![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |

Kırşehir'de ki mobilyacılar Milano'da fuar..SEÇİM SONUÇLARI: DEĞERLENDİRMELER -1-
SEÇİMİN GALİBİ VE MAĞLUBU
Öncelikle Kırşehir seçimlerinden galip çıkan AKP’yi ve seçilen adaylar sayın Abdullah Çalışkan ve sayın Muzaffer Aslan’ı tebrik ederim.
Bundan sonra omuz omuza verip Kırşehir’imizi daha yaşanılır bir kente dönüştürme gayreti içinde olmalarını dilerim.
xxx
Genel seçimlerden önce yazdığım ve bilgisayarımda duran aşağıdaki paragrafları sizlerle paylaşmak gereğini duyuyorum.
AKP’nin neden başarılı olacağı, diğer partilerin neden “temel meseleyi” anlayamadığını irdeleyen geniş bir açıklama yazısının ilk paragraflarıydı bunlar.
Önümüzdeki günlerde bu analizleri daha ayrıntılı sizlere sunacağım. Ancak şimdilik söyleyecek daha ivedi konular gündeme girdi.
Şimdi seçimlere yaklaşık onbeş gün kala kaleme aldığım ama yayınlamadığım o yazıdan aldığım iki paragrafı sizlere sunmak istiyorum:
“ …İki dönemdir tek başına iktidara gelen AKP, önümüzdeki seçimlerde de tek başına ipi göğüsleyecek. Hemen hemen her anket sonucu bunu gösteriyor. Diğer partilerin “oy arttırdık” lafları bir laf-ı güzaf olacak. “Kumar oynamaktan maksat ütmek.” Oy arttırmak iktidar olmak anlamına gelmiyor. “Oy arttırdık” laflarıyla kendini avutan partiler, devamlı muhalefette kalmaya, iktidarın ölümcül bir hatasını beklemeye mecburdurlar. İktidara gelmek için tembelliklerini bir yana bırakıp, dişleriyle tırnaklarıyla kazıyarak ve MSP – AKP’nin yaptığı gibi uzun bir mücadeleyi göze alıp kendilerini dizayn etmeye, değişimlerini gerçekleştirmeye mecburdurlar.
Her ne kadar 12 Eylül askeri idaresinin bu çizgiyi iktidara taşımakta olağanüstü bir gayreti olmuşsa da, daha sonra, halk sosyal demokratlara bir kanal açmıştı. Özellikle Özal sonrası dönemde kendilerine bu kanalı açan toplumun isteklerine ne yazık ki sosyal demokrat kanat cevap veremedi. Kendi kişisel çekişmeleri, tembellikleri, beceriksiz belediye uygulamaları, başarısız koalisyonların üzerine yaşanan ve tüm toplumu bir gecede yüzde altmış fakirleştiren büyük bir ekonomik kriz, 12 Eylül'ün yeşerttiği ve kendisine hazırladığı ortamda siyasette sabırla çalışmakta olan, kendine uygun kadrolar kuran, hazırlıklarını sürdüren AKP’yi tek başına iktidara taşıdı.
Seçimden sonra sosyal demokratların kimseyi suçlamasına gerek yok. Hata önce kendinde aranmalı…” diyerek bu geniş yazının “giriş” bölümüne devam etmişim.
Bence güncele de uygun bir giriş olmuş.
xxx
Seçimlerden sonra ertesi sabaha kadar sürecek bir otobüs yolculuğundayım. Önümde TV ekranı. Seçim yasakları nedeniyle sonuçları alamıyorum. Telefonla Kırşehir’den de CHP için iyi haberler gelmiyor. Bu arada önümdeki ekrandan Ata Demirer’in “Eyvah Eyvah” adlı filmini izliyorum. İyi kalpli saf bir müzisyeni oynayan Ata Demirer her şaşkınlığa düşüşünde “Eyvah Eyvah” diyor.
Seçim yasakları bitiyor, sonuçlar ekranlardan akmaya başlıyor. Benim için sürpriz yok. Ama tahminimden daha fazla oranlar akıp gidiyor ekranlardan.
AKP Genel Merkezi’nin önündeki coşkuyu ve kalabalığı izlerken, 1977 seçimlerinde , Ankara’da CHP binasının önündeki uzun coşkulu bekleyişimizi anımsıyorum.
Yorumcular, il sonuçları derken liderler ekrana çıkıyor.
CHP Genel Başkanının konuşmasını merakla bekliyorum.
“Üç tespitim var” diye başlıyor sözlerine, merakım biraz daha artıyor. “Birincisi, CHP oylarını arttırmıştır” diye başladığı anda konuşmanın sonucunu tahmin edip “eyvah eyvah” demekten kendimi alamıyorum. “üç buçuk milyon oydaş kazandık” diyor, “eyvah eyvah” diyorum içimden. “Bir sekiz sene daha gitti” diye düşünüyorum.
Sayın Kılıçdaroğlu'nun hemen yanı başında duran ve CHP'yi ekseninden çıkarıp bilinmeze doğru sürükleyen , son operasyonlara imza atan sayın Gürsel Tekin’in yüz ifadesi endişeli. ...
Devam ediyor sayın Kılıçdaroğlu: “12 Eylül’den bu yana en yüksek oy” diyor, “Meclis’te milletvekili sayısını arttıran tek parti” diyor. Ve o anda “eyvah eyvah” nidalarım yerini derin bir düşünceye bırakıyor. Üzüntüyle karışık bir düşünce bu.
Objektifliğine, mantıklı düşündüğüne inandığım sayın Kılıçdaroğlu’da “koltuğun cazibesine kapılmış” diyorum kendi kendime.
Söylenecek hiçbir şey yok. Hiçbir şey.
Aklıma Kırşehir’de CHP içinde iki yüzlü siyaset yapanlar geliyor. Sayın Gürses’in akşama kadar yanında gezip akşam onun aleyhine laf eden insanlar geliyor.
Parti tüzüğünü ve programını bırakın özümsemeyi okumayan bile yönetim kurulu üyelerinin varlığı geliyor.
Gelecek hırsıyla, gelecek hesapları içinde sayın Gürses’le beraber görünen, ama ters çalışan insanlar aklıma geliyor.
O gece huzursuz geçiriyorum o uzun otobüs yolculuğunu.
Örgütün tembelliği, mali eksiklik ve koordinasyon eksikliği nedeniyle sayın Gürses’in tek başına oraya buraya çırpınması yetmedi tabii ki.
MHP’yi tam bilmiyorum. MHP’nin başarısızlığını analiz edecek bilgiler ben de yok. Bu nedenden bu konuda fazlaca bir şey yazamıyorum ama, onun da tabanından AKP’ye kaymalar olduğu açık ve net.
Sonuçta bir seçim daha bitti. Seçimi kazanan iki parti var AKP ve BDP. Kaybedenler ise: CHP ve MHP.
Gerçek budur. Olay budur. Partiler bahane aramadan, “oylarımız arttı” falan fıstık demeden, bu somut sonuca göre kendilerini ölçüp biçmelidir.
Kumar oynamaktan maksat ütmektir. Seçime girmekten maksat o seçimi kazanmaktır. “Oylarımızı arttırdık” sözleri “züğürt tesellisinden” öte gitmeyen sözlerdir.
NOT: Kırşehir MHP’de 11 yöneticinin başarısızlığı gerekçe göstererek istifa etme erdemliliğini göstermelerini alkışlıyorum. Bu tür davranışların tüm siyasetçilere örnek olmasını dilerim. Onların partiden değil, görevlerinden istifa etmişlerdir. Herkes kaybettiği seçimin ardından böyle yüreklilik gösterebilmelidirler. Umarım bu erdemliliği başarısız olan her parti yöneticisi de göstersin. U.G.
| » Yorumlar | Tüm Yorumlar |
| » Diğer Yazıları |