BİR LOKMA, BİR HIRKA VE BİR HİKÂYE…

“Bir lokma, bir hırka…” felsefesi beş seneden beri tekrar dirilmiştir. Milyonlarca insan şimdi dünya saadetini bu mütevazı formülün hudutları arasında aramağa başlamıştır.
Asırlardan, uzun tarihi çağlardan sonra –gittikçe refaha kavuşacağı sanılan- insanlığın önüne konulan tekmil geçim maddesi, bütün yeryüzü nimeti işte bundan ibarettir.
Tek lokma, tek hırka… Hem de lokmanın en yavanı ve hırkanın en eskisi!..
Hattâ dünyanın birçok kısımları bugün lokmasız ve hırkasızdır.
Bugünkü muharrirler tek lokmalı, tek hırkalı basit hayatın güzelliklerini anlata anlata bitiremiyorlar. Mamafih bu işi dünyanın en bolluk zamanlarında ve en varlıklı memleketinin muharriri olan Mark Twain bile yapmıştır. Amerikan mizah üstadının bir Eskimonun hayatından bahseden bir hikâyesi vardır:
Bu Eskimo balıkçılıkla geçinmektedir. Fakirliği zamanında son derece rahattır. Geceleri canı isterse bozuk evinin kapısını açık bırakıp uyumaktadır. Çünkü hayatta tek bir olta iğnesinden başka şeye sahip değildir.
Herkesle ahbaplık etmekte, son derece alçakgönüllü olarak tanınmaktadır. Kimse kendisinden borç veya emanet eşya istiyememektedir. Çünkü balıkçı Eskimo tek olta iğnesini başkasına verirse kendi çalışamayacaktır. Bunun için kimse kendisini bir şey istemek hususunda rahatsız etmemektedir.
Lâkin birdenbire fakir Eskimonun bozuk kapısını zenginlik perisi çalıyor!
Eskimo zengin oluyor!.. Şimdi onun tam 22 tane olta iğnesi vardır. Bir Kutup balıkçısı için de bundan daha müthiş ve baş döndürücü servet olabilir mi?
İşte bu hazin, bu 22 tane olta iğnesi zavallı zengin Eskimonun bütün ömrünü zehrediyor. Zenginlik hayatı onun saadetini elinden alıyor. Artık kulübenin bozuk kapısı geceleri sıkı sıkı kapalıdır.
“Zengin” in kızına aşık gibi görünen delikanlının biraz sonra asıl maksadı meydana çıkıyor. Bir gece olta iğnelerinden birkaçını aşırmağa kalkarken yakalanıyor.
Zengin Eskimo artık köyde de herkesten tecrid edilmiş bir vaziyette yaşamaktadır. Mağrur olmağa ve komşularile konuşurken aralarına daima bir mesafe koymağa mecburdur. Zira böyle yapmasa kendisinden herhalde bir şeyler istiyecekler!..
Velhasıl 22 oltadan ibaret olan zenginlik zavallı adamın yaşayışını bir işkence haline getiriyor.
Eğer ararsak bir “lokma, bir hırka” ya dair pek çok şeyler bulabiliriz.
Lâkin bütün bunlar teselli sözleridir. İnsanların yine bir çok lokmaları ve bir çok hırkaları olacağı günlerin gelmesi, elbette ki sabırsızlıkla beklenen bir hadisedir.
[Bu yazı 1943 yılında Akşam Gazetesinde Hikmet Feridun Es’in köşesinde yayınlanmıştır.]

“Yolcudur Abbas bağlasan durmaz” deriz. Bu sözün kökeni nedir?
--- Çeşitli söylentilere göre Abbas adında Azerbaycanlı bir Türk şairi varmış. Abbas hoca ya da Abbas Molla diye de anılırmış. Şûle takma adıyla da şiirler yazmış. Ama bunlar basılı olmadığından elimize geçmemiş. Bu halk ozanı, Azerbaycan’ı, Hindistan’ı, İran’ın pek çok yerini, Arabistan’ı, Mısır’ı, Kafkasya’yı dolaşmış. Gittiği yerlerde onun tatlı konuşmasından, şiirlerinden hoşlanan halk bir süre daha kalmasını rica edince “Yolcudur Abbas, bağlasan durmaz” dermiş.
[Kaynak: Osman Çizmeciler, Meşhur Sözlerin Tarihçeleri]