CHP olağanüstü bir kurultayın daha eşiğinde.
Kurultaylar, siyasi partilerin gelecekle ilgili programlarını, iddialarını, öncelikli hedeflerini yüksek sesle ifade ettikleri, “İktidara hazır olduğu” mesajını kamuoyuyla paylaştığı platformlardır.
Bugün ülkemizde…!
*Laik Cumhuriyet değerleri ve Atatürk devrimlerine karşı yapılanmaların giderek tırmandırıldığı,
*Ekonomide rantçı yapılanmaların sürdürüldüğü, üretimin, ulusal sanayinin ve kamu yararı ilkesinin gözardı edildiği,
*İşçi, çiftçi, esnaf, memur ve emeklinin ezildiği, emeğin dışlandığı,
*Bölgesel eşitsizlik, gelir adaletsizliği ve yoksullaşmanın arttığı,
*Siyasette etiğin, yönetimde erdemin temel değer olmaktan çıkartıldığı bir ortamda; sosyal hukuk devletinin, eşitlik ve özgürlüğün, çağdaşlık ve güvenin öncüsü olan CHP 26 Şubat 2012 tarihinde olağanüstü kurultayını toplayarak tüzük değişikliğine gidiyor.
Aslında doğru da yapıyor. Çünkü demokratik olmayan bir parti ülkeye nasıl demokrasiyi getirecek? CHP Kılıçdaroğlu’nun genel başkan olmasıyla birlikte başlatmış olduğu yenileşmeyi ve değişimi ara vermeden sürdürüyor.
Dünya değişiyor, doğal olarak Türkiye de değişiyor. Değişmeyen tek şey, değişimin kendisidir. Tarih bu değişim ve dönüşümün birçok örnekleriyle doludur. CHP bu değişimi gerçekleştirebilecek potansiyele ve güce fazlasıyla sahiptir. Yeter ki, bu beklenti içinde olan kitleleri harekete geçirebilsin.
Esasen değişim, CHP’nin misyonudur. Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarihi geçmişi, değişim sürecinin olağanüstü örnekleriyle doludur. Kurtuluş Savaşı’yla başlayıp, Cumhuriyet’le devam eden ve nihayet demokrasiyi inşa eden bir siyasi hareketin, değişime karşı olması tabi ki düşünülemez ve kabul edilemez. Değişim çağı yakalamaktır. Çağı yakalamak ise sosyal demokrat politikalarla olur.
Değişim parti vitrinindeki birkaç ismin değişmesinden ibaret olursa, bu anlamlı olmaz.
Değişim, halka ve kamuoyuna güven verecek, bu umudu yaratacak dinamik bir kadronun yanında, temelde sosyal demokrat politikaları öne çıkarmakla gerçekleştirilebilir. Zira Sosyal demokratlar temel değerleri olan “eşitlik, özgürlük ve dayanışma” nın ancak demokrasi ile yaşama geçebileceğine inanırlar. O nedenle de demokrasiyi yalnızca bir yönetim biçimi olarak değil, bir yaşam biçimi olarak da algılamaktadırlar.
Bugün yaşamsal gerçeklerimize baktığımız zaman, ülkemizin CHP’ye her zamankinden daha fazla ihtiyacı vardır. CHP bir an evvel parti içi demokrasiyi sağlayıp, iktidar yolunda yürümelidir.