AYDIN BOZUNTULARI
Son iki yazımda Kırşehir’in üzerinde kara bulutların dolaştığın yazarak yaşadığımız acı olaylardan, ilimize gelen şehit haberlerinden dolayı başka yazı yazamadığımızı belirtmiştim. Pazar günü Kırşehir’e yine şehit geldi.
Pazar günü Kırşehir’e yine şehit geldi. Yine bir ocağımız yandı, ışığımız söndü, direğimiz devrildi.
Söyleyin bana ne yazabilirim ?
Hadise’den “Düm Tek Teki mi” yazayım?
Orhan Gencebay’dan “Yazıklar Olsun” veya “ Batsın Bu Dünyayı mı?” yazayım.
Maalesef bir şeyler yazamıyorum.
Örneğin 1 Kasım seçimleri öncesinde verilen vaatlerin yerine getirilip, getirilemeyeceğini takip edip, yazamıyorum.
Milletvekillerimiz Kırşehir için nasıl bir çalışma içerisindeler araştırıp, yazamıyorum
Bazen bir gün bir fırsat bulup ta seçilen milletvekillerimiz çalışkanlığıyla, dürüstlüğüyle, güvenirliğiyle Kırşehir Halkının sevgisini kazanan Belediye Başkanı Yaşar Bahçeci’nin temposuna ayak uydurabilecekler mi bunu bir yazımda sorsam diyorum.
Ama yazamıyorum, soramıyorum. Çünkü şehit haberlerinden, yaşadığımız acı olaylardan bir türlü yazmak istediklerimizi yazamıyorum. Gerçekten çok üzgünüm.
Türkiye ve Kırşehir olarak onca olaylarla, acı haberlerle uğraşırken bir de karşımıza devlete akıl veren, kafa tutan, ihanet eden sözde aydın geçinen akademisyenler çıktı.
Bu kadar sorun arasında birde bunlarla uğraşmaya başladık.
Aydın akademisyenlere göre T.C. Devleti vatandaşına katliam uyguluyormuş.
Ne demeliyim bunlara?
Bu aydın bozuntuları ülkemizin Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde özellikle Diyarbakır’da Cizre'de, Silopi'de, Sur'da güvenlik güçlerine, masum sivillere saldıran teröristlere destek çıkarak, sahip çıkan bildiri yayınlayarak açıkça, resmen vatana ihanet etiklerini belgelemişlerdir.
Terör örgütü PKK ve TBMM’ deki maşaları Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yollara hendekler kazarak, bomba tuzaklarıyla, güvenlik güçlerini ve masum sivilleri katlederek bölge insanını adeta esir almakta, bunlara karşılık T.C. Devleti ise kendi vatandaşını terör örgütünden korumak ve güvenliği sağlamak amacıyla hareket etmektedir. Sözde aydın geçinen bin 128 aydın bozuntusu akademisyenlere sormak lazım:
Bunun neresi katliamdır. T.C. Devleti yaptıkları eylemlerden, şehit ettikleri askerimizden, polisimizden, yaktıkları, yıktıkları devlet malından dolayı teröristlere teşekkür mü edecek ti?
T.C. Devleti durduğu yerde mi sokağa çıkma yasağı ilân ederek operasyonlar yapmaktadır?
Acaba bu aydın bozuntuları otuz beş yıldır ülkemizi kan gölüne çeviren terör örgütü PKK’ya bir çift söz ettiler mi, seslerini yükselttiler mi?
Sözde aydın akademisyenler ölen Türk Askerinin, Polisinin yerine kendilerini koydular mı?
Çocukları şehit edilerek,, öldürülerek yürekleri yanarak, ocakları söndü mü?
Çocukları dünyaya gelmeden anne karnındayken babalarını kaybederek öksüz ve yetim kaldı mı?
Eşleri genç yaşta hamileyken kocalarını kaybetti mi?
Acıların en büyüğü evlat acısını yaşadılar mı?
Göz yaşları sel olup aktı mı?
Aydın bozuntusu bu akademisyenler eşleriyle, çocuklarıyla çarşıda, pazarda dolaşırken ailece veya eşlerinin gözü önünde öldürüldüler mi?
Bunların polis çocukları, kardeşleri evinde uyurken şehit edildi mi?
Hayır hiçbir acıyı yaşamadılar. Bu zatı muhteremlerin bazıları markalı takım elbise giyinir, bazıları entel, dantel giyinerek şortla gezer, saç uzatır, at kuyruğu yapar, kulağına küpe takar, top sakal uzatır, hepsi son model lüks arabalara biner, bir elleri yağda, bir elleri balda yaşar sonuçta aydın geçinerek devlete akıl vermeye kalkarlar.
Sözde aydın geçinen bozuntuların yayınladıkları bu bildiri ihanet değil de nedir, var mı bunun başka açıklaması?
Türkiye’nin kaderinden midir, ekmeğinden midir, suyundan mıdır, havasından mıdır, nedir?
Besledikleri şerefsizler kuyusunu kazıyor, ihanet ediyor.
Üç tarafı denizlerle, dört tarafı düşmanlarla, içerisi de hain şerefsizlerle dolu başka bir ülke var mı? Bilemiyorum. Tek bildiğim vatan hainlerinden aydın olmayacağıdır.