SİZLERE son zamanlarda sıkça gezdiğim Doğu ve Güneydoğu bölgesindeki gezilerimden izlenimler aktarmak istiyorum. Ancak son günlerde oralardan gelen acı haberler yüreklerimizi burkuyor, içimizi acıtıyor.
Soğukkanlı şekilde düşünmeye çalışan, yorum yapmaya çalışan bizleri bile, zaman zaman duygusal çıkışlara iten bu acı olayların bitmesini ne zaman göreceğiz?
Her gün birbirinden daha nefret dolu demeçlerle ortalığı geren, insanları galeyana getirmeye yönelik kışkırtıcı konuşmaları yapanlar ne zaman akl-ı selim düşünebilecekler…Ne zaman..?
Ne zaman PKK güdümünden çıkabilecekler ?
Belki de bir imkânsızı döküyorum satırlarıma.
Daha topu topu yirmi gün önce dolaşmıştım oraları. Munzur Nehri’nin berrak sularını, vadinin güzelliklerini aktarmıştım sizlere. Tunceli'de hain kurşunların şehit ettiği komiserimizin,orada o hain kurşunlarla can veren eşinin bulunduğu kapalı spor salonunun yanlarında dolaşmıştım. Çay içmiştim. Kardeşlikten söz etmiştim.
Hayal dünyasında mı yaşamıştım yoksa. .. Yoksa, içimden geçen “güzellikler” kelimesi sadece kendimin bir avutması mıydı?
Son şehitlerimizin, can öğretmenimizin, can komiserimizin yürek yakan törenlerini televizyonlardan izlerken, boğazımda düğümlenen acının taa içlerime doğru yayıldığını hissediyorum. Benim çocuğum, benim kardeşim, benim akrabam, benim canım gidiyor. Eriyor, bunalıyorum. Göğsüme acı saplanıyor. Gözlerimdeki yaşarmaya engel olamıyorum.
Kim, kimler çözebilecek bu çetrefil problemi?
Engin mesafeler kat edilirken daha ne kadar acıyacak içimiz? Engin mesafeler ne zaman son bulacak. Ne zaman?
Acılar, değişen ve kararan yaşamlar, öksüz çocuklar, evlat acısıyla içlerinde volkanlar patlayan analar, babalar, sonsuz acılarla baş başa bir hayat sürecek eşler…
Sorumsuzca etnik çatışmayı körükleyenler, gencecik çocukları molotoflarla yakanlar kimler? Amaçları, daha doğrusu “nihai amaçları” ne? Yoksa sadece zavallı maşalar mı onlar. Yoksa, Yugoslavya'da acıları duymayıp görmediler mi? Haberleri mi yok… Böyle zalim bir fitili neden ateşlemek isterler. Yürekleri mi kör?
Neden uzatılan iyi niyet ellerini geri iterler?
Tam da içimizde umut ışıkları yanarken, Silvan'da onüç evladımızı şehit edenlerin amacı ne olabilir?
Bu acı yazıları yazarken inanın çok çok derinden ıstıraplar çekiyorum.
Ama maalesef, her şey bizim dışımızda ve belki de bilmediğimiz çok şey var. Tüm bunlar yaşanıyor, bir gerçeklik…
Ve içimdeki umut ışığını her ne pahasına olursa olsun söndürmek istemiyorum.
Büyük bir hırsla okuyorum soruna ait kitapları. Hakim olmak istiyorum soruna bütün boyutlarıyla. Tüm bunlar kendi içimde yanan ateşi söndürmek için. Geçirdiğim boş vakitleri, zayi olmuş vakitleri, kat etmek için.
Belki de kendimi kandırmaya çalışıyorum. Bilmiyorum… Çaresizim…
Şuna inanıyorum ki: halkın sağ duyusu, dayanılmaz kışkırtmalara karşı soğukkanlılığını,sakinliğini koruyan bu halk, Doğusuyla Batısıyla, Kuzeyi ve Güneyi ile bu işin üstesinden gelecektir.
Bu arada bütün şehitlerimize rahmet diliyor, ailesine ve yakınlarına başsağlığı ve sabırlar diliyorum. Nur içinde yatsınlar.