Ara
Paylaş : Google Paylaş : Facebook Paylaş : Yahoo Paylaş : Reddit Paylaş : Digg Paylaş : Blinklist Paylaş : Del.icio.us
Cırcır Böceği
21.04.2011
Ali AKDOĞAN
aliakdogan@kirsehircigdem.com

Cırcır böceği, nam-ı diğer ağustos böceği…
Yaz tatillerimizin eğlenceli yol arkadaşlarından birisi. Karabacak’ta ya da Değirmenderesi’ndeki bağların, bahçelerin yeşilinin sarıya dönmeye başladığı günlerde, Ağustos’un sarı sıcağına eşlik eden sonsuz vızıltının sahibi.
Öyle cır cır eder ki bu böcekler, çıldıracak gibi olursunuz. Sıcağın beyninize işlemeye başladığında, bu vızıltı da beyninizi oymaya başlar. Aralıksız, saatlerce öten bu böceği, ağaç kabukları arasında görebilirseniz, yakalamanız kolaydır. Hantal kütlesiyle uçmakta zaten zorlanan cırcır böceğini, beline bağladığınız ip ile esir etmeniz işten bile değildir. O, iri cüssesine rağmen incecik ipi kaldıramayacak kadar yeteneksizdir.
Cırcır böceğinin Türkiye’deki türlerinin 4 yıl, ABD’deki türlerinin 17 yıl kadar, toprağın altında larva olarak kaldığını ve ağaç köklerini yiyerek beslendiğini, üremek için topraktan çıkarak ağaç gövdelerine tırmandığını, erkeklerinin cırcır öttüğünü, ergin halde bir ay kadar yaşadığını bilgi olarak aktarmalıyım. 
Cırcır böceği için Ağustos’u beklememiz gerekirken, karıncalar ile tanışıklığımız da toprağın ısınmasıyla başlar. Kırşehir’in birbirine çok benzer, tekdüze yaz günlerinin çocukluk hatıralarına, renk renk, boy boy karıncalar eşlik eder. Girmedikleri delik, çıkmadıkları zirve bırakmazlar.
Şehrin, henüz betona boğulmamış, tozlu, topraklı sokak aralarında, yaz günlerinde, yalnızlığınızı giderecek sonsuz oyun arkadaşları; karıncalar. Önlerine yığılan engelleri aşmak için, ince, fakat güçlü bacaklarıyla son ana kadar inatla, ısrarla çabalamaları, ne yapılırsa yapılsın, hedeflerinden şaşmayan mizaçları çocuk beyinlerimize yüzlerce kez kazınmış olsa gerek. Suya atarsınız batmaz, toprağa gömersiniz bir yerden deler çıkar. Boyundan büyük işler yapar. Yeteneklidir, güçlüdür. Kendi cüssesinden beklenmeyecek işler başarır.
Ağustos böceği ile karınca arasındaki öyküyü bilmeyeniniz yoktur, sanırım.
Bir yanda kendi ihtiyacının yedi mislini yaz boyu biriktirecek kadar çalışkan ve tedbirli karınca. (Nedense öyküde “cimri”lik ile suçlanarak aşağılanır bu hayvan.)
Öbür yanda, tüm yazı öterek, şarkı söyleyerek, “lay lay lom” ile geçiren ağustos böceği. Öykünün sonundaki hazin tabloda, “mağdur”u oynayarak, çocuk kalbimizde hatırlı bir yer edinmiştir;
- “Sıcak yaz günlerinde ne yaptın?”
- “Bütün yaz şarkı söyleyip, saz çaldım…”
- “Eee, madem ki şarkı söyledin bütün yaz, öyleyse şimdi de oyna biraz!”
Karınca, cırcır böceğini açlığıyla baş başa bırakır. Bizleri de, “merhamet” ile “alınteri” kavramları arasındaki ikilem ile…
Çalışkan ulusların ürettiği yüzlerce markayı, binlerce aracı, aleti, edevatı, cihazı, onlara borçlanarak almanın, kullanmanın ve tüketmenin “beceri” olarak sunulduğu bir ülkenin içinde bulunduğu durumu da “Ağustos Böceği ile Karınca” öyküsü ile anlatmak mümkündür.
“Boş teneke çok ses çıkarır” desek de, cırcır böceklerini ikna etmemiz olası değildir. Onlar mirasyedi gibidir, var olanı yerler. Kendilerini, yapıştıkları ağacın yaprakları, kabukları arasına gizlerler. Varlığını tükettikleri o koca ağaçların gövdelerinde saklanırlar. Fark edemezsiniz onları, bütün zararlarına, gürültülerine ve tantanalarına rağmen ağaç gövdesinden ayırt edemezsiniz.
Çok ses çıkardıkları için çok şey yaptıklarını sanırsınız. Ama öyle değildir. Çıkardıkları ses dişilerini davet, kendi arzularını tatmin içindir. Bu ses bazen onları kuşlara yem yapsa da, genellikle çoğalmalarına yardım eder.
Onlar yapıştıkları ağacın özsuyunu emerek yaşarlar, üreyip yüzlerce larvayı o ağacın köklerine musallat ederek ölürler. Bu asalaklardan, ağacın bir tek kurtuluş yolu vardır. O da, ağacın kurumasıdır!
Mağdur edebiyatı ile siyaset hayatımıza musallat olmuş siyaset alışkanlığı ile malul siyasetçi türünü de, çalışmadan, üretmeden ikbal ve istikbal peşinde koşanların kolaycılığını da, el kesesinden ağalık yapanları, beceriksizlikleri beceri olarak sunanları ve ‘ele verir talkımı, kendi yutar salkımı’ vaziyetinde ömür tüketenleri de “cırcır böceği”ne benzetsek hata mı etmiş oluruz?
Bir seçim yarışının başladığı bu günlerde, “cırcır böcekleri” ile “karıncalar” arasındaki yarışı, hem Kırşehir özelinde, hem de Türkiye genelinde, daha somut projeleri ve bunları gerçekleştirme iradeleri olanların kazanmasını diliyoruz.
Kırşehir’e yıllardır hayrı dokunmamış, yıllarca dokunmayacaklar bu yarışın galibi olmamalıdır. Kırşehir’e altmış beş yıldır haksızlık eden zihniyet, çökerttiği ekonomik hayatı onarmalı, kopardığı beldeleri Kırşehir’e iade etmelidir.
On yıldır iktidarda olanların, Anadolu’nun kültür kentinin neden eriyip gittiğini, neden buna engel olamadıklarını, neden elsiz, ayaksız bırakıldığını, neden yoksulluğa mahkum edildiğini seçim meydanlarında anlatmalarını bekliyoruz. İktidara talip olanların da Kırşehir’in bu “nâkıs talihi”ni nasıl değiştireceklerini somutlaştırmalarını bekliyoruz.
Kazanan, ödüllendirilen karınca, yani “çalışkan ve çalışacak olan” olmalıdır, karıncanın mağdur(?) ettiği yalanını diline pelesenk etmiş “cırcır böceği” değil elbette!
 Artık, Kırşehir’in kandırıldığını değil, kazandığını görmek istiyoruz.
 

» Yorumlar Tüm Yorumlar


Yorum Ekle

Yazarla, yorumunuzu paylaşın !


» Diğer Yazıları
Güncel Anket bulunamadı.
DÖVİZ KURLARI
Flash Player Yüklü Değil !
Kırşehir Çiğdem Gazetesi
ARŞİV | KÜNYE | RSS
© Haber ve ilgili materyaller izinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz 2007 - 2012 Tüm hakları saklıdır. 
habersitesial.com,haber sistemi,haber sitesi, haber sitesi al, sitekur,habesitesial, habersistemi,haber sitesi tasarımı,haber sitesi kurmak,haber sitesi template,profesyonel haber sitesi, haber siteleri, habersitesi, haber sitesi kur, haber scripti,haber sitesi yazılımı