BİR sene önce bu zamanlar bir grup arkadaşımızla birlikte on gün süren bir Rusya gezisine çıktık.
Moskova ve St. Petersburg’u kapsayan bu gezi bize bazı gözlemler yapma imkânı da sağladı. Moskova’da bir gün önce gezdiğimiz Kremlin Sarayı’na ikinci gün de bir gösteri için gittik. Daha önce bildiğimiz için bavulumuza takım elbiselerimizi de yerleştirmiştik.
Kremlin Sarayı içindeki Kremlin Opera ve Balo Salonu’nda, salonun en güzel yerinde, Çaykovski’nin “Fındıkkıran Balesi”ni seyretme imkanımız oldu. Muhteşem bir salon. Birbirine saygılı, şık temiz kıyafetli izleyiciler…
Bu anıların Kırşehir seçimleri ile ilgisi mi?
Bakalım:
Fuayede salonun dışarısına çıktım. Birbirinden şık kıyafetler giymiş kadınlı erkekli insanlar, yürüyen merdivenlerden yukarılara bir yerlere çıkıyordu. Ben de karıştım bu kalabalığa.
Yukarıda, akıl almaz bir manzara karşıladı beni.
Meşhur altın kaplamalı kubbeleri tepeden seyrediyorsunuz. Birbirinden güzel kanepelerin atıştırmaların sergilendiği masalar ve istediğiniz her türlü içecek.
İnsanlar birbiriyle ilgilenmeden, atıştırıyor, bir şeyler içiyorlar. Kimininelinde kokteyl bardağı, kiminin elinde fincan.
Bir başka gözlem de aşağı yukarı bütün hatlarını dolaştığımız meşhur Moskova metrosunda seyahat edenlerin ellerindeki kitaplar. Büyüğü küçüğü, kadını erkeği, işçisi patronu kitap okuyor.
Gorbaçov’dan önce yoksulluk çeken Rus halkı belli ki bazı şeyleri aşmakta.
En önemlisi de eğitimde yaptıkları aşama. Toplumun her kesimi asgari belli bir eğitim düzeyinde. İşte bu ülkede değişim de buna bağlı olarak hızla gerçekleşmekte.
Kırşehir’de eğitim durumuna bir bakalım. Ve de oy verme eğiliminde eğitimin etkisini göz önüne alarak yaklaşan seçimler için bir ön tahminde bulunalım.
Kırşehir ili gelişmişlik performansının 2003 raporuna göre şehirleşme oranı % 69.25. (Türkiye: % 64) Okur-yazar nüfus oranımız da Türkiye ortalaması ile uyumlu; iç Anadolu Bölgesine göre geri. Üniversite bitirenlerin oranı ise hem iç Anadolu hem de Türkiye ortalamasının bir hayli altında.
Türkiye’de şimdiye kadar yapılan seçim sonuçları irdelemesine bakacak olursak: Eğitim düzeyi arttıkça seçmenlerin oy verdiği parti tercihi ise değişmekte. Eğitim durumuna göre oy verilen parti tercihleri arasındaki oran istatistiksel açıdan da anlamlı.
Bakın Kremlin’den nerelere geldik. Ve Kırşehir’deki gözlemlerimiz:
İnsanlar saygısızca yedikleri ay çekirdeği kabuklarını kaldırımlara atmakta, yollara tükürenler var. İnsanların birbirine saygısı az. Kaldırımlarda genç genç insanlar birbirleriyle yüksek sesle ve küfürlü konuşuyorlar. Belli bir seviyeye geldiği düşünülen kesim olan otomobil sahipleri araçlarını rasgele park ediyorlar. Aslında bu davranış bile bir eğitim düzeyi sorunu.
Esnaf kaldırımları işgal ediyor belediye seyirci. Açıkta satılan gıda maddeleri ayrı bir sorun.
Şehirde, caddelerde, sokaklarda bir kaos ve karmaşıklık var. Kimse çözüme yanaşmıyor. Paranın şımarttığı ukelalar sırada bekleyen insanların önüne geçmekte bir beis görmüyor.
Ve böyle bir sosyal yapı içinde seçimlere gidiyoruz.
Hep beraber seçim sonuçlarını göreceğiz. Ve seçimlerden sonra ortaya çıkan yapıyı analiz eden yazılarımız olacak.
Aslında Kırşehir’deki seçim sonuçlarının olası tahminini burada belirtmek isterdim. Ancak seçim yasakları gündeme girdiği için bu tahminlerin açıkça yazılması da yasaklar kapsamına girmekte. Bu nedenle seçimden sonra bu konuda bir dizi yazımız olacak.
Aslında o tahminler ve olası sonuçlara göre analizlerimiz büyük ölçüde hazır ama gene de kesin sonuçları beklememiz yerinde olacak.
Not: Gerilimi giderek artan bir seçim kampanyası yaşıyoruz. Bazı vaatler, şimdiye kadar olduğu gibi bu seçimden sonra da unutulup gidecek. Sorumsuzca bu vaatleri yapanlardan halk hiçbir zaman tepkisini oyla belli ederek hesap sormayacak. Gerilimi gidererek artan bu seçim kampanyasının kazasız belasız 12 Haziran’da bitmesini diliyorum. Türk halkı şimdiye kadar olduğu gibi bu seçimlerden sonra da sandıktan çıkan iradeye saygı gösterecektir. Ama bu kampanyadaki hakaret içeren sözleri, liderlerin birbiri hakkında söylediği yadırganacak söylemleri, kampanyaya bulaşan şiddeti de kınadığımı bu tür davranışların, bu tür hareketlerin 21. yüzyıl Türkiye’sine yakışmadığını belirtmek isterim. Ve eğitimin ne kadar önemli olduğunu, halkın eğitim düzeyinin sadece diploma sahiplerinin sayısının artması olmak demediğini,halkın ilkokul çağından itibaren belli bir kültürel düzeye ve davranışsal düzeye gelmesi demek olduğunu bir defa daha vurgulamak isterim.