AYI HİKÂYESİ

“Ayı ormanda dolaşırken, kocaman bir boğa yılanının saldırısına uğrar, yılan, ayıyı belinden sarar ve sıkmaya başlar… Zavallı ayının homurtularına bir oduncu yetişir, keskin baltasını yılana vurur, keser ve ayıyı kurtarır…

Artık ayı, oduncunun peşinden ayrılmaz, evinin kapısında yatar kalkar, her işine koşar.

Konu komşu, oduncuyu uyarırlar:

--- Yahu vazgeç bu ayıdan, ayı bu, ne yapacağı belli olmaz!

Oduncu kızar:

--- Çekemiyorlar, benim ayı gibi bir yardımcım olmasını çekemiyorlar, onların uyuz köpeklerinin yanında, ayının güçlü kuvvetli olmasını kıskanıyorlar.

Bir gün oduncu, ayı ile birlikte ormana, oduna gider… Öğleye kadar çalışır, ağaç keser, ayı istifler, sonra uzanıp biraz uyur. Bir sinek gelir, oduncunun yanağına konar, ayı sineği kovalar, sinek yine gelir, ayı yine kovalar, sinek yine oduncunun yanağına konar.

Ve ayı bakar ki olacak gibi değil, bu sinek oduncuya rahat verip uyutmayacak, hemen koşar, biraz ileriden kocaman bir taş alır gelir ve oduncunun yanağında duran sineğin üstüne indirir… “

*

“AT VE FİNO HİKÂYESİ”

“Adamın birinin koca bir atı ve minimini köpeği varmış. Hayvana biner, yokuşları çıkar, ha kamçılar, ha dürtüklermiş. Eve yorgun argın, sinirleri bozuk geldiği vakit finosu onu karşılar, üstüne sıçrar, havlar, efendiyi neşelendirirmiş. Adam da şeker verir, hoplatır, kucağına alır, öpermiş köpeği…

At, küskün küskün düşünmüş:

--- Yahu! Ben ki sabahtan akşama kadar işe yarıyorum, nasibim boyuna dayak! Halbuki köpeğin faydası yok, uyuklayıp duruyor. Tekmil iltifatlar ona! Demek ki, dünya böyle… Onu taklit etmek, galiba, en münasibi olacak.

O sabah ahırda yan gelmiş, yatmış. İtilip kakılmağa rağmen işe kalkmamış. Efendi de hastadır zannıyla bırakıp yaya gitmiş. Akşamüstü adam eve dönünce at ahırdan dörtnala fırlamış, şaha kalkıp efendinin üstüne sıçramış ve bacaklarını onun omuzlarına dayamış. Koca dilini çıkarmış, suratını yalamış.

Kudurdu yahut çıldırdı diye köteği seyredin. Ve atçağız tabii bundan hiçbir şey anlayamamış.”

*

Bu haftaki Saklı Kalan Şiirimiz Ferhat Sılacı’ya ait, yıl 1954…

İKİ HAYAT

İki hayat var

Bir kasabın hayatı

Bir koyunun hayatı

Ah koyunun hayatı

Vah koyunun hayatı

Ondan soracağıma efendim

Bütün koyunlara

İyi bir hayat standardı

Sonra

Standart bir hayat

Cart curt kaba kâğat.