ABD’NİN MADURO OPERASYONU BM SÖZLEŞMESİNE AYKIRIDIR. KORSANLIKTIR

Trump Venezuela’ya darbe yaptı. Birleşmiş Milletler (BM) anlaşmasının 2/4. Maddesini ve aynı sözleşmenin 51. Maddesini ihlal etti, yok saydı. ABD kendisinin de imzaladığı BM Sözleşmesini yırtarak paramparça etti. BM Sözleşmesinin 2/4. Maddesinde; Tüm üyeler, uluslararası ilişkilerinde herhangi bir devletin toprak bütünlüğüne veya siyasi bağımsızlığına karşı güç tehdidinde bulunmaktan veya güç kullanmaktan ya da Birleşmiş Milletlerin amaçlarıyla bağdaşmayan başka herhangi bir şekilde davranmaktan kaçınmalıdır.” Denilmiştir. Trump bağımsız bir ülkenin egemenlik haklarını, iç işlerine karışmama ilkesini ihlal ederek, hava kuvvetleri ile Venezuela’nın limanlarını, hava alanlarını, askeri tesislerini bombaladı, seçilmiş Venezuela Devlet Başkanı ve eşini haklı bir gerekçeye dayanmadan derdest etti. Maduro’nun Ellerini bağlayarak, gözlerini ve kulaklarını kapatarak elemine etti. ABD’nin New York şehrine getirdi. Yargılama yetkisi yokken “Uyuşturucu kaçakçısı” olduğunu ilan ederek yargılayacağını belirtti. Trump bir despot gibi, Venezuela’nın petrolüne ve yer altı kaynaklarına o arada altın kaynaklarına el koyacağını açıkça ifade etti. ABD’nin de imzaladığı BM Sözleşmesinin 51. Maddesinde; “Bu Şartnamede yer alan hiçbir hüküm, Birleşmiş Milletler üyesi bir ülkeye karşı silahlı bir saldırı meydana gelmesi durumunda, Güvenlik Konseyi uluslararası barış ve güvenliği korumak için gerekli önlemleri alana kadar, bireysel veya kolektif öz savunma hakkını zedeleyemez. Üyelerin bu öz savunma hakkını kullanırken aldıkları önlemler derhal Güvenlik Konseyine bildirilir ve bu önlemler, Güvenlik Konseyinin bu Şartname uyarınca uluslararası barış ve güvenliği korumak veya yeniden sağlamak için gerekli gördüğü her türlü eylemi herhangi bir zamanda alma yetkisini ve sorumluluğunu hiçbir şekilde etkilemez.” Denilmesine rağmen ABD’ye Venezuela’nın herhangi bir saldırısı olmamasına karşın, ABD sanki saldırı varmış gibi güç kullanarak bağımsız bir ülkeyi vurdu. Bu bir korsanlıktır, çağ dışılıktır. Trump; “Ben güçlüyüm ezerim” demekte, haydut siyaseti uygulamakta, kaotik bir dünya yaratmanın adımını atmaktadır.

ABD geçmişte Irak’ta da haydutluk yapmıştı. Saddam Hüseyin’in kimyasal silahlar edindiğini ve bunları kullandığını, El Kaide terör örgütü ile iş ve el birliği yaptığını iddia ederek 2003 yılında Irak’ı işgal etti. Irak’ta toplu katliamlar, yargısız infazlar icra etti, kadınlara/kızlara işkence yaparak tecavüz etti. 1.000.000 Iraklıyı katletti. Afganistan’a girdi orada da aynı alçakça insanları katletti kadınlara tecavüz etti. Hiçbir yere özgürlük getirmedi aksine kaos, açlık, sefalet getirdi..

Maduro’nun yakalanmasını en yakınında ki görevlilerin, CIA ile iş birliği yaparak sağladıkları anlaşılmaktadır. Bizim de yakın tarihimizde FETÖ’cüler ABD’nin teşviki ile bir ihtilal yapmak istediler. Tanklarla, uçaklarla, insanlarımızı bombalayıp rejim değişikliğini gerçekleştirmek istediler. Kahraman Türk Milleti, ayaklanarak bu alçakça saldırıyı önledi. Venezuela halkı açlık ve sefalet içerisinde inlediğinden ABD’nin korsanlığını adeta sevinç ile kabul ettiler. ABD’nin başı Trump, Venezuela insanlarının bu davranışından aldığı güçle Kolombiya, Meksika ve Küba devlet başkanlarını tehdit etmekte, onlarında Maduro’nun akıbetine uğrayacaklarını söylemektedir. Birleşmiş Milletler diye bir kuruluş yok hükmündedir. Dünya’yı 5 devlet, astığı astık, derebeyi mantığı ile idare etmektedir. O nedenle savunma sanayimizin çok daha ileri seviye ye götürmeliyiz.