Kırşehir; yıllarca tarihi, kültürü bakımından nice değerler yetiştirmiştir.
Şimdi bunları buradan yine tek tek yazıp sizleri yormak istemem.
Benim yazılarımı okuyanlar, bilenler bilir.
Yıllar önce, bundan 70-80 yıl önce, bir grup Almanın da Kırşehir’de sürgün yaşadığı yıllarda Kırşehir’in simgesi, ehli keyf, hoş sohbet, muhabbet ehli Şemsi Yastıman başta olmak üzere bizim abdalların görünmez danışmanı Bağbaşı Mahalleli ve Üçgöz’deki komşumuz Civeleğin Mehmet’in iyi bir avcı ve bu işin ustası olduğunu o devrin Kırşehirlileri çok iyi bilir ve hatırlarlar.
Civeleğin Mehmet Ağa bir gün kafesteki kekliğini alıp Göbekkaya’ya doğru yola çıkar. Orada anaç kekliğiyle kayalıkların yanında tuzak kurup, kekliğini öttürerek kafese daha yeni uçmaya hazırlanan yavru keklikleri ağına düşürmeyi planlıyormuş. Saatlerce kafesinin yakınında sigarasını içerek bekleyen Civeleğin Mehmet, sonunda amacına ulaşmış ve akşama doğru ağına düşürdüğü dört yavru kekliği alıp Aşağı Pazar yerine dönmüş.
Aşağı Pazar yerindeki her zamanki oturdukları kahvehanenin masasının üstünde keklikleri seyrederek çayını yudumlayan ve etrafını kuşatan av arkadaşlarına kekliğini öve öve bitiremeyen Civeleğin Mehmet’i gören Alman Richard, dayanamayarak “Mehmet Ağa, bu kekliği bana satar mısın?” demiş.
Civeleğin Mehmet Ağa “Sen ne diyorsun be adam! Sen keklikten ne anlarsın! Avdan ne anlarsın!” demiş.
Alman Richard “Mehmet Ağa kaç lira istiyorsan vereceğim. Beni kırma, kekliklerini ben de sevdim” demiş.
Civeleğin Mehmet Ağa’nın etrafını kuşatan dostları, Civeleği kışkırtarak kekliği Alman’a satmasını istemişler.
Civelek de “Ne diyorsunuz lan satmıyorum!”
Alman” Mehmet Ağa sana bin lira vereceğim kekliği bana sat” diye üstelemiş.
Civeleğin etrafını kuşatanlar “Sat Mehmet Ağa, sat. Alman çok büyük para veriyor. Piyasada kekliğin kaçı kaç kuruş. Kekliğin çifti iki liradan gidiyor bilmiyor musun? Alman verdiği bin lira ile bir çift öküz alırsın. Dört sağmal yanı danalı süt ineği alabilirsin” demişler ve Civeleğin Mehmet’i ikan etmişler.
Sonunda Civeleğin Mehmet Ağa Alman Richard’a usta kekliğini bin liraya satmış.
Kekliği alan Alman sevinç içinde. Kekliği seviyor, okşuyor öpüyor. Civeleğin Mehmet’in yanındakiler “Alman’ı kandırdık! Bin lirasını aldık. Hadi gidelim Mehmet Ağa masayı donatalım” diye düşünürlerken Alman’ın sesi yükseliyor:
“Mehmet Ağa yanında bıçak var mı?”
Civelek şaşkın şaşkın “Ne yapacaksın bıçağı?” diye sorar.
Civelek cebinde çıkardığı bıçağı Alman’a verir. Alman “Anaç kekliği keseceğim” der.
Civelek “Salak mısın, manyak mısın. Niye kesiyorsun usta kekliği?” der.
Alman Richard’ın verdiği cevap çok tarihi ve anlamlı olur:
“Bu kekliğin katli vaciptir. Çünkü bu keklik ırkına ihanet ediyor.”
Günümüzde nice ibretlik hikâyeler duymuşuzdur. Adam ailesine, yakınlarına, siyasi davasına, partisine, eşine, kocasına ihanet eden nice dönekler duyduk, tanıdık, sormayın gitsin. Irkına, ülkesine, vatanına, milletine ihanet edenlerle yıllardır uğraşıyor bu millet…
Duymuşsunuzdur anasını çok seven birisi kızı olunca anasına adını vermiş çocuğuna. Anasının adı olan “Fadime”yi koymuş kızına…
Sonra başka birisi babasının malına konmak için adı olan “Murteza Kerpiçkesen” koymuş oğlunun adını.
Sonra babalarının malına el koyan, aslını inkâr eden, ırkına ihanet eden, dönek sahtekârlar ne acı ki sonra kızının, oğlunun adlarını değiştirip acayip yeni isimler vermişler!
Alman’ın Civeleğin Mehmet Ağa’ya dediği gibi ırkına ihanet eden, aslına ihanet eden, anasının, babasının adından utanıp değiştiren niceleri var. Bu insanlık yoksunu, servet düşkünü gözlerini para hırsı bürüyenlerin sonları ne olacak doğrusu merak ediyoruz!
Ya bir de siyasette seyreyenler var. Bu seyreyenlere ne denir bilemiyoruz!
Siyasette seyreme lafını ilk defa rahmetli Kırşehirli hemşehrimiz Bıyıklı Galip söylemişti. “Siyasette seyreyleyen” sözünün gerisini Kırşehir’in eskileri çok iyi bilir.
Adam dün inadına CHP’liydi. Hem de inadına CHP’li ve kimseye söz söyletmiyordu. Dün en ağır eleştirileri yaptığı partiye bugün övgüler diziyor, yakınlarının iktidar partisine geçmesiyle o da geçti çoluğuna, çocuğuna ekmek kapısı yaptığını söylüyorlar eski partilileri…
Buna ne denir?
Yine birisinin “Babamın partisi” dediği partiyi bırakıp, koltuk uğruna, iktidar uğruna, babasına, aslına, ırkına ihanet edene denir bilemiyoruz.
Alman Richard’ın Civeleğin Mehmet’e dediği gibi günümüzde aslına, ailesine, ırkına ihanet eden nicelerini biliyor, duyuyor ve görüyoruz.
Aslımızı, ırkımızı, neslimizi inkâr etmemeliyiz. Geçmişten ders çıkaralım.
Derler ki: “Çakallar leş kemiklerine, kargalar pis artıklara koşar.”
08.12.2015