![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |

SGK yöneticileri, Öztürk'ü ziyaret etti..SEÇİM SONUÇLARI: DEĞERLENDİRMELER -2-
SEÇİMİN GALİBİ VE MAĞLUBU
Seçim sonuçlarını değerlendirecek bu ikinci yazım biraz gecikti. Bazı zamanlar, sizin dışınızda gelişen olaylar sizin de planlarınızı aksatabiliyor.
Geçen yazımızda seçimlerin galibinin AKP ve BDP olduğunu, mağlûbunun ise CHP ve MHP olduğunu belirtmiştik.
CHP genel başkanı sayın Kılıçdaroğlu’nun seçim akşamı “biz başarılı olduk” deyimini yanlış bulduğumuzu vurgulayarak “Eyvah Eyvah” filmini hatırlatmış, “başarılı olduk” sözlerinin vahametini de “eyvah eyvah” diyerek vurgulamıştık.
Kırşehir’deki başarısızlığı ve nedenlerini irdelemeye çalışalım:
Kimse bu eleştirel yazıdan alınmasın. Çünkü, kimseyle bir alıp veremediğimiz yok. Ama gerçekler de birileri tarafından dile getirilmelidir.
Bir tespit:
CHP, Kırşehir’de 2002 yılından bu güne kadar yapılan hiçbir seçimi kazanamamıştır.
Diğer bir deyişle, son dokuz senedir yapılan iki milletvekilliği seçimi ve iki belediye başkanlığı seçimini de kaybetmiştir.
Bu arada oynamalar, oylardaki göreceli artışlar da, daha önceki bir yazımızda ayrıntılı olarak anlattığımız gibi “kendini kandırmacadan” ibarettir.
Nitekim geçen yerel seçimlerde CHP’ye gelen oylar, bu seçimlerde dağılmıştır. O oyları esas alıp kendini kandıranlar, gerçekle yüz yüze gelmişlerdir.
Yerel seçimleri değerlendiren yazılarımızda üzerini vurgulayarak bu hususu da belirtmiştik.
Ne yazık ki, CHP camiasından hiçbir kimse bu yazılarımızı ciddiye alıp, üzerine kafa yormayı istemedi.
Yani, her zaman olduğu gibi gene o “tembellik hastalığı” nüks etti.
CHP’nin bu başarısızlığının ana nedeni, hem Kırşehir’de hem de Türkiye’de “Yeni Türkiye Düzeni”ni anlamamasıdır.
Bu esaslı sosyolojik olguyu çözmek için gerekli çabayı göstermemesidir. Bu sosyolojik olguya uygun politik taktik ve stratejilerini belirleyememiş olmasıdır.
Diğer yandan sorunların anası olan Güneydoğu sorununa veya Kürt sorununa karşı belirsizlik de, somut çözüm önerileri, somut ve uygulanabilir veya tartışılabilir önerilerinin olmaması da başlı başına CHP’nin handikaplarından biridir.
“Yeni Türkiye Düzeni” kavramını ilerideki yazılarımızda enine boyuna irdeleyeceğiz. Karınca kararınca bazı önermeler de sunacağız.
Temel tespit: “CHP Kırşehir’de halktan kopmuştur.”
Halkla-yukarda deyim olarak belirttiğim “yeni düzenin üyeleriyle” sağlıklı diyalog kurma becerisini gösterememiştir.
Seçimler dışında örgüt kendi içine dönük olarak çalışmıştır. Bu çalışmalarda bile yeni metotları tartışamamış; örgütte önde gelen kişiler birbiri ile uğraşmışlar, değerli zamanlar heba edilmiştir.
Bir kere, CHP Kırşehir il örgütü 2002 seçimlerinden bu yana seçim sonuçlarını gerçekten analiz eden, başarısızlıklarının nedenlerini ayrıntılı ve objektif tespit eden, doğru dürüst bir toplantı yapmamıştır. Göstermelik olarak yapılan toplantılarda ise, kelimenin tam anlamıyla “havanda su dövülmüştür”. Toplantının sonucu oluşturulan bir rapor kamuoyuyla paylaşılmamıştır.
Her seçim sonucunda ,başarısızlığa neden olarak, “CHP’li olup ta CHP’ye oy vermeyenler” gösterilmiş, ve önde gelen kadrolar kendi aralarında “CHP’li olup ta CHP’ye oy vermeyenin….”, ve kendilerince “hainler” jargonlarını dillendirip, kendilerini avutmuş, koca bir örgütü pasif bir örgüt haline getirmişlerdir.
Parti içinde önde gelen aktörler, parti içi yarışmalarda büyük bir efor göstermişlerdir. Ne yazık ki, iş seçimlere gelince, aynı aktörler, bir türlü kendi yarışlarında gösterdikleri çabayı gösterememiş ya da göstermemişlerdir.
Son seçimlerde üst yönetim, Kırşehir için doğru bir karar alarak, tüm üyelerin katıldığı bir ön seçim yapılmasını sağlamıştır.
Burada birinci gelen adaya bile itirazlar ve kabullenememe olmuştur. Bence bu kabullenememe bir açıdan doğrudur da.
Çünkü tüm gücünü, eforunu, çabasını beğenelim beğenmeyelim, örgütü için harcayanlar, örgüte hiçbir katkı yapmadan dışarıdan gelenle aynı kefeye konarak yarışmaya sokulmaktadır. Bu da CHP tüzüğünün eksik ve yanlış yönlerinden biridir.
O zaman insanlar neden örgüt için çaba göstersinler ki.
Tüzüğün bu açığını yakalayan birileri, bir takım uygulamalarla dışarıda taban çalışması yapabilirler, örgüt içinde kimseyi karşılarına almazlar, dolayısı ile olası bir parti içi seçimlerde düşman sahibi de olmazlar ve işlerini pek ala yürütebilirler.
Bunun bir örneği 2002 ön seçimlerinde yaşandı da.
2004 yerel seçimlerinde bir diğer gariplik daha yaşandı. Örgütü için çalışan adaylar varken, iddialıyken, o zamana kadar örgütün yanından yöresinden geçmeyen bir kişi, tepeden atamayla aday yapıldı. Örgütteki yetkililer her zaman ki derin hesaplaşmaları ve planları için bu atamaya sessiz kalıp, duruma uymayı tercih ettiler.
O seçimlerde halk en güzel dersi sandıkta verip; CHP’yi dördüncü parti yaptı.
Örgütün bu sessizliği ve 2004’teki “oyunda” kendi hesabını yapanlar, 2007 seçimlerinde bu sefer kendi oyunlarında boğuldular. Garipliklere ve akıl almaz davranışlara bir yenisi daha eklendi. Kırşehir'e dışarıdan bir aday atandı. Kırşehir’li olup da Kırşehir’de yaşamayan, aslında kendi değerli olan ama, Kırşehir’de “eli çantalı” tabir edilen bu aday da, kimseyi dinlemeden seçim çalışmalarını yürüttü. Sonuç gene hüsran oldu.
Tüm bu gelişmeler ne yazık ki masaya bile yatırılamadı. Kimse, her nedense konuşmadı, eleştirmedi. Bu atamadan ve başarısız sonuçtan gelecek için dersler çıkarılmadı.
2009 yerel seçimlerinde adayın yeni ve genç oluşu, çevresinin deneyimli eski kadrolarla doldurulması, eksik ve yanlışlar olmasına karşın başarılı sayılabilecek bir seçim kampanyası ve MHP’deki gelişmelerden dolayı, CHP merkezde hatırı sayılır bir oy aldı. Ama gerçek bir analizde bu oyların da göreceli olduğu anlaşılacaktı. Nitekim bu seçimlerde bu oylar da dağıldı.
Çünkü adaya ve şartlara göre gelen oylar iyi bir örgütsel çalışma olmadan ve süreklilik sağlanmadan muhafaza edilemez. Kimse hiçbir seçmen “çantada keklik” değildir. Ne yazık ki bu gerçek son seçimlerde bir defa daha acı olarak yaşanmıştır.
CHP en başta genel merkez olmak üzere tüm Türkiye’de yeniden yapılanma içine girmelidir. Tüzüğündeki anti demokratik ve katılımcılıktan uzak olan maddelerden arındırılmış yeni ve katılımcı bir tüzük önceliklidir. Türkiye’nin yeni sosyolojik yapısına uygun yeni bir program şarttır. Bu yapıya uygun projeler, taktik ve stratejiler belirlenmeli, uygun sloganlarla bu projeler halka aktarılmalıdır. Yeni ve karizmatik insanlar gelecek için partiye kazandırılmalı, Tüm örgütler gençleştirilmeli, geçmişin kaşarlanmış politikacıları dinlenmeye çekilmelidir.
Tüm bunları gerçekleştiren bir CHP geçmişiyle de yüzleşmelidir. Özeleştiriden kaçınmamalıdır. Elbette ki geçmişte hantallaşmış bir yapıyı devrimlerle uygar bir yapı haline getirmek için önemli bir çaba ve irade gerektir. Tüm bu toplumsal çalışmalar içinde bazı olumsuzluklar da yaşanmıştır.
Türkiye Ulu Önder Atatürk’e çok şey borçludur. Şu anda komşu ülkelere göre bariz gelişmişliğimizin alt yapıları, o Ulu Önder’in geniş ufku sayesinde mümkün olabilmiştir.
Ama geçmişe saplanıp kalma Atatürk’ü anlamama demektir.
CHP ana unsurlarını saydığım bu yeniden yapılanma içinde gelecek on yılların projeksiyonunu yapıp çalışmalarına bir an önce başlamalıdır.
Meclis’te yemin etmeme, diş söküp, şifre çözüp, kimya bozma bu işin kolayına kaçmaktır, mugalatadır ve kendisine umut bağlayan kitleleri ne yazık ki, tekrar tekrar umutsuzluk içine düşürmektir.
| » Yorumlar | Tüm Yorumlar |
| » Diğer Yazıları |