Bugün annemin aramızdan ayrılışının 2. yılı

BUGÜN 16 Haziran 2015… Canım annemin aramızdan ayrılışının ikinci yıldönümü. Bu süre içerisinde yaz oldu, güz oldu, kış oldu, günler haftaları, haftalar ayları, aylar yılları kovaladı, iki ramazan bayramı, iki kurban bayramını idrak ettik derken vefat edişinin ikinci senesi doldu ve bir Ramazan ayına erişmemize üç gün kaldı.


Bu süre içerisinde yaz oldu, güz oldu, kış oldu, günler haftaları, haftalar ayları, aylar yılları kovaladı, iki ramazan bayramı, iki kurban bayramını idrak ettik derken vefat edişinin ikinci senesi doldu ve bir Ramazan ayına erişmemize üç gün kaldı.
Babam ben küçükken öldüğü için annem sırtımı dayadığım direkti, hem babamdı, hem annemdi. Sıkıntılara birlikte katlanıp, birlikte mücadele edip, birlikte ağlayıp, birlikte gülmüştük.
Annem benim ışığımdı, benim güneşimdi, benim rüyamdı, benim devamdı, duamdı.
Daha dün gibiydi. Günlerden 2 Haziran 2013 Pazar’dı. Annemi Kayseri’ye hastaneye götürecektim. Sabahın erken saatlerinde annem önce evimizi oda, oda gezip, iyice baktıktan sonra “dünya boşmuş oğlum, dirimi götürüyorsun ama ölümü getireceksin” demişti.
Annemin bu sözü kulaklarımdan gitmedi. Evet annemin dediğin olmuştu doktorlar ne yaptıysa olmadı. Maalesef annem 16.06.2013 tarihinde yatmakta olduğu Kayseri Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi yoğun bakım servisinde Hakk’ın Rahmetine ermiş ve cenazesini Kayseri’den getirterek Aşıkpaşa Mezarlığı’na defnetmiştik.
Annemi kaybettikten sonra bayramlarda çok hüzünlüydüm, içim buruktu, yüzüm hiç gülmedi. Bir Anadolu bozlağında; "Bayram gelmiş neyime. Kan damlar yüreğime. Gülmek benim neyime. Anam, anam garibem” der.
Gerçekten annemsiz geçirdiğim dört bayramda gariptim, yalnızdım. Her bayram, bayram namazından sonra hemen ziyaretine gider, elini öper, sımsıkı sarılır, mis gibi kokusunu koklar içime çekerdim. Fakat annemsiz geçen bayramlarda namazdan sonra elini annemin öpmeye, sarılmaya, mis gibi kokusunu koklamaya gitmek yerine eşimle, oğlumla mezarını ziyarete gidiyorum. Maalesef annemin elini öpememek, sarılamamak, mis gibi kokusunu koklayıp içime çekememek üzücü olmakla birlikte acı veriyor, ızdırap veriyor.
Bayramlar annemsiz bayram gibi yaşanmıyor, tadı tuzu yoktu bayramların, hatta hayatın tadı tuzu yok. Adeta aydınlık dünyam karardı, gülen yüzüm soldu. Son yıllarda moda olan şiirin bir bölümünde “sensiz sol yanım ağrıyor anne” der. İnanın benim sadece sol yanım değil, her yanım ağrıyor, annemin özlemi, hasreti beni alev, alev yakıyor.
Herhalde Alemlerin Rabb-ı olan Büyük Allah bizleri sınava tabi tutarak sabrımızı deniyor. Bizlere dermansız dert, başka acılar vermesin diyerek dualarla Allah (c.c.)’den Peygamber Efendimizin, Hz. Yakup’un, Hz. Yusuf’un, Hz. Yunus’un, Hz. Eyyüb’ün, Şeyh Edebali’nin, Mevlana’nın, Yunus Erme’nin, gelmiş geçmiş evliyaların, İslam Alimlerinin sabırlarının milyon da birini bizlere vermesini istiyorum. Eğer Cenab-ı Mevlam dualarımı kabul ederek isteğimizi verirse işimiz görülür, bu sabır sınavından çıkarız aksi olurda işimiz kuluna kalırsa onu da düşünmek dahi istemiyorum. Çünkü kulu insanı rezil eder.
Osmanlı İmparatorluğunun kurucusu , Osman Gazinin Kayınbabası, aneminde yakın köylüsü olan Şeyh Edebali, Osman Gazi’ye bir nasihatında “ Oğul! "Ananı, atanı say; bereket büyüklerle beraberdir!" Anadolu; içinden kıvrım, kıvrım ırmaklar akan, ağıtları alev, alev ciğerler yakan "Ana"larla doludur. Ana çile yumağıdır, oğul dua kaynağıdır. Ana yüreği narin bir ipek, ata bileği Hakk'ın diktiği en sağlam direktir. Ne ananın ince yüreğini yakasın, ne de babanın kapı gibi bileğini kırasın oğul. Yarın yuva kurduğunda ocağınla onlar arasında köprü olasın. Ana ve ata düşmemek için sırtımızı dayadığımız duvardır, yarın duvar yıkıldığında kıymetini anlarsın der.”
Yine Şeyh Edebali
“Hayat bir yudum su, bir anlık rüya.
Ömür bir kısa yol tekrarı olmayan” der.
Gerçekten hayat bir yudum su, bir anlık rüya, tekrarı olmayan kısa bir yol.
Ayrıca Yahya Kemal Beyatlı “Giden memnun ki yerinden, geri dönen yok seyahatinden” diyerek ne güzel ne kadar doğru söz söylemiş maalesef giden geri gelmiyor.
Anne Ruhun ŞAD, Mekanın CENNET olsun…