İlk iki yazımızın konusu Kırşehir milletvekilliğinin nasıl şekilleneceğiyle ilgiliydi. Bu konuyu irdeleyen son yazımızda olası tahminlerimizi vermeye çalışalım.
Konuştuğum her kişi kendi duruşu ile ilgili yorumlarda bulunuyor. Ama asıl ilgi çeken konu, her siyasinin “Biz bu seçimlerde iki milletvekilliğinin ikisini de alacağız” şeklinde. Aslında kendilerinin de pek inanmadıkları ama “siyasal olarak doğru olan” söylemleri.
Neden “siyasal olarak doğru” diyorum. Başımdan geçen bir olayla anlatayım.
2002 genel seçimleri. Ben CHP İl Başkanı olarak seçim kampanyasını yürütüyorum. Birinci sıra adayımız Hüseyin Bayındır, ikinci sıra A. Gazi Özer, üçüncü sıra adayımız ise Cahit Gürses.
Kampanyanın başlarında bir gazeteci benle bir söyleşi yaptı. O gazeteciye bir gerçeği söyledim. “CHP bu kampanyada bir milletvekili çıkarır” dedim.
Realite de aslında öyleydi. İki milletvekili çıkarma şansımız hiç yoktu. Bu sırada diğer partiler, şimdi olduğu gibi koro halinde üç milletvekilliğinin üçünü de çıkaracaklarını söyleyip duruyorlardı. Benim yaptığım gerçekçi bir tespitti ve o seçim sonuçları da benim tespitim gibi gerçekleşti.
Benim bu söyleşim yayınlandığı anda, bana karşı korkunç bir salvo atışı başladı. Benim siyasi muarızlarıma, basında dışladığım bazılarına adeta gün doğmuştu. “Vay ! bir il başkanı nasıl böyle söyleyebilir?”, “CHP üç milletvekilliğinin üçünü de alacak!” şeklinde söylemler, dedikodular aldı başını gitti.
Bu tepkiler öyle ciddi boyutlara geldi ki, seçim kampanyasının yoğunlaştığı bir zaman diliminde, parti içinde önemli bir kaos yaşama durumuyla karşı karşıya geldik. Bunun üzerine ilk söylemimi düzeltecek bir demeç daha yayınladım.
“Aman Allahım !…”
Siyaseten yanımızdan uzaklaştırdıklarımıza, bazı basın mensuplarına yeni bir koz daha vermiş oldum. “Kıvırtma Uğur Bey!” başlıklı yazı konusu olduk.
Sonuçta CHP, o seçimde sonradan başarılı çalışmalarıyla tanınacak bir milletvekili çıkardı. Bizim dediğimiz gerçekleşti ama geçen o zaman dilimini bir de bana sorun.
Bu nedenden “iki milletvekilinin ikisini de alacağız” temalı demeçlere hak veriyorum. Ama ne yazık ki; bu demeçler günümüzdeki gerçeklerle bağdaşmıyor.
Şu anda seçime katılan partiler arasında AKP dışındaki hiçbir parti iki milletvekili hedefine yakın değil. Beğenmeseler de, kızsalar da, bozulsalar da bu bir gerçek ve önümüzdeki Haziran ayı içinde yapılan seçimlerde bu gerçekliği hep birlikte yaşayıp göreceğiz.
Yalnız bir şeyi hatırlatmak da fayda var. O da Mikail Arslan faktörü. İki dönem Kırşehir milletvekili olarak görev yapan listede olsaydı öyle inanıyorum ki AKP’nin işi daha kolaylaşacaktı. Ama bugün kime sorarsanız sorun AKP’nin işi de zora girdi. Görünen o ki şu an AKP, MHP ve CHP atbaşı gidiyorlar. Hangisi çok çalışır, seçmeni hangisi ederse onun milletvekili çıkarma şansı var. Hiçbir partinin oyunun garanti olmadığını, esen rüzgara göre değişebileceğini de unutmamak gerekir.
Konumuza gelelim:
AKP: Temmuz 2007’de 73.227 oy almış. İki milletvekili çıkarmış. MHP ikinci parti olmuş 41.333 oy almış, bir milletvekili çıkarmış, CHP ise 26.992 oy alarak en kötü seçimini yaşamış. Milletvekili çıkaramamış.
29 Mart 2009 seçimlerinde İl Genel Meclisi’nde AKP 48.513, MHP 32.148, MHP ise 31.634 oy almış.
Referandumda “evet” oyları : 75.452, “hayır” oyları ise 51.361.
Bir önemli tespitimiz Kırşehir’ deki oy dağılımının Türkiye’deki oy dağılımıyla paralellik gösterdiği yönünde.
Böyle bakacak olursak AKP anketlerde oy oranını aşağı yukarı koruyor. Adaya bağlı ya da değil. Bu durum, AKP’nin Kırşehir’de bir milletvekilliğinin çıkarabileceğini gösteriyor.
Toplam çıkaracağı milletvekili sayısı ikiye düşmüş olan Kırşehir’de, tüm yarışma ikinci milletvekilliğinin hangi parti arasında geçeceği konusunda.
Aslında referandum ve diğer seçim sonuçlarının irdelenmesi, Kırşehir’de seçmen tercihlerinin seçim zamanlarında çok değişken olduğunu gösteriyor. Örneğin 2009 yerel seçimlerinde AKP, 2007 genel seçimlerine göre il bazında 25.000 civarında oy kaybediyor, 2007’de MHP ve CHP toplamı olan 68.325 sayısı referandumda 51.100’e düşüyor yani bu iki partiden 17.000 civarında oy kayması oluyor.
Diğer yandan, SP’li seçmen ikiye bölünmüş durumda. Bu kargaşada, bu parti tabanından AKP’ye ciddi bir oy kayması beklenebilir. Bu kaymanın da, AKP’ye iki milletvekilliğini kazanması yönünde olumlu katkısı olabilir.
Her şeyden öte, sıralamadan da önemli olan, AKP’nin yaptığı yatırımların da etkisinin olacağı bir süreç yaşanacak.
Esas olarak önümüzdeki seçimlerde MHP’li ve CHP’li tabanın duruşu belirleyici olacak. Bu seçimlerde tabanda daha önceki büyük kaymalar yaşanmazsa, diğer bir deyişle herkes kendi partisine yönelirse, Çobanoğlu ve Gürses arasında bir üçüncü yarış daha yaşanacak.
Çıta 38.000 sayısıdır. MHP ve CHP bu çıtayı aşamazsa, AKP’nin iki milletvekilliğini alması da söz konusu olabilir.
MHP veya CHP’den hangisi bu sayıyı aşarsa oy fazlasıyla ikinci milletvekilliğini alabilir.
CHP 2002 seçimlerinden sonra girdiği her seçimi kaybederek, eski kadrolarını dışlayarak, yeni CHP’nin tam olarak örgütü kapsayamadığı bir zaman diliminde, bir kampanya yürütmeye çalışıyor. Cahit Gürses adının örgüte yeni bir şevk ve ivme kazandırdığını da belirtmeliyim.
CHP üstündeki “ölü toprağını” silkeleyebilirse, -ki bu konuda CHP örgütünde kayda değer önemli gelişmeler yaşanıyor olduğunu duyuyoruz- adayı ve örgütüyle bütünlük içinde başarılı bir kampanya yürütebilirse yarışta iddialı olacaktır.
MHP’de Çobanoğlu adı üstünde ilk başlarda negatif bir söylem vardı. Duyuyoruz ki, Çobanoğlu, bu negatif söylemleri büyük ölçüde kırmış. Küskünleri yeniden MHP’de toplamış. Gene duyumlarımıza göre MHP’li belediye başkanları Çobanoğlu’na ellerinden gelen gayreti göstereceklerine dair söz vermişler.
Yine unutmamak gerekir Kaman, Mucur, Çiçekdağı belediyeleri MHP’nin elinde. Bu da MHP’ye artı bir puan olarak yansıyacaktır.
Özetleyecek olursak: İktidarın rüzgarı AKP’ye bir milletvekilliğini kazandırabilir. İkinci milletvekilliği için Gürses ve Çobanoğlu arasında çok zorlu bir çekişme yaşanacaktır.
38.000 sihirli sayısını aşanlar içinde bir yarış söz konusu olacaktır. Kim fazla alırsa ikinci milletvekilliği de onun olacaktır.
D’hondt sistemine göre AKP’nin aldığı oylar ikiye bölündüğünde çıkan rakam 38.000’i aşarsa AKP’nin ikinci milletvekilliğinde iddiası var olacaktır.
Bu kampanyada “bencillik”, “ben merkezli bir kampanya” belirleyici olmayacaktır. Örgütüne güvenen, örgütüyle birlikte belli bir disiplin içinde çalışan aday ikinci milletvekilliğinde ipi göğüsleyen kişi olacaktır.
NOT: Seçimler öncesi partileri analiz ederken, 2009 yılında yapılan yerel seçim sonuçlarını baz alarak değerlendirmiştim. Bu rakamlarda gazetemiz "Kırşehir Çiğdem"in İl Seçim Kurulu'ndan almış olduğu rakamlara dayalıydı. Ancak bu rakamlarda daha sonra kesin sonuçlar verildiğinde değişiklikler olduğunu değerli okuyucularımızdan sayın Oğuz Sulusaray'ın uyarısıyla anlamış bulunuyorum. Burada bir ard niyetimiz yoktur. Rakamlardaki yanlışlık tamamen bilgi akışından kaynaklanmaktadır. Yüksek Seçim Kurulu'na sunulan rakamlar doğrultusunda 2009 seçimlerinde AKP'nin oyunu 48 bin 513, MHP'nin oyu 32 bin 148, CHP'nin oyu ise 31 bin 634'tür. Bu yanlışlığı düzeltir, tüm duyarlı okuyucularımızdan özür dileriz. UĞUR GÖNÜL