Ara
Paylaş : Google Paylaş : Facebook Paylaş : Yahoo Paylaş : Reddit Paylaş : Digg Paylaş : Blinklist Paylaş : Del.icio.us
Kırşehir’in nüfusunun düşmesinin altında yatan gerçekler
30.01.2012
Şevket Güner
krscigdem@hotmail.com

Kırşehir bundan sonra ne olur, nasıl gelişir bilemiyorum.
Anadolu’nun tarih ve kültür şehri, ozanlar diyarı, hele bir de şirin Kırşehir icat ettiler, doğduğum, büyüdüğüm, çocukluğumu, gençliğimi yaşadığım; yıllarımı, her şeyimi ona borçlu olduğum Kırşehir’in çıkarları için üzüldüğüm, sevindiğim nice yazılar kaleme alıp eleştiriler yaptığım güzel Kırşehir bundan sonra ne olur bilemiyorum.
Kırşehir için, Kırşehir’in geleceği için, Kırşehir’in kalkınması için, gelmiş geçmiş bütün siyasilerini, il yöneticilerini, Kırşehir konusunda üstüne elzem olmayan, ama polemik yapan bazıları için neler yazdım bilmiyorum.
Gazetemizin arşivlerini şöyle bir karıştırıyorum yıllarım, ömrüm Kırşehir’i sevmek, Kırşehir’i nasıl kalkınmış görürüm diye yazmışta yazmışım…
Sadece Kırşehir’in menfaati için yazdım, yazdıklarımdan, eleştirilerimden anlamayanlar utansın.
İşte Kırşehir’in 2011 nüfusu yine açıklandı.
Nüfusunun düşmesinin, artmamasının altında yatan gerçekler nelerdir diye yine kafa yordum. Sonunda üzülüyorum tabii. Niye benim memleketim Kırşehir göç veriyor, nüfusu artmıyor diyorum.
Artık bilmiyorum Kırşehir bundan sonra ne olur.
Anlıyorum ki Kırşehir’i bundan sonra ne Ahi Evran-ı Veli Hazretleri, ne Aşık Paşa, ne de Caca Bey kurtaramaz, kurtaramayacaklar da…
Neden mi diyorsunuz işte illerin nüfusları açıklandı, Kırşehir’i başka illerle kıyaslayın, ne kadar düştüğünü, ne kadar arttığını…
İşte Kırşehir’in ve komşu illerin nüfusları…
Kırşehir: 221.015.
Nevşehir: 283.823.
Aksaray: 378.823.
Yozgat: 465.696.
Kırıkkale: 274.992.
Kayseri: 1.255.349
Konya: 2.038.555
Kıyaslayın artık komşu illerle Kırşehir’i…
Milletvekili sayısı ikiye düştü.
Siz hayal ediyor musunuz Kırşehir’in milletvekili sayısı bir gün tekrar üçe çıkacak?
Kırşehir bundan sonra ne olur, nasıl kalkınır, nüfusu nasıl artar, nasıl yıllar önceki haline döner bilemiyorum.
Ben Kırşehir’in geleceği konusunda işin içinden çıkamıyorum.
Kırşehir’in üzerinde, Kırşehirlilerin omuzlarında politika yapan, gelmiş geçmiş bütün siyasiler, bütün il yöneticileri gözünüz aydın olsun. Kırşehir’in nüfusu yine karaya oturdu.
Kırşehir…
Adına tadına kurban olduğum Kırşehir…
Ben senin için ne yapayım, şimdi neler yazıp, neler söyleyeyim?
Yazmayayım mı?
Görmeyeyim mi?
Kırşehir’in bu hale gelmesinde, bu duruma düşmesinde sorumluluğu, vebali olanlardan hesap sormayayım mı?
Ben de başkaları gibi, benim mesleğimi yaptığını sanan, haram kazanıp haram yiyen ihaleciler gibi, bu yalakalara ihale ayarlayan sözde siyasetçiler gibi mi olayım?
Ben de mi yalakalık yapayım, kuyruk yalayım?
Yapmadım, yapamamam…
Bütün Kırşehirlilerin bildiği gibi hayatım boyunca yapmadım. Üçkağıtçıları eleştirmekle geçti ömrüm. Haram yemedim, yiyenlere de haram olsun.
Göreceğiz haram yiyenlerin geleceğini, oğlunu, kızını…
Söz buraya kadar geldi. Şimdi söylemeden, yazmadan edemem.
Benim mesleğimi yaptığını sanan, sözde medyacılık oynayan, konuşma özürlü, ne iş yaptığı belirsiz, adını Murteza Kerpiçkesen koymuşlar. Hangi parti iktidara gelirse onun bunun yalakalığını yapan, şakşakçılar, Bremene mızıkacıları gibi kapı kapı geziyorlar. Halbuki bütün Kırşehirliler gülüyorlar, onlar için neler söylüyorlar. Zavallılar duymuyorlar, anlamıyorlar. Ya bunlarla yılışarak, sırıtarak görüşenlere ne demeli?
Evet Kırşehir, ben senin için bütün bunları yazıyor ve söylüyorum.
Kırşehir bundan sonra ne olur, nasıl gelişir, nasıl kalkınır, göç nasıl durur bilemiyorum.
Kırşehir için yazılar kaleme alırken, hayatım boyunca mesleğimi her şeyin üstünde tuttum. Dik durdum, onurlu durdum. Kalemimi satmadım.
Kırşehir dedim, Kırşehir’in menfaati için çırpındım. Onurumdan, şerefimden hiçbir şey kaybetmedim. Belki bana “Sen de yalaka ol, kuyruk salla, gerdan kır, ihale al, köşe dön, Kırşehir’in kalkınması, bu hale düşmesi seni mi ilgilendirir?” diyebilirsiniz.
Yıllardır yapmadım, yapamam.
Kırşehir’in nüfusu düşüyormuş, onları ilgilendirmiyor. Zaten onlar Kırşehir için hiçbir şey yapmazlar, yapamazlar. Çünkü onların kafalarında başka işler var.
Kırşehirlilerin oylarıyla siyaset yapmış, milletvekili olmuş, şimdi milyarlarca lira emekli maaşı alanlar, “hizmet ediyoruz, hizmet getiriyoruz” dediğiniz Kırşehir’in nüfusu sizlere ömür oldu.
Siz bugün aldığınız milyarlarca lira emekli maaşını gönül rahatlığıyla yiyebiliyor musunuz? Biliyorum yiyemiyorsunuz. Çünkü ailece hepiniz hastasınız ve mutsuzsunuz. Bundan dolayı olsa gerek Kırşehir’e gelemiyorsunuz. Tabi ki aldığınız emekli maaşını yiyemeyeceksiniz. Çünkü hayatınız yalan söylemekle geçti. Yalan söylediniz, Kırşehir’i yanılttınız, Kırşehirlilerin başını öne eğdirdiniz. Aslında siz kendi başınızı öne eğdiniz. Sizleri daha fazla yazmaya, eleştirmeye değmez. Kırşehirliler sizleri Allah’a havale etti.
Kırşehir, sevgili Kırşehirliler siz söyleyin bundan sonra Kırşehir ne olur? Kırşehir’in nüfusu nasıl artar, nasıl sanayileşir, nasıl kalkınır?
Size üzülerek söylemek isterim ki ben Kırşehir’in geleceğinden endişe duyuyorum.
Ayağa kalk Kırşehir, kalkabilirsen.
Ahi Evran’ın, Aşık Paşa’nın, Hacı Bektaş-ı Veli’nin, Caca Bey’in, Şeyh Edebali’nin Kırşehir’i… Ben sana diyeyim, ne söyleyeyim…
Kırşehir…
Demokrasi gazisi Kırşehir…
Nüfusunu yine başka illere göre kıyaslarken tarifsiz üzüntüler içindeyim. Kimse seni benim kadar sevmedi biliyorum.
“Seviyoruz” diyenler, şurada burada adını kullananlar hep çıkarları içinmiş. Bugün yine nüfusun artmadı, artmıyor, sürekli düşüyor. Bugün insanlar Kırşehir’i niye terk ediyor? “Kırşehir’i seviyorum, Kırşehir’e hizmet getiriyoruz” diyenler ayağa kalkın, Kırşehir’in nüfusu niye düşüyor, neye göç veriyor?
 
 

» Yorumlar Tüm Yorumlar
» bunu çok basit bir cevabı var ismail ertekin - 31.01.2012 08:03:05
"Kırşehir'in nüfusu neden düşüyor diyorsunuz. Gayet basit ekmek neredeyse insanlar oraya gidiyor. Üstelik bir ülkenin her yeri yanı derecede gelişecek diye bir kural yok. Bugün dünyanın gelişmiş ülkelerinde bile her yer aynı düzeyde gelişmiş değil. Bunu yanı sıra bir şehrin fikirsel ve düşünsel cografyası o şehrin alın yazısıdır. Bu şehir abartıldığı gibi bir çok kültürün kaynağını oluşturmamıştır. Sadece bellirli bir süre misafirperverlik etmiştir. İkisi aynı şey değildir. Falanca burada doğdu, filanca burada kaldı, kimisi burada öldü, kimisi surada çalıştı lafları boş laflardır. Kültür ancak derinlere işlerse oraldır. Gerek yerel anlamdaki kültürel birikim, gerekse misafir ettiği kültürel hazineler bu topraklara yeterince nüfuz edememiştir. Ahi Evran'ın Şehri dediğiniz bu şehirdeki esanafın haline bir bakın, Aşık Paşa'nın Şehri dediğiniz bu şehrin okur yazarlarının son 30 yılda yazdıgı kitap, şiir, roman vesaireye bir bakın. Bir tek bozlak kültürü gelişmiş, onlarıda yıllarca çingene, abdal diye aşağılamışız. Caca Bey'in şehrindeki Üniversitenin ve de diğer akademik birimlerin (eğer bu şehirde akademik birim varsa) durumuna bir bakın. Fitne, fesat bu toprağın gübresi olmuş. Binlerce kilometre öteden dirlik, düzen içinde gelen Timur'un ordusunun içine bile çok kısa süredede fitne, fesat düşmüş bu topraklarda. Bu topraklardaki tarihi, bilimi ve sanatı artık başka bir açıdan okuma zamanı gelmiştir. at gözlüklerini çıkarıp, şapkamızı masanın üzerine koyma zamanı gelmiştir. Bu şehrin artık "Kırşehir sevdalılarına" ihtiyacı yoktur. Sorun bakalım gidenler niye gitmiş. Çiftçisi gitmiş,esnafı gitmiş, akademisyeni gitmiş, öğrencisi kaçmış, işsizi ilk önce tabanları yağlamış. Üstelik gidemeyenlerde her gün duada "ah şurdan bir kurtulsam, kurban keseceğim" diye. Bakın bakalım "Üniversite şehri" olan bu şehirde kaç tane eli yüzü düzgün kitabevi var. "Feylozoflar, Şairler Diyarı" bu şehirde kaç tane nitelikli sinema,tiyatro salonu var. Bütün bunları bırakalım; bu şehre gelen kaç kişi bu şehrin müzik kültürünü yansıtan bozlakları nezih bir ortamda dinleyebiliyor. Kahve, Kıraathane (ki bunlara kıraathane demek bile yanlış) bol. Girin bakalım benim memleketimin eşsiz insanı buralarda nasıl vakit öldürüyor. Bütün bunları görünce bunların içinden çıkacak siyasetçinin Winston Churchill olmasını mı bekliyorsunuz. Bakın yöre insanı hala ne güzel yansıtıyor göçebe kültürünü; lafa şekil vermede kimse bu şehrin insanın eline su dökemez, lakin iş icraata gelince yan cizmede neme lazımcılıkta da kimse bu şehrin insanın eline su dökemez (Bu sözlerimizle göçebe kültürünü aşagıladığımız sanılmasın, göçebe olmak suç değildir, göçebe kalmak suçtur). Yeri gelmişken söyleyelim; lakin kalanlar alınmasınlar; döküle döküle elek altı kalmıştır bu şehirde. Hani sonraları dönenler var ya, onlardan çoğu gittikleri yerde tutunamayanlar ya da kovulanlardır. Böyle olunca lafı ve parası bol olan siyasetçi, üç kağıçı tüccar, fırsatçı mütaahit, çavuş gazeteci, yarım okumuş hoca oluverir bbu şehirde. Sonra bunlar başlarlar konuşmaya, fikir alış-verişinde bulunmaya "ne olcek bu memleketin hali" diye. Aslında kimsenin kötü bir niyeti yoktur. Herşey sadece "duygusal" dır. Lakin bu elitler kavalı çaldıkça arkadaki sürü bir o yana savrulur bir bu yana. Ee sanırım şimdilik bu kadar yeter, ne de olsa bizde bu topraklarda doğduk, bu topraklarda büyüdük. Büyüklerimiz agabeylerimiz gibi söze şekil verdik. İcrata gelince ne yapacagımızı Allah bilir. Bu söylediklerimiz adam olana değildir. Sözümüz ortaya konur. Alan alır alınmayanlar bize kalır. Sürçil-i lisan ettiysek affola Sürç-i lisan ettiysek affola.

» Diğer Yazıları
Güncel Anket bulunamadı.
DÖVİZ KURLARI
Flash Player Yüklü Değil !
Kırşehir Çiğdem Gazetesi
ARŞİV | KÜNYE | RSS
© Haber ve ilgili materyaller izinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz 2007 - 2012 Tüm hakları saklıdır. 
habersitesial.com,haber sistemi,haber sitesi, haber sitesi al, sitekur,habesitesial, habersistemi,haber sitesi tasarımı,haber sitesi kurmak,haber sitesi template,profesyonel haber sitesi, haber siteleri, habersitesi, haber sitesi kur, haber scripti,haber sitesi yazılımı