BİR ÜLKE NASIL PARÇALANIR?

Değerli okurlarım bir süredir işlerimin yoğun olması nedeniyle siz değerli “Kırşehir Çiğdem” okurlarından uzakta kaldım.

         16 Nisan referandumu yapıldı, bunun Kırşehir’deki sonuçlarıyla ilgili değerlendirmeleri yapılabilir.

Ardından 15 Temmuz FETÖ darbe girişiminin birinci yıldönümündeki tepkiler… Kırşehirlilerin Cacabey Meydanı’ndaki demokrasi nöbetleri…

Evet,  bir ülkeyi parçalamak,bölmek,kardeşi kardeşe kırdırtmak istiyorsanız  yöntemi konusunda çok çarpıcı bir örnek var.

Ülkenizin yüzde 99’ı Müslüman olacak. Bu en başta gelen koşul. Sonra bu Müslüman ülkede yeşeren tarikatlarından birine el atacak ve onu giderek dönüştüreceksiniz.

Uzun vadeli düşüneceksiniz. Çok çok uzun vadeli ince hesaplar yapacaksınız.

İşin olmazsa olmaz koşulu kendinizi iyice güçlendirene kadar her iktidara yamanacaksınız. Her iktidarı sağı solu,diktatörü,devrimcisi,liberali,cuntacısı fark etmez. Her iktidara açık destek olacaksınız.

O ülkenin devlet kadrolarına sinsice yerleşeceksiniz. Bunun için uzun vadeli bir plan dahilinde tarikatın güvenilir adamlarını sorumlu tutacaksınız. O sorumlular daha alt kadrolardan sorumlu olacaklar. Böyle bir örgütlenme modelini ana unsur olarak kabul edecek ve çok iyi bir şekilde uygulayacaksınız.

Ülkenin polis teşkilatına el atacak orada kilit mevkilerde güçlenecek ve at koşturacaksınız.

Askeriyeye el atacak kendi kadrolarınızı zaman içinde hiç kimseye belli etmeden yükselteceksiniz. Komuta kademeleri seviyesine kadar yükselteceksiniz. Öyle ki hedefe ulaşana kadar onların namaz kılması oruç tutması dahi olmayacak.

İş daha da ilerleyince o ülkenin,yargısını, istihbarat örgütlerini ele geçireceksiniz.  Hedefinizi takip altına alacaksınız,onların  en yakınına kadar soktuğunuz kadrolarınız onların her şeyini üstlerine rapor eder hale getirecekler. En gizli görüşmelere, hatta mahremine bile girebileceksiniz.

En çok ağırlık verdiğiniz birim polis teşkilatı olacak. Size uzak duranları müthiş finansal desteklerinizde kendi yanınıza çekeceksiniz.

Eğitim,sağlık,adalet alanında gücünüze güç katarak karşı konulamaz bir örgüt haline geleceksiniz.

Kimden,hangi örgütten bahsettiğimi anladınız sanırım.

Evet, size bir komşu ülkede gelişen büyüyen bir örgütten söz ediyorum.

Irak’tan…

Tüm orduyu, tüm Irak’ı, ABD’ye bir gecede teslim eden Irak’taki Kesnizani Tarikatı’ndan söz ediyorum.

Size hiç yabancı değil gibi değil mi?

Aymazlıklar, ön açmalar,kadroları sorumlu mevkilere  atamalar,bile bile açılan soruşturmaların üstünü kapatmalar, liderin (Saddam) bu tarikatı yeşertmesi,öyle ki ordu komutanlarının ve kendi yardımcısının bile bu tarikata girip kendi altını oymaları.

Bir büyük ve ders alınacak yaşanılmış bir gerçek tarih.

Irak’taki Kesnizani Tarikatı.

Bu tarikatın büyümesi,nasıl etkin bir güç haline gelmesi,sonra da ABD’ye nasıl ön açılması.

Bu tarikatı büyüten üst akıl  ABD derin devleti CIA ve Meşhur MOSSAD

Tarikatın liderinin bunlardan talimat alarak ülkeyi nasıl bir parçalanmanın eşiğine getirdiği alınacak dersler arasında.

Herkes her an internet erişimine ulaşabiliyor.Lütfen bir iki saat vakit ayırıp okuyun bu tarikatın daha uzun ve detaylı öyküsünü. Irak’ın uzun erimli bir plan dahilinde nasıl parçalanıp bölündüğünü bir kere daha ürpererek anlayacaksınız.

Hoş Türkiye de bu süreci acı bir şekilde yaşadı. Gerçekler anlaşıldığı an o güç harekete geçmişti bile.

249 şehit, binlerce gazi, büyük Türk halkı çok şükür ki bu büyük parçalanma ve kaosu önledi.

Bakmayın siz öyle “kontrollü” falan laflarına.

 “Ülkenin verilmiş sadakası varmış” diyorum ben.

Tersi olsaydı, ben bu yazıyı yazamıyor ,sizler de kim bilir nerelere savrulmuş bir vaziyette okuyamıyor olacaktınız. Koskoca bir karanlıkta kalacaktı bu güzelim ülke.

Hala bu  gerçek anlaşılmıyor. Sanki hiçbir şey yaşanmadı.

Hala bu konuda güzel ve yerinde işler yapanlar desteklenmiyor da  ket vurulmaya çalışılıyor.

Muhalefet olmak…  anlaşılır.  “Siz büyüttünüz …”. Doğru da; “hırsızın hiç mi suçu yok” kardeşim. Onlar “sütten çıkmış ak kaşık mı?”

Bir başka yazımızda onlardan da söz edelim.
YORUM EKLE