GELENEKSEL kültürümüzde bayramlarda özel ikramlar önemli yer tutarken, ikramlarla dolu geçecek 3 günlük Ramazan Bayramı’nda yiyeceklerin dikkatli tüketilmesi gerektiği uyarısında bulunuyor.
Özellikle tatlı ve şeker tüketimi noktasında uyarılan vatandaşlardan, kontrollü tüketim yapmaları istendi.
Kırşehir Halk Sağlığı İl Müdürü Dr. Bekir Demirbaş, Ramazan Bayramı’nda nasıl beslenmemiz gerektiğine ilişkin yaptığı açıklamada, “Ramazan Bayramı’nda bir aylık bir oruç süresinden çıkmış olacağız. Vücudumuz hem sıvı alımı anlamında, hem de ağır yemekler anlamında organlarımız alışmış oluyor. Lütfen Ramazan Bayramı’na girerken ağır yemeklerden uzak durarak, Ramazan ayındaki gibi beslenmemize devam edelim. Ağır yemeklerden kaçınalım. Anadolu’da Ramazan Bayramı’na Şeker Bayramı deriz. Hem çocuklarımıza şeker, hem de misafirlerimize tatlılar ikram edilir. Şeker havasında bir bayram geçirilmesini temenni ediyorum. Ama almış olduğumuz şekerler bize sıkıntı vermesin diye de şeker hastalarının mutlaka tüketimlerine dikkat etmeleri, şeker hastalığı olmayan vatandaşlarımızın da kontrollü bir şekilde, bir anda şeker tüketimi yapmamalarını istiyoruz. Havalar çok sıcak ve su ihtiyacımız çok fazla. Bu bağlamda şeker yedikten ya da tatlı yedikten sonra üzerine bol miktarda su içersek de ani kan şekeri yükselmelerine neden olur. Hem tatlı tüketiminin azaltılmasını, hem de tatlı tükettikten yarım saat kadar bir süre içerisinde sıvı yüklenmesinde biraz tehir edilmesinde kendilerine tavsiye ediyoruz” şeklinde konuştu.
Bayramda bir ay boyunca bir nebze de olsa dengeli beslenen mideye aşırı yükleme yaparak, bayram günlerinin tatsız geçmemesi noktasında vatandaşlara sağlıklı beslenme uyarısı yapıldı.
Ramazan ayı boyunca oruç tutan kişilerin günlük öğün sayısını azaltmaları ve beslenme düzeninde meydana gelen değişiklikler nedeniyle bayramda normal yeme düzenine geçtiklerinde psikolojik olarak daha fazla yemek yeme eğilimine girdiklerini belirte Halk Sağlığı Müdürü Dr. Bekir Demirbaş, “Bayram sonrası aşırı yemek yeme ile bazı problemler kaçınılmaz olur. Bunların en önemlisi hazımsızlık ve mide problemleridir. Bayramda birdenbire aşırı yemek yemek, şeker, çikolata, ağır hamur işleri ve diğer tatlıları aşırı tüketmek, sindirim sisteminde ve diğer organlarda çeşitli rahatsızlıklara yol açacaktır. Vatandaşların bu nedenle bayram ziyaretlerinde sunulan ikramlara dikkat etmeleri gerekmektedir” dedi.
Bayramda ‘oruç bitti şimdi yeme zamanı' diyerek aşırı miktarda besin tüketildiğine dikkat çeken Dr. Bekir Demirbaş, Ramazan Bayramı ve sonrasında sağlıklı beslenmeye yönelik şu önerilerde bulundu:
“Yaşamın her döneminde yeterli ve dengeli beslenme sağlığın korunması için esastır. Bu nedenle, dört besin grubunda bulunan çeşitli besinler en az 3 ana ve 2 ara öğünde yeterli miktarlarda alınmalıdır. Süt grubunda yer alan süt, yoğurt, et grubunda yer alan et, tavuk, yumurta, peynir, kuru baklagiller, sebze ve meyve grubu ve tahıl grubuna giren ekmek, bulgur, makarna, pirinç vb. besinlerin her öğünde yeterli miktarlarda tüketilmesi önerilmektedir. Hafif bir kahvaltı ile güne başlanmalı ve gün boyu öğün atlanmamalıdır. Besinler iyi çiğnenmeli, yavaş yavaş, azar azar ve sık yenilmelidir.
“Ramazan Bayramı boyunca tatlı, çikolata tüketimine dikkat edilmeli, çevrenin ısrarcı tutumlarından ve aşırı yeme eğiliminden mümkün olduğunca uzak kalınmalıdır. Eğer tatlı tüketmek çok isteniyorsa hamurlu, şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar tercih edilmelidir.
“Bayram süresince ve bayramdan sonra da sıvı alımı arttırılmalı, günde yaklaşık 1.5-2 litre su içilmeli, sıvı tüketimini artırmak amacıyla öğünlere ayran, komposto gibi sıvı gıdalar eklenmelidir.
“Ramazan ayı süresince oruç tutma nedeniyle yaşanan kabızlık gibi bazı sindirim sistemi rahatsızlıklarının önlenmesi açısından mevsiminde bol sebze ve meyve tüketimi önemlidir. Yetişkin bireylerin imkanlar dahilinde günde 5 porsiyon sebze ve meyve tüketmeleri önerilmektedir.
“Şeker, kalp ve yüksek tansiyon hastaları ile kronik hastaların, sürdürdükleri diyete bayram süresince de özen göstermeleri önemlidir. Ayrıca, 0-12 yaş grubu bebek ve çocukların, büyüme ve gelişime katkısı olmayan, boş kalori kaynağı şeker ve şekerli besinlerden uzak tutulmaları, bu tür besinlerin tüketiminden sonra diş temizliğine özen gösterilmesi gerekmektedir.
“Özellikle yaşlılar ve tansiyon hastalarının gün boyu kahve ve çay tüketimlerine dikkat etmeleri, bitki çaylarını tercih etmeleri, günde 2 fincandan fazla kahve tüketmekten kaçınmaları önerilmektedir. Ramazan boyunca önerilen sahur yemekleri Ramazan sonrası gece yemek şeklinde sürdürülmemeli, gece öğününde meyve, yoğurt gibi besinlerin tüketimi tercih edilmelidir.
“Şeker ve şekerli ürünleri satın alırken Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'ndan izinli olmasına, son kullanma tarihi geçmemiş ve ambalajı bozulmamış olmasına dikkat edilmelidir.
“Her gün düzenli yapılan fiziksel aktivite, fiziksel ve zihinsel sağlığı olumlu yönde etkilemekte, oruç tutma nedeniyle azalan metabolizma hızının artmasına imkan sağlamaktadır. Bu nedenle, 'yaşam stili aktiviteleri' olarak adlandırılan yürüyüş, bahçe işi ile uğraşma, araba yıkama, bisiklete binme, merdiven kullanma vb. gibi aktivitelerle aktif bir yaşama başlamaya karar verilerek düzenli aktivite yaşamın bir parçası haline getirilmelidir.”
Hafif bir kahvaltı ile güne başlayın
Güne peynir, zeytin, domates, salatalık, kepek ekmeği, buğday gevreği, haşlanmış yumurta, süt ve meyve gibi besinlerden oluşan dengeli ve hafif bir kahvaltı ile başlamak gerekiyor. Özellikle gün boyu aç kalmaya alışan mideye bir anda yüklenmemek için yemek miktarları azaltılıp öğün sıklıklarını artırılması önem taşıyor. 3 öğün ana, 3 öğün ara olmak üzere günde 6 öğün yenmesi gerekiyor. Ara öğünlerde meyve, kepekli tost, kepekli bisküvi, peynir, sade veya meyveli yoğurt, ayran gibi besinler tüketilmeli. Ana öğünlerde ise kızartma ve kalorisi yüksek ağır yemekler yerine, hafif, ızgara, buğulama, haşlama yöntemleriyle pişirilmiş yemekler tercih edilmeli. Besinleri iyi çiğneyerek yavaş yemek yenmesi de önem taşıyor.
Fazla yemek mide sorunlarına yol açıyor
Fazla miktarda çikolata ve tatlı tüketimi mide yanması, barsak bozukluklarına yol açabiliyor. Yine fazla miktarda ve yağlı besin tüketimi kişilerde gaz, hazımsızlık, mide bulantısı gibi mide ve barsak sistemi rahatsızlıklarını tetikliyor. Bunlara ek olarak tansiyon yükselmesiyle de karşılaşılabiliyor. Ramazan’dan önceki yemek alışkanlıklarına yavaş yavaş geçiş yapmak önemli. Sürekli yüksek miktarda kafein içeren çay ve kahve tüketmek uykusuzluk, çarpıntı, anksiyete gibi pek çok sağlık problemine yol açabiliyor. Çayın mümkün olduğunca açık, kahvenin de şekersiz veya kafeinsiz hazırlanması öneriliyor. Günde 3 bardaktan fazla çay, 2 bardaktan fazla kahve tüketmemek gerekiyor. Bunun yerine bitki çayları tercih edilebiliyor.
Tatlılar kilo ve yağ artışına sebep oluyor
Şeker, yağ ve kalori içeriği yüksek hamurlu tatlılar kan şekerini hızla yükseltiyor. Az miktarları bile yoğun kalori içeren bu besinlerin tüketimi, günlük kalori gereksiniminin üzerine çıktığında kilo ve yağ artışına sebep oluyor. Bu yüzden sütlü veya meyve tatlılarının tercih edilmesi öneriliyor. Ramazan ayı boyunca su ve sıvı tüketiminin azalmasından dolayı vücutta oluşan sıvı kaybının yerine konması gerek. Günde en az 2-2,5 litre su içilmeli. Hazır meyve sularını şeker içeriklerinden dolayı ve asitli içecekleri de hem şeker, hem de asit içeriklerinden dolayı tüketmemek gerekiyor. Bu içeceklerdeki şeker ve asit seviyelerinin sindirim sistemini olumsuz etkiliyor. Bunun yerine ayran, taze sıkılmış meyve suyu, az şekerli limonata ve az şekerli komposto gibi sıvı gıdaların öğünlere eklenmesinde sakınca görülmüyor.
Ziyaretlerinize yürüyerek gidin
Gece yarısından sonra olan sahur öğününde yemek yeme alışkanlığının Ramazan bitiminden sonra sürdürülmemesi önem taşıyor. Ramazan ayında beslenme düzeninden dolayı metabolizma yavaşlıyor. Bu süreçte günlük aktivite de azalıyor. Özellikle gidilecek yakın mesafeler için araç kullanmak yerine yürüyüş yapılmalı.