Cumhuriyet'e baskın

Kırşehir’de yirmi yedi gün demokrasi nöbeti tutuldu. Herkes orada resim vermeye çalıştı. Selfiler çekildi halaylara duruldu. Bir tek çıtır pıtır patladı mı? Bir mantar tabancası patladı mı? İyi de oldu. Herkes ülkesine, Cumhuriyetine, demokrasisine sahip çıktı. Tüm ülke de aynı manzaralar fazlası ile yaşandı.
Cumhuriyet Gazetesi’ne baskın yapıldığı sabah yazıyorum, okuyacağınız yazıyı. “Cumhuriyet’e baskın” Örgüte üye olmasalar dahi yayınları ile destek varmış. Can Dündar bahanesi ile aramalar yapılıyormuş… Sanki bu toplumdan Gezi Direnişi’nin acısı çıkarılıyor. Gezi’de her guruptan insanın tepkisi vardı ve sonradan adını da Haziran koydular. Eğer haziranlaşmazsak işimiz zor, zaten. Cahil cesareti ile toplumun tüm değerlerine saldırılar düzenleniyor. 15 Temmuz siyasal dinci kalkışma, bir başka siyasal dinci hükümete yapılmasına karşın oluşan artçıl depremlerinde ve tusunamilerle toplumun tüm kesimlerine saldırılıyor. Cumhuriyet’in tüm değerleri ters yüz edilmeye çalışılıyor.
Lütuf olarak görülen dinci kalkışma yine bir sürü hinliklerle lehlerine çevriliyor. O zaman bu OHAL (olağan üstü hal) e ve KHK denilen (kanun hükmünde kararname) fırsatları için mi bu başarısız siyasal dinci kalkışmaya yol verildi? Ve fırsata dönüştürülmeye çalışılıyor, hükümet tarafından diye insanın kafasında soru işaretleri geliyor.
Basılan ve kapatılan dergiler, gazeteler, televizyon kanalları toplumun tüm kesimlerini susturmaya yönelik iddiaları ortalıkta. Gezi’nin ve 7 Haziran seçimlerinin cezası topluma kesiliyor. 7 Haziran’dan sonra koalisyon hükümetleri kurdurulmayarak 1 Kasım seçimleri yapıldı ve ondan sonra devrilen masalar, yok edilen binlerce yıllık tarihi kentler kasabalar…Yüzlerce şehit…
Ve 15 Temmuz başarısız hain siyasal dinci kalkışmasına gelindi. Ve halen muamma dolu bir baş kaldırı ordu içinde halen mevcut sağ Kemalist yapının ayak sürümesi ile başarısız olmuştur. Cumhuriyet zaten kurulduğu günden beri evlatlarını feda ederek gelmiştir bu güne. Evvela ordu, polis, yargı ve bürokrasi içerisinde az miktarda da olsa dilinden, inancından, düşüncesinden dolayı sağ Kemalistlere sol Kemalistler harcatılmıştır. Son kırk yılda palazlanan dinci kadrolara ise sağ Kemalistler harcatılmaya çalışılmıştır…
“Gele geldik değirmene” diye bir laf vardır bizde. Şimdi öyle oldu. Hedefleri 2023 olanlar, korkuları ile toplumu esir almaya çalışıyorlar.
Yüz bine yakın memur ve işçi mi ayaklandı o gece?
Peki söyleyin sol sendikalar mı karşı çıktı size?
Sol ve sosyalistler mi destekledi siyasal dinci ayaklanmayı?
Kardeşim bilgin belgen varsa, gerçekten ayaklanmaya silahlı bıçaklı iştirak etmişse teamüllere uygun olarak yasaları çiğnemeden cezalandırılmalarını sağlarsın. Kimsenin işi, eşi, ekmeği aşı ile oynamazsın… Yazıktır…Hele yaşamları boyunca siyasal dincilerle yıldızı pek barışık olmayan solcu sendika üyelerinin (KESK) yaptıkları sendikal eylemler bahane edilip işten atılmaları tam arap saçına çevirdi işleri. Yapmak istediğiniz aşureden neyi planlıyorsunuz anlaşılmıyor…
Hükmettikleri 14 yıl boyunca eğitimden sağlığa tüm kazanımları silmeye çalışan bir parti ve onun kurduğu hükümetler artık pes, artık yeter dedirtiyor…
Eğitimi dinselleştirme çalışmalarınız, 4’lük eğitiminiz, tüm okulları imam hatipleştirmeye çalışmanız, proje okul fiyaskolarınız ve yeter artık. Ana sınıflarına kadar inmeye çalıştığınız dinsel eğitim çalışmalarınız, dindar ve kindar nesiller yetiştirme formatınız bir gün ters tepecek. Tepecekte sizi nereden bulacağız. Radyasyonun azı karar çoğu zarar deyip milletin karşısında RADYASYONLU çay içen bakan fındık, çay, süt ürünleri gibi bir çok gıdanın iç pazarda tüketilmesine göz yummuştu. Nerede o bakan ve hükümeti şimdi? Kaç insanımız Çernobil patlamasından dolayı kanser oldu bilen var mı? Bile bile toplumu bataklığa sürüklüyorsunuz ey hükümet… Acemi sürücünün onlarca insanı katledip sonra da kaçtığı gibi kaçabilirsiniz ama vebalini hep taşıyacaksınız. Muassır medeniyetlere bu yöntemlerle ulaşamayız, biline…
Emperyalizme bağımlı siyasal dinci gericiliğe karşı Cumhuriyet’i, ilerici temellerine de sahip çıkarak aşabilecek devrimci potansiyel 12 Mart ve 12 Eylül faşist darbeleriyle bastırıldı. 70’ler boyunca, işçilerin, emekçilerin, yoksul halkın mücadelesine dayanarak gelişen aydınlanma dalgası 12 Eylül’de kırıldı. 12 Eylül generalleri ve onların arkasındaki sermaye güçleri ve emperyalizm sol dalgaya karşı Türk-İslam sentezi adı altında gericiliği resmi ideoloji haline getirdi. Bu politika temelinde devletin İslamcılaştırılması süreci hızlandırıldı. Cemaat ve tarikatlarla devlet bütünleştirildi.
Hükümet Cemaatle ittifak içinde iktidara gelerek, Cumhuriyet’in görece laik temellerini de tümüyle ortadan kaldıracak bir güç kazandı. Bugün ise Başkanlık Sistemi’ne geçişle fiili şeriat ve hilafetin kurumsallaştırılarak dinci bir faşist rejim hakim kılınmaya çalışılıyor.
Artık, kazanılacak ve yeniden kurulacak bir ülke ve Cumhuriyet var. Ve bu artık yalnızca emperyalizme, sömürüye ve siyasal dinciliğe karşı halkın laiklik, bağımsızlık, kardeşlik, özgürlük ve eşitlik mücadelesinin eseri olabilir.
93 yıl sonra bugün Cumhuriyet’e sahip çıkmak demek, Türkiye’yi yeniden kuracak bir irade birliğini geliştirmek, bu mücadelede birleşmektir. Cumhuriyet’i savunmak Siyasal dinciliği yenecek ve Cumhuriyet’i sahiplenerek eşitlik ve özgürlük temelinde aşacak devrimci bir yeniden kuruluş mücadelesidir.
Siftahsız dükkan kapatan ESNAFLAR, tezgahını hiç açamayanlar, kepenklerini kapatmak zorunda kalan esnaflar, İş bulamayan üniversite ve lise mezunu İŞSİZLER, kira kredi kartlar arasında boğuşan MEMURLAR, azıcık maaşıyla evini geçindirip çocuklarına iş, aş, eş bulmaya çalışan EMEKLİLER, pazarların ucuzlamasını bekleyip tenceresini kaynatmaya çalışan tüm YOKSULLAR, kurulan çadırlarda bir öğününü kurtaran, ucuz ekmek kuyruğunda sıra bekleyenler NE OLACAK BU MEMLEKETİN HALİ?
Altın el akıyor, dövize yaklaşılmıyor dünyanın en pahalı doğal gazı, elektiriği, benzini, mazotu Türkiye’de tüketiliyor…NEDEN SUSKUNSUN?
Asya tipi başkanlığı Filipinler, Kore, Tayvan gibi ülkelerden; Baas tipi başkanlıkları Ortadoğu ülkelerinden biliyoruz. Örneği görülmemiş bir başkanlık rüyası ile felakete sürükleniyoruz. Ayaklarımız altından toprak, elimizden yalnız ve zavallı ülkemiz kaydırılmaya çalışılıyor…
Yüzde 26 bakın bu sayı hükümetin ilk iktidara geldiği zaman aldığı reel oy. Yüzde elli küsüre inanmayın. Yani yüz kişiden 26 kişinin oyunu almış. Yanlış seçim sisteminden dolayı meclisteki vekillerin %67(yüzde atmış yedi)kazanmış. O günden beri de üzerimizden inmemiş…
Yüzde 34 bakın bu sayı hükümetin devlet başkanı seçiminde aldığı reel oy. Siz yüzde elli ikiye inanmayın. Yani yüz kişiden 34 kişinin oyunu almışlar…
Bu durumda MİLLETİN İRADESİ mecliste hükümet edenlerin mi muhalefette kalanların mı? Tabii ki muhalefet daha büyük. Biz daha çokuz. Lakin bunu bilmemiz yeterli değil. Artık bu gidişle milleti başkanlığa razı edip yerel ve genel seçimleri birleştirip bir daha hiç gitmemek üzere üzerimize çullanacaklar. Basını onun için susturdular. İnterneti onun için yavaşlatıyorlar…Darbe olmuş fırsat. Darbe bahane OHAL ve KHK’ler şahane…
Sine-i Millet müessesini hatırlatırım sağından soluna tüm meclisteki vekil ve partilerimize. Yüzde otuz küsur oy oranı ile tepemizde tepinmelerini istemiyorsanız, yapacak bir şey kalmadı diyorsanız, dönün milletin sinesine. Yalnız bırakın yüzde 34’lük kitleyi…Yapın bir şeyler. Aramayın kusur birbirinizde…
Kırşehir’de yapılacak bir şeyler varsa üzerimize düşen, hep birlikte sahip çıkalım Cumhuriyetimize ve kazanımlarına; kazanalım laikliğimizi.
YORUM EKLE