BATININ LİDERLERİ KUDURMUŞ KÖPEK GİBİ KÜÇÜK KIZLARA TECAVÜZ ETMİŞLER

Son yıllarda dünya kamuoyuna yansıyan bazı kirli dosyalar, sadece bireysel suçlar, ahlaki çöküntüler ya da kişisel sapkınlıklar olarak okunmayacak kadar derin, organize sistematik bir tabloyu gözler önüne seriyor. Jeffrey Epstein dosyası etrafında ortaya çıkan fotoğraflara, belgelere ve bağlantılara bakıldığında, bu yapı basit bir ahlak sorunun çok ötesinde bazı ülkeler için milli güvenlik tehdidine dönüşmüştür. Ülkelerin kaderini belirleyen insanların ahlaksız yaşamlarını, küçük yaştaki çocuklarla ilişkilerini (pedofili) fotoğraflaştırarak, kameraya alarak onlara şantaj, yönlendirme yapan bu alçak Yahudi casusu tarafından çeşitli ülkelerden küçük çocuklar kaçırılıyor, zenginler ve devlet adamı denilen alçaklar bu çocuklara tecavüz ediyorlar. Yahudi alçağının “lolita ekspres” diye anılan özel uçağında küçük çocuklarla sex yapılıyor, bu uçakta seyahat edenler arasında ilk sırada; ABD eski başkanı Bill CLİNTON, prens Andrew, Müslüman olduğunu iddia eden alçak prens Selman, Kevin Spacey, Woody Allen, Bill Gates vs. bulunuyor. Bu şerefsizlerin küçük çocuklara tecavüzleri sırasında kendilerinin haberi olmadan Yahudi alçağı bunların fotoğraflarını ve videolarını çekiyor, bu kayıtları MOSSAD’a veriyor, bu sözde devlet adamlarının Yahudiler aleyhine karar almaları engelleniyor, aksine Yahudiler şantaj yoluyla istediklerini yaptırıyorlar. Epstein adasında ABD’nin şimdiki başkanı Trump’ında bulunduğu ve o’nun fotoğraflarının da kaydedildiği ABD görsel ve yazılı basınında yer almaktadır.

Lut kavmini Allah (C.C.) lanetleyip, Kahhar ismiyle kahretmiştir. Bu alçaklar Lut kavminin dahi yapmadığı pislikleri yapmışlardır. Elinizde Clinton’un ve Trump’ın yada başka ülkelerin liderlerinin gizli kayıtları varsa, bunlar MOSSAD’ın eline geçmişse bu liderlere MOSSAD istediğini yaptırır. Nitekim İsrail tarafından Trump esir alınmıştır çünkü Epstein fotoğrafları MOSSAD’ın elinde, MOSSAD, Trump’a şantaj yapmakta ve istediği her şeyi yaptırmaktadır. Ahlaki çöküş bireysel bir tercih değil, zamanla toplumsal güvenlik riskine dönüşür. Zaafları artan toplumlar da manipülasyona daha açık hale gelir. Bu nedenle aile yapısının her daim güçlü tutulması, gençlerin bilinçlendirilmesi ve dijital çağın risklerine karşı toplumsal bağışıklığın artırılması, artık milli güvenlik politikalarının ayrılmaz parçasıdır. Bu nedenle; aile ve ahlak konusu artık sadece sosyolojik ya da kültürel bir başlık değil, artık doğrudan milli güvenlik meselesidir. Güçlü devlet, sadece güçlü orduyla değil, aynı zamanda güçlü toplum, sağlam değerler ve yüksek bilinçle ayakta durur. Geleceğin güvenliği, sadece savunma sanayinde değil; ailede, okulda ve vicdanda inşa edilmelidir. Saygılarımla…