı sanıp da aslında deli olan bizler değil miydik bunları bu hale düşürenler?

Mesela, Döne bu halde miydi?

Yoksa askerde gelen oğlu Mehmet’e Annesinin gözleri önünde insanlık dışı yapılan pislikten dolayımı bu hallere gelmişti?

Hani M. Atılgan yazmış ya…!’’ Pislik’’

Bende soruyorum Pislik yapanlar mı akıllı, deli bildiğimiz kişiler mi akıllı?

Sizce?

Benim kafa karışık!

Onlar bana çok derinlikler öğretti. Merhameti, bu dünyadaki kiracılığı, her şeyin geçici olduğunu.

İnsanlığı, malı, makamı görünce, aklımızın var olduğunu sandığımızı ama aslında aklımızın olmadığını asıl delilerin bizler olduğunu öğrettiler.

Eğer deli demek aklını kaybeden demekse ki öyle deniliyor...

Bu durumda asıl deli biziz.

Değilse aklımızı bir başkasının aklına ipotekleyip yalan yanlış adamları savunup, onların yaptığı pisliklere ortak olmadan yaşamayı bilirdik.

Eğer biz deli değilsek; kardeşler olmayı öğrenir, ahlakı içselleştirir birbirimizi yemezdik.

Eğer biz deli olmasak; dünyalıklara teslim olup ölmeyecek gibi her haltı işlemezdik.

Eğer biz deli olmasak; her haltı yapanların peşinde körü körüne savunarak gitmezdik.

Bu kadar delinin içerisinde yaşayabildiğime göre, bende deliyim.

Delinin şu anlamlara da geldiğini öğrenince baya baya şüphe etmeye başladım.

Deli; coşkun, çılgın, azgın veya bir şeye aşırı düşkün.

Bunların hepsi bizde olduğuna göre bizde bir deliyiz.