Alıştırıldığımız nostalji yaşantı!

Kırşehir’de dolaşırken bazen öyle ilginç olaylar takılıyor ki, bunları yazmak için zaman ve ortam bekliyorum.
Kırşehir’de insanların boş boş sokaklardaki gezmelerine mi, kahvehane köşelerinde zamanlarını öldürmelerine mi, yoksa toz duman olan yollarımıza değineyim. Yoksa insanların geçim sıkıntısı içinde kıvır kıvır kıvranırken söylem ve davranışlarına mı bakayım?
Son zamanlarda yüklüce gelen elektrik ve doğal gaz faturalarıyla, akıl havlusunun dışına taşan düşünce yeteneği, toplumu göbek atma ve halay çekme kuyruklarına takmaya başladı.
Halkın parasıyla yapılan tesislerin başına özelleştirme adı altında çöktürülen özel firmalar, tesisatta gözle görülür bir yenilik ve modernizasyon yapmadan kısa yoldan köşe dönme taktiği ile vatandaşın tepesine çöreklenmeye başlamış. Her gün rutin olarak açılıp kapatılan şarteller sebebiyle bozulan cihazların tamiratına harcanan paralar, acaba yeni ithalatın kapısını aralıklı tutmaya hizmet mi ediyor düşüncesine yönlendiriyor insanları. Bu konuda mağduriyetini anlatacak hiç bir şikâyet mercii yok.
Kırşehir’deki hemşehrilerimiz evlerindeki bir beyaz eşyası bozulsun bakalım neler yaşayacak neler? Onların başına gelecekler pişmiş tavuğun başına gelmeyecek!
Kanun ve yasaları takan yok, sorunları giderek sorumlu yetkili yok!
Vatandaş da, hakları da Allah’a emanet!
İthal mal hayranlığı ve lüks yaşam alışkanlığı, toplumu biraz daha yer çekimi kuvvetiyle dibi görünmeyen kuyuların içine çekerek, kapitalizmin kurallarını eksiksiz yerine getirmeye devam ediyor. Akıllı telefon ithalinde yaşanan patlamayla aklını eline veya arka cebine kilitleyen gençlerimiz, telefon operatörlerinin önünde sıraya girerken, uyanık gençlerimiz yeni yeni adam kandırma ve söğüşleme taktikleri geliştirme çalışmalarıyla zamanlarını harcamaya koyulmuşlar.
Kırşehir’de bakın bir etrafınıza yaşlı vatandaşların yüzde 80´i hacılık unvanını kazanırken bir kısmı da sela seslerinin geldiği camilerin etrafında vefat eden vatandaşlarına hakkını helal etmek ve taziye çadırlarında verilen yemeklerle öğününü savuşturma çabalarıyla zamanlarını doldurmaktalar. Belediyelerin taziye seferleri düzenleyerek tahsis ettiği otobüsler bu yardımları daha hayırlı hale getirmede takdir kazanırken, hizmette kusur etmemeye gayret gösteriyorlar.
Ankara’da dalga dalga yayılan, “ekonomimiz iyiye gidiyor!” haberleriyle döviz kurlarına ve altın fiyatlarına göz atan vatandaşın aklı iyice karışadursun, parası olan yatırımcı vatandaşta parasıyla nereye yatacağını şaşırmış durumda.
Ankara’da sandalye savaşları devam ederken, yer çekimi kuvvetiyle havada dolaşan başıboş füzelerin Kilis’e düşmesiyle arı kovanı gibi dağılan doğu kentlerinde yaşayan vatandaşların batıya göç furyası devam ederken bu soruna henüz bir çözüm bulunamayışı toplumu daha da germektedir.
Başkanlık sistemine ve yeni anayasaya ve dokunulmazlık tartışmalarına kilitlenen halk, olup biteni anlamaya çalışırken köyüne dönen muhtarlara, külliyede verilen moral, çiftçinin ve üreticinin harcamalarında bir rahatlık sağlamayacağı ve verilen sonu gelmeyen vaatlerle morallerin yüksek tutulmasına pekte yardımcı olamayacağı düşüncesi daha gerçekçi görüntü veriyor.
Üreticiden kilosu 50 kuruşa kapatılan meyve veya sebzenin, pazarda kilosu 5 TL’ye nasıl çıktığını düşünedursun, öğretmenlikten hıncını alamayan tezgâhtar emekli hocalar, eline geçen bu fırsatla serbest ekonominin nimetlerinden dibine kadar faydalanıyorlar. (Helal olsun hocam sen de götür senin hakkın). Tarım Bakanımızın et fiyatları restine, rest çeken kasapların vitrinleri, panoraması hoş vadi görünümü hayaliyle temasa başlamış, asgari maaşla yaşamaya çalışan vatandaş.
Şom ağızlı yazarların yazılarına fazla da inanmayan halk, 2050 yılında vizesiz Avrupa yollarına da düşmeyi zaten düşünmüyor. Umre ve hac ziyaretlerine şimdilik serbestlik devam ettiği için mutlu ve huzurluyuz. Diğer sorunlarımızı büyüklerimiz en kısa zamanda halletmeye çalışıyorlar, Allah onları başımızda eksik etmesin.
YORUM EKLE