BEN BU BAYRAM EL ÖPMEYECEĞİM...!

Bayramlar bize peygamber efendimizin bir parmağını Tanrı'nın da lütfu. Bayramlaşmak dostluğu perçinleştirir, yalnızlığımıza merhem olur. Dostların bir araya gelmesini, küslerin de barışmasını sağlar. Ama bugün geldiğimiz yere bakın ki canım bayramları önemseyip kimseyi yanımda görmek ve bayram ziyareti yapmak içimden gelmiyor. İnsanların çıkara dayalı yaklaşması, büyüğe olan saygının son bulması küçüklere bayramın anlamı ve önemini anlatmadığımız için çocukların bayramlaşmak yerini ellerindeki tablet ve telefonlarla bayramlarını geçirmelerine sessiz kalma acziyetini göstermiş olmamız beni bu bayram el öpmekten men ediyor… komşu ile eskiden bayramlaşmak için kapılarını çalardık mahallede gezerdik ki komşu ile karşılaştığımızda selam vermeye yüzümüz olsun derdik. Şimdi ev ziyaretlerini bitirdik sokakta birbirimizi görmemek için yolumuzu değiştirir hale geldik. Ya zamanda Osmanlıyı yıkanların Fransız, İngiliz ve İtalyanların esaretine düşmekten kurtulmadıklarını tarihin sayfalarından öğrendik. O esareti bitirmeden yeni bir eza ile karşılaşan Müslüman kardeşlerim eza çekerken benim güzel kıyafetleri ve yeni ayakkabıları ayağıma alıp da akraba eş dost ziyaretine gitmek hiç içimden gelmiyor açıkçası. Hatta mezarlık ziyareti yapmak dahi canım istemiyor. Biliyorum ki mezarda yatanlar tıpkı hastane, cezaevlerinde yatanlar gibi bekleşirler bir yakınım gelse de benimle bayramlaşsa mezarımın üstüne bir tas su döküp dualar etse diye. Ama ben yorgun ben halsiz ben bitkin biçare İslam aleminin içine düşen yangını görmemem mümkün değil. Faşist Amerika ve Siyonist İsrail’in insanların evlerinin üzerine yağdırdıkları bombalar neticesinde yitirilen canların aciz hallerini düşünüyorum. Keşke İslam alemi Hristiyan ve Yahudi alemi karşısında güçlü bir strateji oyunu geliştirseydi de bugün bu felaketi yaşamasalardı. İslam aleminin içinde kendine yer edinmiş zenginler parasını sayarken günü gelince bu gavurun kendisine de aynı zulmü reva göreceğini görse. İran petrolünü himayesi altına almak için vicdan yoksunu haysiyetsiz Trump binlerce cana gözünü kırpmadan acı veriyor. Çıkarcı Trump çıkarları için insan katliamı yaparken yetim kalan çocuklar evsiz barksız kalan insanlar beyefendinin keyfine göre hareket etmek ve biat etmek zorunda bırakılmak isteniyor. Derebeyliklerde yaşananlardan bir farkı kaldı mı bu dengesiz herifin yaptıkları. Netanyahu milattan öncesinden beri yaşadıklarını yaşatma derdinde. Babil’den kovulan Yahudilerin yedi kıtada saygı görme çabası insanlığa zarar vermektedir. Bugün Sudi Arabistan başta olmak üzere Amerika ve İsrail’in ayakçılığını yapan ülkeler sanmasınlar ki bu yağan mermiler günü geldiğinde kendi üzerlerine yağmayacak. Yaşatan yaşar diye boşuna dememiş atalarımız. Devlet yönetmek evin içini yönetmek kadar zordur. Belki evinin içinde sağladığın disiplin sayesinde belli bir zaman hükümranlık yapabilirsin; ama bireyler neyin ne olduğunu öğrenince evde de hükmün biter. Devlet yönetimi kişilere hizmet etmenin yeri değildir. O yüzden ocağında pişecek bir çorbası olmayan din kardeşlerim ve onların çocukları açlık sefalet çekerken benim kutlayacağım bir bayramım olamaz. Onur şeref haysiyet yoksunu olan dış odaklar ellerindeki silahları İslam dünyasının üstüne çevirmişken ben nasıl kalkıp da bayram mesajları yollayacağım veya sevdiklerimi arayıp da bayramınız mübarek olsun derim. Çevremizdeki yaşananları görmezden gelmeye hakkımız yok! Bayramda dahi bu namussuzlar Müslümanların üzerine acımadan yağmur gibi füze ve bomba fırlatmaktan imtina etmeyeceklerse benim bayram kutlamaya hakkım olduğunu sanmıyorum… sözlerime son vereceğim vermek zorundayım. Sizden beni anlamanızı beklemiyorum. Ancak çevremizde olup bitenler karşısında duyarsız kalmayın ve empati yapın. Ancak benim ne demek istediğimi bu şekilde anlarsınız. Yine de evinizin içi huzur ve mutlulukla dolan bir ışık kümesine dönüşmesi dileğimle tüm İslam aleminin bayramını tüm içtenliğimle kutlar, gelecek bayramların neşe içinde geçmesi dileğimdir… saygı sevgiyle kalın.