Çocukluğumun en güzel etkinliği 'Gülüce Pilavı'

  Bilen de var, bilmeyen de. Ben Cemeleliyim.



Bilen de var, bilmeyen de. Ben Cemeleliyim.
Kırşehir merkeze yirmi kilometre uzaklıkta, bir zaman önce kasabalıktan köy statüsüne düşerek hepimizi üzen güzel köyüm Çayağzı.
Kırşehir’i sevdiğim kadar, ana yurdum, baba ocağım Cemele’yi de severim. Sadece gidip Omala’ya çıkmak, özde suyun yanında dolaşmak, köy meydanından geçmek bile bana huzur verir, beni mutlu eder.
Bir de çocukluktan beri gelmesini dört gözle beklediğim, tüm şehir dışındaki, yurt dışındaki köylüleri bir araya getiren, hısımı akrabayla görüştüren, sevenleri buluşturan Gülüce Pilavı ve Biber Festivalimiz var.
Eskiden iki yılda bir yapılan festivalimiz çeşitli nedenlerle bir süredir yapılamıyordu. “Yoksa bir daha olmayacak mı?” diye düşünüp üzülürken, çok şükür dernek yöneticilerimizin büyük özveri ve çabalarıyla bu sene yapıldı, herkes gibi ben de sevindim, mutlu oldum, gurur duydum.
Benim için Gülüce demek, Pazar sabahı erkenden kalkıp bütün ekipmanı amcamın kamyonuna yükleyip köyün yolunu tutmak,
Sıcağın altında büyüklerimizin kurduğu çadırın bitişini beklemek,
Az da olsa buz gibi akan puaraya (çeşme başı) inmek,
Kelle atılışını içim ezilerek ve korkarak izlemek,
Şehirden gelen seyyar takıcılardan kolye, küpe almak,
Çekilişi beklemek sabırsızlıkla, “inşallah bana bisiklet çıkar!” diye heyecanlanmak…
Yüzlercesini tattığım, ama onun yerini tutmayan onlarca koyun, düve etleriyle köyde her kapıdan toplanan çeşitli bulgurlarla pişen ve bence lezzeti buradan gelen “Gülüce Pilavı”nı yemek…
Eskiden teknoloji bu kadar gelişmiş değildi. Cep telefonu, sosyal medya araçları henüz yaygınlaşmamıştı. Gülüce Cemeleliler için gurbetteki akrabalarımızla, sevdiklerimizle buluşma yeriydi…
Geleneksel Gülüce Pilavımız ve Biber Festival’imizin yapılacağını duyduğumda çocukluğumda ki kadar sevinmiştim. Çünkü en güzel etkinliğiydi zamanının…
Her şey tam da çocukluğumdaki gibiydi. Ama aynı tadı alamadım, artık eski küçük Beyhan olmadığımdan mütevellit sanıyorum.
Ama yine de bana küçüklüğümü hatırlatmaya yetti, o taşlı tozlu yollarından geçerek Gülücü’ye ulaşmak…
Üstelik bu sefer bir fark daha vardı artık. Sadece bir köylü olarak değil bir basın mensubu olarak da bakmıştım Gülüce’ye. Hiç aklıma gelmezdi bir gün haberini ve yorumunu yazacağım. Bundan dolayı ayrı bir mutluluk duyuyorum.
Tabi gönlümüz burada ilimizin Valisini, Belediye Başkanını ve iktidar partisinin Milletvekilini de böyle binlerce kişinin buluştuğu Gülüce Pilav ve Biber Festivali’nde aramızda görmek. Belki bir mazeretleri vardır diye düşünüyorum. İnşallah bir daha ki sefere…
Her şey çok güzeldi. Tüm zorluklara rağmen geleneksel Gülüce Pilavımızın gerçekleşmesinde emeği geçen Kırşehir Çayağzı Kasabası Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanı ve üyelerine, Kırşehir temsilcisi İlker Demirbilek Abime buradan bir kez daha teşekkür ediyorum. Bir teşekkür de yıllar sonra düzenlenen bir festival için Ankara’dan, Kırşehir’den ve yurdun dört bir yanından Çayağzı’na koşup gelenlere, ana yurdu, baba ocağında hasret giderenlere…
İlker abi demişken BAL ligine yükselen köyümüzün gururu Çayağzıspor’umuzu da tebrik ediyor ve elimizden gelen bütün desteği sağlayacağımıza da gazetemiz “Kırşehir Çiğdem” adına söz veriyorum…