Gece, Kırşehir'in üzerine ağır ağır çökmüştü.
Sokak lambalarının sarı ışıkları yağmurun altında titriyor, rüzgâr şehrin sessizliğini keskin bir bıçak gibi yarıyordu. Evlerinde uykuya çekilen insanlar için sıradan bir geceydi belki. Ama bir köşede yükselen su, başka bir noktada çöken bir duvar, uzak bir mahallede yardım bekleyen bir aile için gecenin karanlığı çok daha farklı anlamlar taşıyordu.
İşte tam da böyle gecelerde, devletin gerçek yüzü ortaya çıkar.
Bir makam odasının sıcaklığına sığınmak yerine, çamurun içine basan ayaklarda görünür devlet. Kravatın değil sorumluluğun öne çıktığı anlarda hissedilir.
Kırşehir son yıllarda böyle bir tabloya sık sık tanıklık ediyor.
Şehrin başına gelen her olağanüstü olayda, vatandaşların hafızasına kazınan ortak bir görüntü var: Sarı çizmelerini giymiş, yağmurun, çamurun ve gecenin içinde olay yerinde dolaşan bir vali...
Vali Sefa Demiryürek.
Belki birçok insan için sarı çizme sadece bir iş ekipmanıdır. Ama bazen bir çift çizme, bir şehrin güven duygusuna dönüşebilir. Çünkü insanlar zor zamanlarda söylenen sözlerden çok, yanlarında duran insanları hatırlarlar.
Afetlerin dili yoktur.
Sel gelir kapıları zorlar.
Fırtına gelir çatılara vurur.
Yangın gelir yüreklere düşer.
Ama bütün bu felaketlerin ortasında vatandaşın görmek istediği ilk şey, yalnız olmadığını bilmektir.
İşte Sefa Demiryürek'in sahadaki varlığı tam da bu noktada anlam kazanıyor.
Gece yarısı çalan telefonların ardından başlayan mesailer, sabaha kadar süren incelemeler, vatandaşın derdini yerinde dinleyen bir yönetim anlayışı...
Çoğu zaman kameraların önünde değil, olayın tam merkezinde.
Çoğu zaman açıklama yapmak için değil, çözüm üretmek için.
Çoğu zaman görünmek için değil, yetişmek için.
Devlet adamlığı denilen kavram bazen uzun nutuklarda aranır. Oysa gerçek devlet adamlığı çoğu zaman çamura batan bir çizmede, ıslanan bir montta ve uykusuz geçen bir gecede saklıdır.
Kırşehir'in köy yollarında, afet bölgelerinde, kriz noktalarında oluşan o manzara aslında yalnızca bir yöneticinin görevini yapması değildir. O manzara, devletin vatandaşına uzanan elidir.
Bugün birçok makam sahibi vardır.
Birçok yetkili vardır.
Birçok isim gelir geçer.
Ama halkın hafızasında yer edenler, zor günlerde yanında duranlardır.
Çünkü millet, makamları değil duruşları hatırlar.
Görev sürelerini değil fedakârlıkları hatırlar.
Unvanları değil insanlara dokunan izleri hatırlar.
Belki yıllar sonra Kırşehir'in bugünleri konuşulurken rakamlar unutulacak, tarihler unutulacak, yaşanan olayların ayrıntıları silikleşecek.
Fakat insanların hafızasında bir görüntü kalacak:
Yağmurun altında yürüyen, çamurun içine basmaktan çekinmeyen, gecenin en karanlık saatlerinde vatandaşının yanında duran sarı çizmeli bir vali...
Ve o görüntünün altında şu cümle yazacak:
"Devlet, o gece de milletinin yanındaydı."
Geçmiş olsun kadim şehrim.
İyi ki varsınız Sn. Valim.