Ara
Paylaş : Google Paylaş : Facebook Paylaş : Yahoo Paylaş : Reddit Paylaş : Digg Paylaş : Blinklist Paylaş : Del.icio.us
Siyasetçinin ölümü!..
05.05.2011
Dr. Uğur GÖNÜL
ugurgonul@kirsehircigdem.com

Geçenlerde bir büyüğümle sohbet ederken bana şöyle dedi:
“Uğur, oğlum iki türlü ölüm vardır. Birincisi vadeyle gelen ölümdür ki; her fani bu ölümü er veya geç yaşayacaktır. İkincisi ise, durumunun bozulduğunda, karşıdan gelen bir dostunun seni gördüğü zaman yön değiştirmesidir. Bu ölüm gerçek ölümden daha acıdır.”
Şöyle bir düşündüm, daha önce yaşadıklarımızı, şahit olduğumuz olayları düşündüm. Bu büyüğümüz çok doğru söylüyordu.
İkinci ölüm gerçekten de acı vericiydi.
İnsanlar “kader”in getirdiği bir dizi olay sonucu elindekileri kaybedebilirler. Felaketler yaşayabilirler. Daha kötü durumlarda yaşamaya mecbur olabilirler. İşte bahsedilen bu durum “ikinci ölüm” durumudur.
Bir de, insanların zaafları sonucu kendi kendilerini düşürdükleri kötü bir durum da vardır ki, bu durum ikinci ölümden daha vahim ve korkunç bir durumdur.
Şimdiye kadar siyaset üstüne çok değişik yazılar yazdım. Yazdıklarıma kızanlar, darılanlar oldu. Hakaret edenler, gücenenler oldu. Tehdit etmeye yeltenenler oldu. Ama gerçekler eninde sonunda gün yüzüne çıktı. 
Kimseyle alıp veremediğimiz hiçbir konu yok. Kimseye, herhangi bir kuruma, partiye  ön yargımız yok. Yeri geliyor takdir ediyoruz, yeri geliyor eleştiriyoruz. Seviyelice, hakaret etmeden.
Gündemde pek çok konu olmasına karşın, her nedense, “siyaset” bir türlü gündemden düşmüyor.
Neden acaba?
Herkesin her gün konuştuğu, parklarda kahvehanelerde arkadaş sohbetlerinde dillenen siyasetin, bu çekici gücü nereden geliyor?
Çünkü,  Mustafa Tanyeri’nin belirttiği gibi “binlerce yıldan bu yana siyaset ve siyasetçi toplumun gündeminde ön sıralarda yer almıştır. Bazen olumlu bazen de olumsuz olaylarla gündeme gelen siyaset toplumsal yaşamımızın belirleyici öğelerinden birisidir.”
Türker Alkan, “Siyasi Ahlâk ve Ahlâksızlık” adlı kitabında (Bilgi Yayınevi 1993) şöyle der:
“… genel olarak toplumda, politikanın pis, kaypak, bulaşılmaması gereken bir iş olduğu imajı oldukça yaygındır. İnsanlar genellikle “politikaya bulaşmaktan” kaçınırlar. Bir davranışın ciddiye alınmaması gerektiğini belirtmek için  “politika yapıyor işte” derler. Fakat böylesine olumsuz bir imajı taşımasına karşın politikacı başarılı olduğu oranda toplumda saygın bir yer edinmektedir. Topluluklarda sözü dinlenir, önünde ceket iliklenir, mitinglerine binlerce kişi katılır, öldüğü zaman ardından ağıtlar yakılır.”
İşte siyaset ve siyasetçi, politika ve politikacı böylesine karmaşık ilişkiler içindedir.
Politikacıların bir bölümü, olumlu icraatlarıyla, başarılı hizmetleriyle toplumda saygın  bir yer edinir, toplum içinde sevilir ve sayılır. Bir bölümü ise yaptığı üç kağıtçılıklarla, ya da kişisel hatalarıyla bir anda toplumun gözünden düşer.
Bazıları yaptıklarının öylesine farkındadırlar ki, insanlarla karşılaşmamak için olağanüstü bir çaba gösterirler. İnlerinden gece çıkıp neon lambalı mekanların arka odasında, yanlarında kalan üç beş yardakçısıyla sohbet eder hale gelirler.
Bence, en güzel siyasi  hizmet, belirli bir sürede, saygınlığını korurken, halkı bıktırmadan çekilmesini bilmektir.
Türkiye’de bu duruma en güzel örneği rahmetli Erdal İnönü vermiştir. Onu izleyenler de, ne yazık ki; tüm olumsuzluklara rağmen hala ayak diretmeye devam etmektedirler.
Çok yazık…
Acaba kendilerine, çevrelerine, değerlerine, partilerine verdikleri zararın farkında değiller mi? Yoksa, aşırı hırsları gözlerinin önüne  kalın bir perde mi çekiyor? Çevrelerini ve dünyayı bu nedenden mi göremiyorlar?
Evine hırsız girdikten sonra hocayı suçlayan komşularına hocanın verdiği yanıt: “ey komşular hırsızın hiç kabahati yok mu?” olmuş.
Politikacı kabahatli de, anladık.
Peki ya vatandaşa ne demeli?
Politikacı, siyasi, toplumsal tüm  değerlerini çiğneyerek yoluna devam ediyor. Tamam da,  neden  vatandaşlar tepki göstermiyor? Neden?
Değerlerimizi bu kadar mı yitirdik; ya da tuttuğumuz taraf bu kadar mı gözlerimizi perdeliyor.
Siyasete kalite gelmeli, gelecek. Ancak vatandaş da, partili de bu konuda kararlı olacak.
Yeri gelince, belki de en sevdiği kişinin tüm değerleri ayaklar altına alan davranışını affetmemesini bilecek.  Eğer politikacı vurdumduymazlık yapıyorsa, vatandaş, demokrasinin icabı olarak ona sandıkta en büyük dersi verecek.
Vermeli ki, bir daha herkes kendine çeki düzen versin.
Bizim siyasiler hiç mi ders almazlar. Fransa’da yazlık evin vergisi yatırmayan bir siyasetçinin istifa etmesinden. Almanya’da seyahat ettiği uçak biletinin başka birisi tarafından alındığı öğrenildiğinde siyasetten çekilen siyasetçiden.
Görünen o ki, Türkiye’nin  bu alanda daha kat edeceği binlerce kilometre mesafe  vardır.
 

» Yorumlar Tüm Yorumlar


Yorum Ekle

Yazarla, yorumunuzu paylaşın !


» Diğer Yazıları
Güncel Anket bulunamadı.
DÖVİZ KURLARI
Flash Player Yüklü Değil !
Kırşehir Çiğdem Gazetesi
ARŞİV | KÜNYE | RSS
© Haber ve ilgili materyaller izinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz 2007 - 2012 Tüm hakları saklıdır. 
habersitesial.com,haber sistemi,haber sitesi, haber sitesi al, sitekur,habesitesial, habersistemi,haber sitesi tasarımı,haber sitesi kurmak,haber sitesi template,profesyonel haber sitesi, haber siteleri, habersitesi, haber sitesi kur, haber scripti,haber sitesi yazılımı