Basından aldığım notlara göre son bir ayda Türk Milleti'nin verdiği şehit sayısı tam yirmi beş! Kuzey Irak operasyonunun başlayıp zaman zaman sürdüğü, terör örgütünün "belinin kırıldığı’’nın ileri sürüldüğü bir zaman kesitinde bunca şehit, beni acı acı düşün-dürmektedir. Otuz yıllık terör ne zaman bitecek? Anadolu evlatları daha ne zamana dek orada can verecekler? Ocaklara ateşin düşmediği günler ne zaman gelecek? Analar-babalar evlatsız, gelinler kocasız, çocuklar babasız... ne zamana dek? Bu acı, bu elem, bu ıstırap bitmeyecek mi? Bu ülkenin evlatları, 1911 birinci Balkan Harbi'nden 9 Eylül 1922'ye dek cepheden cepheye koştu: Balkan faciasını, Sarıkamış kırımını, Çanakkale Destanı'nı, Sakarya'yı, Kurtuluş Savaşı'nı yaşadı ve yarattı. Tam on bir yıl. Çocuğunu evde üç yaşında bırakan baba, gün geldi o çocukla cephede buluş-tu. Birlikte savaşıp birlikte şehit oldular! Bunların bir anlamı, bir mantığı vardı. Savaşlar, dış düşmana ve yerli işbirlikçilerine karşı veriliyordu. Ama Güneydoğu-Kuzey Irak terörünün yaratılmasının ve desteklenmesinin meşru hiçbir nedeni yoktur.
Bu terör, doğrudan doğruya 1920'lerin Sevr'ini dayatmadır. Türkiye Cumhuriyeti'ni parçalama senaryolarına dayanmaktadır. Bunun aktörleri, Batılı dostlarımızdır. Amerikalı kafadarlarımızdır. AB'nin kurumlarının, sözcülerinin Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni tanımayan, bilmeyen, anlamayan kafalarıdır. Barroso, Olli Rehn, Lagendijk... gibi sıradan adamlar, gelip iç işlerimize, adli işlerimize karışmaktadırlar. Teröre destek vermektedirler. Müşterek Anadolu, Türk tarih şuurunu bilmemektedirler. Bu kadar ilim sahibi değillerdir. Veya bilerek kasten ülkenin parçalanmasını istemektedirler. Bin yıllık tarih şuurunu kimse bölemez. Çanakkale'nin, Sakarya'nın, Kafkasya'nın, Sarıkamış'ın, Dumlupınar'ın, Kocatepe'nin, Duatepe'nin, Çiğiltepe'nin, Büyük Taarruz ve Zafer'in şehitlerini kimse paylaşamaz. Bu şehitler tüm Türk Milleti'nindir. Bu topraklara kanlarını katmışlardır. Fikirlerini, düşüncelerini, kültürlerini katmışlardır. Toprak vatanlaşmış, millet destanlaşmıştır.
Her konuda olduğu gibi bu konuda da ölümsüz önder Atatürk'ün görüşlerine kulak verelim: "Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran, Türkiye halkına Türk Milleti denir... Türk Milleti, varlığı için bugünkü yurdundan memnundur. Çünkü Türk; derin ve şanlı geçmişin, büyük kudretli atalarının mukaddes miraslarını bu yurtta da muhafaza edebileceğinden, o mirasları, şimdiye kadar olduğundan çok fazla zenginleştirebileceğinden emindir. Memleket, gelişen, yükselen bir birliğe muhtaçtır. Alelâde politikacılarla milleti parçalamak hıyanettir." (1925)
"Türk Milleti, kendinin ve memleketinin yüksek menfaatleri aleyhine çalışmak isteyen bozguncu, alçak, vatansız, milliyetsiz, beyinsizlerin saçmalamalarındaki gizli ve kirli emelleri anlamayacak ve onlara müsamaha edecek bir heyet değildir. Türk Milletinin sosyal düzenini yıkmaya yönelen didinmeler, boğulmaya mahkûmdur. DİYARBAKIRLI, VAN'LI, ERZURUMIU, İSTANBUL'LU, TRAKYA'LI, MAKEDONYA'LI hep bir ırkın evlatları, hep aynı cevherin DAMARLARIDIR. (4.10.1932)
Bu sosyolojik bilimsel saptamaya kimin ne diyeceği olabilir.
Misak-ı Milli parçalanamaz!
Buna rağmen Anadolu'nun evlatlarını bir hayal uğruna dağlara salan Ankarada oturup keyif çatanlar utansınlar! Diyarbakır'da, Van'da, Urfa, Mardin, İstanbul, Adana-Mersinde, İzmir'de, Bursada oturup eşkıyayı dağlara salan utanmazlar bir an olsun utansınlar. Bu ülke bölünmez, bu ülkede ayrılıkçılık sökmez. Bin yıllık tarih şuurunun yarattığı milleti ve devleti kimse bölemez.
Boşuna kan dökmeyin! Kirli emellerinizin arkasındaki kirlileri iyi tanıyın. Devletten yüksek maaş alıp da sizin kafanızı yıkayanları iyi belleyin!
Oy toplamak uğruna eşkıyaya taviz veren anlı şanlı politika önderleri utanın! Hizmetlerinizle oy toplayın, milletin milli bütünlük vicdanına saldırarak değil! Milli vicdan, babanızın çiftliği değil. Bu ülkeyi yaratan yüzbinlerce şehidin kanı sizi boğacaktır.
Siz, bu milletin dökülen kanlarıyla yıkanıp bölünmez bütünlüğü sahip çıkmak zorunda kalacaksınız. Bu kanlar, sizi eğitecek, sizi terbiye edecektir. Son olarak, şehit düşen Uzman Çavuş Erkan Çörtük, er Hidayet Erdoğan'ın, Yücel Koç'un Yzb. Ali Alkan'ın... kanlarında boğulacaksınız.
Konya, Hatay, Kars'ta evlere acı düştü, figan düştü, ıstırap düştü. Şehitlerin arkasından okunan ağıtlar, atılan sloganlar, size bir şeyler öğretmiyor mu?
Hainler! Destekçileri daha büyük hainler! Tarihten utanın, Milletten utanın! Demokrasiden utanın, ananız-babanızdan utanın, hayat hakkından utanın, Anayasadan utanın, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nden utanın!
28.02.2015 günü kaybettiğimiz büyük usta Yaşar Kemal'in satırlarına bkalım:
"Mustafa Kemal olmasaydı Türkiye'nin ne olacağı belli olmazdı. Atatürk, bugünkü Türkiye'yi yaratan insandır ve onun gücü sayesinde ülke yıkılmıyor." demişti.
****
Atatürk hayranı olan Yaşar Kemal lâf açıldığında "Ben Kürt'üm" der ve yakın dostları da ondan "Kürt" diye bahsederlerdi.
O, Türkiye âşığı bir Kürt idi.
1923'te doğduğu Hemite köyünde, evde Kürtçe, sokakta ise Türkçe konuştuğunu anlatırdı. Türkçe'nin hayranıydı. "Benim talihim, Türkçe dilinin zengin bir dil olmasından geliyor" diyordu.
****
Yaşar Kemal her zaman barışı savunur ve şöyle derdi:
1) Benim kitaplarımı okuyan katil olmasın, savaş düşmanı olsun.
2) İnsanın insanı sömürmesine karşı çıksın.
3) Kimse kimseyi aşağılayamasın.
4) İnsanları asimile eden devletlere, hükümetlere olanak verilmesin.
5) Benim kitaplarımı okuyanlar, cümle kötülüklerden arınsınlar.
Yaşar Kemal büyük bir sosyalistti... Hatta sohbetlerde "Ben komünistim" diye konuşurdu. Bu yüzden başının derde girdiği zamanlar da oldu.
Ona göre; "Sömürü düzeni ortadan kalkmadan kültür bağımsızlığına kavuşamayız.
İnsanlarımız bir yerde aç, sefil, yoksulluk içinde. Birçok yerde zulümler oluyor, insanlar aşağılanıyor, bunlara aldırış eden yok.
Bir insanın düşkünlüğü her insanadır."
*****
Gençliğimde, gazetecilik yıllarımda, Çanakkale'de, Kurtuluş Savaşı'mızda, birlikte savaşmış Türkleri de, Kürtleri de, onların sevgi ve dostluk dolu anılarını da çok dinledim.
Bugün onların çocukları, torunları ülkemizde bir kardeş savaşını kabul etmemeli. Bence etmiyorlar da...
Bu savaş, inanılmayacak kadar uzun sürdü. Türkler de, Kürtler de bu savaşın bitmesini istiyorlar. Bundan hiç kuşkum yok!"
****
"Ey Türk halkı, Kürt halkı... Bu toprakların kültür zenginliği olan tüm halklar... Sözüm hepinizedir.
Bugün bir umutsuzluk yeli ortalığı kasıp kavuruyor. Ben diyorum ki, bu yaraların sarılması bizim elimizde... Ülkemizin onurunu, ekmeğini, kültür zenginliğini kurtarmak elimizde... Gelin de doğru dürüst bir demokratik düzenin kurulması için aklımızla, yüreğimizle el ele verelim." (Rahmi Turan, Sözcü, 2.3.2015)