Ara
Paylaş : Google Paylaş : Facebook Paylaş : Yahoo Paylaş : Reddit Paylaş : Digg Paylaş : Blinklist Paylaş : Del.icio.us
Ahirette iki kadın
04.07.2011
Ali AKDOĞAN
aliakdogan@kirsehircigdem.com

Seçimler bitti. Tabiri caiz ise biz de bittik.
Ancak seçim tantanasının daha süreceği anlaşılıyor.
Şimdilerde, çıkan sonuca bakıp, ince ince hesaplar yapılıyor. Siyasallaşmış yargı ile artık her şey daha içinden çıkılmaz bir hale geleceğini görmemek olanaksız.
Bir çok insan gibi “benim de siyasete aklım ermez desem” yeri var. Öyle karmaşık çıkar hesaplarından anlamadığımdan, vatandaşın halini bilmediğimden, memlekete hizmetten kaçtığımdan değil. Bu işi bilenlerin kalemlerinden, yandaşlara yedirip içirmekten, asla anlamadığı işler üzerine saatlerce ahkam kesmeye kadar bir sürü seçilebilme inceliğini okuyorsunuz, dinliyorsunuz. Bunları yapamayacağını görüyor insanlar. Düz liseyi derece ile de bitirseniz de, ruhban sınıfının olmadığı dinde bu kabil birilerini yetiştiren bir tedrisattan geçmemiş, cemaatten, tarikattan, aşiretten olmamış olmanız da esaslı nâkısa.
“Memleketin huzuru, milletin refahı, devletin bekası için çalışmak” üzere yola çıkıp ta, vaat ettiklerinin sadece işine gelenleri hatırlamayı içime sindiremeyeceği için de uzak duruyor bir çok insan belki de. Bir de “ata öğüdü” tutmak ile ilgili yönü var; “Yetim hakkı yeme, öksüz intizarı alma, hakkın olmayanı isteme!”
“Haklar Teorisi ve Faydacı Teori” arasındaki tercihiniz “haklardan ve haklıdan” yana olunca, sonucu belli bir oyunu oynamak heves yaratmıyor insanda.
Yine böyle bir seçim öncesi Kırşehir’deyim ve Orhan Baycan ile bir yerde araba yıkatıyoruz. Orhan Baycan insan canlısıdır. Her yaşa, her akla göre insana insanca dokunur, insanı dinler. Yine öyle oldu. Üç beş çalışanın her biri siyaset erbabı, maazallah; “Uğur Abi iyi adam da. Ama bu şekilde giderse pek bir şey olmaz. Partinin gençleri var, ona çalışacaklar var. Ne yediriyor, ne içiriyor. Olmaz başkanım, böyle seçim kazanılmaz.” (Uğur Gönül gibilerinin kolay yetişmediği bir ülkede, bir tamirci çırağı dakikada İl Başkanını siliyor…) Bir başkası, Cem Uzan’ın partisi için nasıl çalışıp, bir kamyon kömürü evinin bahçesine yıktırdığını anlatıyordu. Bir diğeri her ölümde, dirimde mahallenin imamıyla kapı, kapı nasıl dolaştıklarını… Seçim birilerinin ar damarlarını çatlatmasa da, genişletiyor, anlaşılan.
Bu işlerden anlayanlar eski, yeni rakamları sıralıyorlar. Ülkede, çok partili hayatın başlangıcından bu yana, “merkez sağ” tabir edilen kesimin oy potansiyeli yüzde altmış, yetmiş arasında. Yüzde yirmi, otuz civarı “ortanın solu” dersek yanlış olmaz. Yüzde on, onbeş ülkücü oylar, zaman içinde yerleşmiş gibi. Son yıllarda, merkez sağın ve ortanın solunun içine dağılmış bulunan bir etnik kimlik oyları bağımsız adaylar ile ayrışıyor.
Genel tablo bu. Bu tablo 1950’lerden bu yana, parti isimleri değişse de eğilimler anlamında pek değişmemiş. O zaman bu tablo ile girilen her seçimin sonucunu ne belirliyor diyebilirsiniz? Bir eğilimin başarısızlığı, diğer eğilimi başarılı gösteriyor. Merkez sağda, etkinlikleri birbirine denk iki üç parti ortaya çıktığında, ortanın solu ciddî bir iktidar alternatifi oluyor. O durumda bile çoğu zaman koalisyonun güçlü ortağı olabiliyor belki.
Son on yıldır olan nedir derseniz? Ekonomik kriz, merkez sağın güçlü ortaklarını yok etti. Ortaya çıkan güç boşluğunu, merkez sağın inanç eksenli anlayışının AB ve ABD’yi rahatsız etmeyeceğini ortaya koyan versiyonu doldurdu. Karşısında gücü paylaşması gereken bir başka sağ oluşumun varlığına imkan vermeyerek, ülkücü potansiyele kendi çatısı altında bulunma şansı vererek konumunu güçlendirdi.
Bu kısa özet ışığında tabloyu anlamaya çalışırsak; merkez sağın yüzde altmış-yetmiş olan potansiyelini yakalamasa da, iktidar partisi yüzde elliye yakın oy alarak başarılı oldu, ancak merkez sağın tamamının oyunu kazanamadı. Ana muhalefet partisi, ortanın solunun yüzde otuzuna doğru tırmandı, ancak ideal oyu yakalayamadı. Ülkücü oylar, tüm ayak oyunlarına rağmen barajın üzerinde tutunmayı başardı. PKK’nın silahlı propaganda ile başlattığı siyasileşme süreci, bağımsızlar sırtından Meclis’e ulaşmayı başardı.
Bu Meclis Dönemi, Türkiye için önemli sorunlara bu “aritmetik” ile giriyor. Bu aşamada “Memleketin huzuru, milletin refahı, devletin bekası” diye yola çıkanların huzurumuzu nasıl kaçırdıklarını, refahımızı nasıl erittiklerini, devletin bekasını nasıl tartışmalı hale getirdiklerini yazmak durumuna düşmemeyi diliyorum.
İki kadın öteki dünyada karşılaşırlar;
- “Nasıl oldu da öldün, bacım?
- “Donarak öldüm, kardeş…”
- “Ne kadar korkunç !”
- “Yok o kadar kötü değildi, soğuktan titremem geçince, ısınmaya başladım ve uyku bastı, sonunda huzur dolu bir ölüm.”
- “Peki sen nasıl öldün?”
- “Ağır bir kalp krizi geçirdim. Kocamın beni aldattığını sandım, onu iş üstünde yakalamak için eve erken geldim, fakat evde tek başına televizyon seyreder halde buldum.”
- “Sonra ne oldu?”
- “Kesinlikle evde başka bir kadının olduğundan emindim, bütün evi aramaya başladım. Çatıyı, yatakların altını, her yeri aradım, fakat bulamadım. Ararken aşırı yorulmuşum, kalp krizi geçirdim ve öldüm.”
- “Ah be güzelim, bir de derin dondurucuya baksaydın, şu anda ikimiz de yaşıyor olacaktık…”
Yaşamımız, esenliğimiz, mutluluğumuz birilerinin ihtiraslarıyla şekilleniyor. Seçilebilmek ihtirası içinde birilerini seçip, ellerine mazbataları tutuşturduk, Meclis’e gönderiyoruz. İnşallah, Kırşehir’in sorunlarını da, ülkenin temel meselelerini de “derin dondurucu”larda unutmazlar.
 

» Yorumlar Tüm Yorumlar


Yorum Ekle

Yazarla, yorumunuzu paylaşın !


» Diğer Yazıları
Güncel Anket bulunamadı.
DÖVİZ KURLARI
Flash Player Yüklü Değil !
Kırşehir Çiğdem Gazetesi
ARŞİV | KÜNYE | RSS
© Haber ve ilgili materyaller izinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz 2007 - 2012 Tüm hakları saklıdır. 
habersitesial.com,haber sistemi,haber sitesi, haber sitesi al, sitekur,habesitesial, habersistemi,haber sitesi tasarımı,haber sitesi kurmak,haber sitesi template,profesyonel haber sitesi, haber siteleri, habersitesi, haber sitesi kur, haber scripti,haber sitesi yazılımı